Ali KAYADİBİ

Tescilli 'yürüyüş' stili ilk kez İzmir'de başladı

Ali KAYADİBİ

İzmir yine bir ilke sahne oldu.

Sınırlı sayıda kişi tanık oldu. Fakat gelecekte etkisi dalga dalga yayılacak bir etkinlikten bahsediyorum.

Yaşamı sağlıklı biçimde sürdürmenin en basit ve güvenilir şekli yürümek olarak zihinlerde tescillidir. Ancak yürüme stili ilk kez resmen tescillendi. Hayatımda pek az kadında gördüğüm sınırsız hareket kabiliyetine sahip Uzman Aile Danışmanı Zehra Selimoğlu, “Nietzsche Gibi Yürümek” adını verdiği etkinliği Türk Patent ve Marka Kurumu’na tescilletti. 

Zehra Selimoğlu ile ortak bir akademik topluluk üyesi olarak başlayan tanışıklığımız, aynı gazetede yazarlık serüveniyle fikrî atmosfere taşındı. Dün ilk kez İzmir’de “Nietzsche Gibi Yürümek” etkinliğinde buluştuk. 

Sosyal medyadaki ilk duyurusuna onlarca katılma talebi geldi. 

İzmir Kent Ormanı çevresinde 2 saate yakın süren yürüyüş, bir yönüyle hayatın günlük telaşından kopuş bir yönüyle de insanın kendi iç dünyasına yolculuğunu temsil ediyor. Yürümeyi salt fiziksel bir aktivite olarak nitelendirmiyor Zehra Selimoğlu, “Bir düşünme pratiği olarak da ele alıyoruz” diyor. Yani insanın içine dönmesi, dünyayla bambaşka bir bağ kurma biçimi olarak ele alan kolektif oluşumu, felsefi yolculuğu temsil ediyor.

 İZMİR İLKLERİN ŞEHRİ 

İzmirliler, ilk ve orijinal etkinliklere açıktır. Bu yüzden de ilginç oldu bu etkinlik. Burada sözü Zehra Selimoğlu’na bırakalım. “Nietzsche Gibi Yürümek” ifadesinin temelinde Friedrich Nietzsche'nin şu meşhur felsefi yaklaşımı yatıyor: 

Yürüyen Masalar: Nietzsche, en büyük ve sarsıcı fikirlerini masa başında değil, dağ bayır günde 6 ila 8 saat yürürken bulmuştur. Onun için yürümek, zihni gürültüden arındırmanın tek yoludur. Meşhur Sözü: Tescillenen bu fikrin de mottosu olan o söz şudur: Yalnızca yürürken akla gelen düşünceler değerlidir. Eylemin Özü: Tescil edilen bu marka; modern dünyanın hızından, hazır kalıplarından ve onaylanma ihtiyacından kaçarak, yalnızlığı göze alıp kendi hakikatini arayanların felsefi yürüyüş ritüellerini simgeler. 

Friedrich Nietzsche, bir noktadan diğerine gitmeyi yürümek olarak nitelendirmiyor. Üstelik, Gustave Flaubert’in “İnsan ancak oturarak düşünüp yazabilir” sözüne karşı çıkan Nietzsche, uzun süre oturmanın düşünceyi zehirlediğini savunur. 
Herkes kentin kaotik havasında yaşadıklarına göz atınca Nietzsche’nin ne kadar haklı olduğunu görebilir. O halde, yürümek için bugün bir adım atmaya ne dersiniz? Belki de hayata yeni bir başlangıç bu yolun sonundadır. Denemekten zarar gelmez. O halde yürüyelim arkadaşlar, yürüyelim!

Yazarın Diğer Yazıları