Dorukhan Büyükışık davasında kamera savunması

Dorukhan Büyükışık davasına ilişkin duruşmada sanık ifadelerine devam ediliyor.

Hayriye Gülperi TİBİN – İzmir’in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında meydana gelen, emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin davaya başlandı. Dava kapsamında yargılanan, Mehmet Münir Tanyer ve Taylan Tanyer’in de aralarında yer aldığı 26 sanık hakim karşısına çıktı.

Verilen öğlen arasının ardından sanık ifadelerine devam edildi. Bu esnada söz alan sanık C.A. “Ben araçların bakım onarım arızaların giderilmesi şoförlerin göreve sevk edilmesinden sorumluydum. Kameralarla ilgili herhangi bir bilgim görevim yok. Olay günü kameralarla ilgili saha mühendisi Y.A., M.’yi aradı. Kameraların şifresini istiyor ve alıyor. Olay sonrasından bahsediyorum şu an. Olay öncesinde kameraların çalışıp çalışmadığını bilmiyorum” dedi.

Kameralarla ilgili herhangi bir bilgiye sahip değilim

Sanık C.A., konuşmasına şöyle devam etti:

“Ben kameralarla ilgili herhangi bir bilgiye sahip değilim. Bana hiçbir zaman kameralarla ilgili arızayla ilgili bilgi verilmedi. Bahsedilen kamera hangisidir bilmiyorum. Kameralarla ilgili bana hiçbir zaman arıza bilgisi verilmedi. Zon kamera hangisidir bilmiyorum.

Olay günü sabah ailemle kahvaltı yapıyorduk. Evim şantiyeye araçla ortalama 8 – 10 dakikalık mesafede. Telefonum çaldı ve şantiye bölgesinde bir ceset bulunduğunu söyledi. Saat hemen hemen sabah 9 buçuktu. Ben de gidip gitmeme konusunda kararsız kaldım ve müdür beyi kendi telefonumla hattımla aradım, ‘Komutanım bana böyle böyle telefon geldi, gideyim mi?’ dedim. O da gitmeme gerek olmadığını söyledi. Pazartesi sabah 8’e kadar olay yerine gitmedim. O günü de ailemle geçirdim. Aynı gün içinde T.Ç’yi aradım ve durumu sordum. O da ‘Abi şu an karakolda ifade veriyoruz’ dedi kapattı.

Ben iş yerinde yeni gelen personelin giriş evraklarını yaparım. İşe giriş yaptığım evrakları yönetim ofisinin olduğu yere yani merkez ofise götürürüm. Onun haricinde personelle ilgili kişilerin izinlerini mesai giriş çıkışlarını takip ederim. Yemek firmalarıyla görüşmeleri yaparım. Pazar günleri hariç, 6 gün öğlen yemeği verilir onların görüşmelerini yaparım.”

Kamerayı kimin yerleştirdiğini şantiye şefi bilir

C.A.’nı ifadesi sonrası mahkeme başkanı C.A.’ya sorularını yöneltti. C.A., mahkeme başkanının, “H.K. görev yerinin neresi olduğu gibi görev dağılımını kim yapar?” sorusuna, “Bunu ben belirliyorum genelde” diye yanıt verdi.

C.A., görüşmelerde kullanıldığı öne sürelen ve baz istasyonlarında kaydı çıkan şirket telefonuyla ilgili, “Bahse konu kodlu telefonu zaten şirket vermişti o numarayı. Gündüz, gündüz bekçisinde duruyor. Bir tane var gündüz bekçisi. Olay tarihinde gündüz bekçisi H.A. idi. Aynı zamanda istasyonumuz, malzeme depomuz aynı yerde. Bende de telefon var” dedi.

Mahkeme başkanı, “A.G. olay günü nerede bekçilik yapıyordu?” diye sordu. C.A. ise “Net hatırlamıyorum ama sanırım asma bahçelerde bekçilik yapıyordu” diye konuştu.

Olay gününden sonraki günü de anlatan C.A., “Pazartesi günü geldiğimde, mesai arkadaşlarımızla ne olmuş ne bitmiş konuştuk. Ancak onun dışında hiç kimse hiçbir şekilde bana bir cihazla arızayla ilgili bir bilgi vermedi. Kamerayı bulunduğu yerlere kimin yerleştirdiğini şantiye şefi bilir. Bu inşaatta bu olaydan önce herhangi bir adli vaka yaşanmadı. Sadece bir iş makinesi devrilmişti. Maktulün inşaat alanına girerken kameralara yansıyan görüntüsü olduğundan haberim yoktu. Bunların emniyet müdürlüğüne teslim edilmesi sürecine ilişkin bir bilgim yok. Hiç kimse bana bu konuda bir şey söylemedi. Şantiye şefi her şeyden sorumludur. Ben beraatimi talep ediyorum” açıklamasında bulundu.

