Ali KAYADİBİ

Dijital uygarlık ve dilin 'rap' müzikle imtihanı

Ali KAYADİBİ

İzmir’in ana caddelerinde bile modifiye edilmiş arabalarla “Tofaş Doğan SLX, esmerleri severiz…” diye bağırta bağırta dolaşan marjinal gençleri görünce bir bedbahtlık duygusu çöküyor içime…
Yeraltı edebiyatının, karanlık motivasyonların diliyle içimize çöreklenen kültür yozlaşması…
Baştan diyeyim; rap müziğe karşı duruş değil benim derdim. Müzikalitesi, müziğin özgün niteliklerden yoksun olması…
Kültürel olgunlaşmanın en pratik aracı kültür ve sanattır.
Aynı zamanda kültürel erozyonun en hızlı yayıldığı alandır müzik…
Seveni ve takip edeni hemen zihnen kuşatır.
Avusturyalı psikiyatrist ve psikolog Alfred Adler, “İnsanın yapabileceği en zor şey” der; “Kendini tanımak ve kendini değiştirmektir.” 
İnsanın kişiliğini, çocukluk deneyimlerini, aşağılık duygusunu ve toplumsal ilişkilerini ele alan Adler’e göre insanı anlamak için yalnızca geçmişine değil; hayata yüklediği anlama ve ulaşmaya çalıştığı amaçlarına da bakmak gerekir.
Bu konuya neden girdim, yazının sonunda…
İngilizce “Rhythm and Poetry” yani ritim ve şiirin kısaltılmış ifadesi rap müziğin özelliği; sabit tempo eşliğinde ritmik ve kafiyeli sözlerin, hızlı, vurgulu ve konuşma tarzına yakın seslendirilmesidir.
Türkiye’de rap, 1980’lerin sonlarında gurbetçi ailelerin çocukları arasında filizlenip günümüzde popüler hale geldi.  
Almanya’daki Türk gençleri ırkçılığa karşı tepki olarak rap yapmaya başladı.

LANET OLSUN DOSTUM!

İnternet çağı ya da dijital uygarlık diyebileceğimiz günümüzde müzik platformları da yükselişe geçti. Ana akım medyanın radyo ve televizyonlardaki engeline karşı internet üzerinden yeni nesil müzik türleri de yükseldi. Rap kültürü internet çağı çocuklarını dinleyici / takipçi olarak hedef seçti. 
Bu rap gruplarından biri Lvbel C5 üzerinden yazımızı tamamlayalım. Gerçek adı Süleyman Burak Bodur, müzik sesi ve içeriğiyle tam bir kültür şoku yaşatıyor. “Havhavhav”, “Çook pardon”,  “Aşkım Allah Kurtarsın” diye şarkılar söylüyor.
Sözleri ve tarzı başına iş açtı. Adli olaylar sonucunda şarkı sözleriyle uyuşturucu madde kullanımına özendirdiği gerekçesiyle tutuklandı. 
Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Bodur hakkında “Türk edebiyatı üzerine eğitim alma ve kitap okuma” yükümlülüğü getirildi.
İlk kez duyduğum, gazeteci olarak da ilginç bulduğum bu ceza aslında muhteşem bir örnek, bana göre ödül!
Sanatçı diye sahneye çıkıp suç potansiyeli taşıyan görüntü ve tarzıyla çocukların dillerine pelesenk olan sözlerle geri dönüşü zor bir toplumsal yıkım oluşturuyor. Küfür kıyamet sözlerin arasına yerleştirilmiş anlamsız, Türkçe olduğunu tekrar tekrar dinledikten sonra anlayacağınız laflar…
Böyle müzik olmaz olsun. Böyle rap eksik olsun. Böyle sanatçıya yazıklar olsun.
Benim bir fikrim var; Bodur hakkındaki “Türk edebiyatı üzerine eğitim alma ve kitap okuma” yükümlülüğünün ölçme değerlendirme yapılarak şahsın cezai müeyyidesinin yerine getirilmesi gerekir.
Tekrar aynı suçu işlemesi halinde ömür boyu bu tür söz ve tarzda müzik yapması engellenmeli.
Millet olarak en büyük ortak değer olan dilimiz, dijital uygarlığın yıkıcı etkisine maruz bırakılamaz.

Yazarın Diğer Yazıları