Büyükışık: Kendi telefonundan kendisini aramış olamaz

C.A.’ya sorularını yönelten Büyükışık, şu ifadeleri kullandı:

“Olay yeri olan şantiyede şirket telefonları geliyordu ve tayfuna verildi dendi. Gece tayfunda duruyor demişti sanık. Halbuki biraz önce yine bir başka şahız, Ali Gürbaş’ta olduğunu söyledi. 3314’ün T.Ç.’de olduğundan emin mi? H.A. olay yeri gündüz saatinde bu telefonu kendisi kullanıyordu dedi. Ancak H.A. olay günü gündüz saatlerinde bizzat bahse konu kodla biten telefonla kendi telefonundan kendisini aramış olamaz. Bu şekilde birçok görüşme var. Ardıç’ın bu telefonu bu şekilde kullandığından emin mi? İ.K. kendi ifadelerinde de beyan ettiği gibi aslında olay yerindeki konteynerde kalıyor. İ.K.’nin asma bahçelerde kaldığı yönündeki beyanın arkasında mı? Kendisi hiç Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi’ne gitmediğini ifade etti ancak saat 13. 40 ve 14.33te oradaki baz istasyonunu kullandı. Bir kere de değil defalarca sinyal verdi. Oradan geçen her araç baz verir dendi. Ben de orada oturuyorum, benim bazım hiçbir şekilde oradan çıkmadı. Üstelik Taylan Tanyer’in bu bazı yaklaşık 2 saat boyunca ardışık olarak veriyor. Acaba Taylan Tanyer’le ilgili söylediği şeyden emin mi? Olay yerine gelmediğini söylüyor ancak şirkete kayıtlı cep telefonu olay yerinden baz veriyor. Baz kayıtlarında da bunlar çok. Kendisi emekli astsubay olduğunu beyan etti, ben de emekli bir askerim. A.S., A.G., B.D., F.M.A., M.K., Z.M. isimli şahıslarla iletişim var. Bir emekli astsubay, istihbarat konularını çok iyi bilmesi gereken biri, bu kadar farklı yabancıyla nasıl iletişim kurar?”

C.A. ise “Bilmiyorum. O telefonlar eski tuşlu telefonlar. Kendi telefonu akıllı telefon olduğu için konuşmuş. İkisi de kendisindeyken nasıl H.A.’ya arama yapıldı bilmiyorum. Olay günü polis merkezine kesinlikle gitmedim. Bahsedilen yabancı uyruklu kişilerle ilgili olarak; benim telefonumda sosyal medya dahi yok. Şirketin telefonunda yurt dışı aramaları yok” diye yanıt verdi.

Daha önceki ifadelerimi tekrar ediyorum

Sonrasında söz alan sanık D. ise şöyle konuştu:

“Ben denetim yapıyorum. Ölüm olayları gibi olaylara üst amirlerimizin talimatıyla gidiyoruz. Ben o gün olay yerine ekibin çalışmasıyla ilgili bilgi aktarmak için gittim. Bulgu tespiti ya da delil toplama gibi bir iş için gitmedim. Bu nedenle iddianamede isnat edilen bu eylemlerin sorumlusu ve muhatabı ben değilim. Olay yeri inceleme uzman ekip personeli alacağı bulguya kendisi karar verir. Olay fail mağdur üçlüsü kurdukları bulguyu alır, yapacakları işleme kendileri karar verirler. Adli sorumluluğun kendilerinde olduğunu bilirler. Daha önceki ifadelerimi tekrar ediyorum, beraatimi talep ediyorum.

Bildiğim kadarıyla telefonla nöbetçi amir olarak K.K.’ya bildirildi. Ancak seslenmiş de olabilir. Olay söylendi. Ben ekipten bağımsız olarak gittim. Üçümüz aynı anda gittik. Ben ekiple birlikte ekipten bağımsız olarak gittim. Ekip amiri değilim çünkü. Olay yerine gittiğimde saat 10 – 10 buçuk civarıydı. Olay yerinde resmi ve sivil polisler vardı. Sadece cinayet büro personelini simaen bildiğim için biliyorum ama diğerlerini tanımıyorum. Cinayet büro gelmişti olay yerine. Şüpheli ölüm olaylarında soruşturmacı birim savcıyla görüştükten sonra savcı der ki cinayete de olay yerine de haber verin. Hepsi birlikte gözde geçirirler, savcıya bildirirler. Savcı kimin bakacağını belirler. Cinayet büro tüm şüpheli ölümlere gider.

Ben ekiple birlikte gittikten sonra görevim, büro amirine aktarmak. Büro amiri geldikten sonra da anlatmak. Gözlemlediğim kadarıyla yanlış bilmiyorsam anahtarın yerinin değişmiş olabileceğini düşünmüyorum ancak numaratörlü çekimlerde değişmiş olabilir. Ölüm muayene esnasında bu pozisyonda doktor eğer çalışamayacaksa maktulün yeri değiştirilir. O sırada maktulün eli ayağı çarpmıştır. Ekibim de her iki hali de fotoğraflamak için çevirip fotoğraflamış olabilir. Bu demek değil ki ham çekimlerde anahtarın a yüzü alındı araç açıldı b yüzü kondu. Anahtarın yerinin değiştiğini düşünmüyorum.”

İzmir Gaste | izmirgaste | - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
Hayriye Gülperi TİBİN

Bakmadan Geçme