Fransa’da dönercide çalışan bir Türk vatandaşının, trafik kontrolü sırasında Fransız polisle yaşadığı bir olaydan bahsedeceğim.
“Sağ arka ışığını yaptır” uyarısıyla başlayan konuşma, birden “Senin ülken, benim ülkem” tartışmasına dönüyor.
“Mehmet Yıldız Türk mü? Zaten hepinizin adı neredeyse ‘Mehmet’.”
Fransa’da çok Türk var, tek Türk spesiyali döner, eldiven, şapka, spesiyal, parfüm derken Fransız’a hayatının şokunu yaşatmış.
Polis: Yanlış anlama ama temizlik konusunda siz Türkler iyi değilsiniz.
Vatandaş: Genelleme yapmayın amirim.
Polis: Gerçekten etiniz nereden geliyor bilmiyoruz. Eldiveniniz, kafa şapkanız yok.
Vatandaş: Tek spesiyalimiz döner değil, Türk tatlıları baklava, lokum bilir misiniz?
Polis: Evet, biliyorum. Türk tuvaletleriniz de meşhur değil mi?
Vatandaş: Siz Fransızsınız değil mi? Fransızların spesiyalleri nedir?
Polis: Evet. Bir sürü var. Pastalarımız, şaraplarımız, peynirlerimiz, parfümlerimiz var.
Vatandaş: Parfüm mü? O zaman parfümün üretilme nedenini biliyor musunuz?
Polis: O kadarını bilmiyorum.
Vatandaş: Tarihinizi bilmiyorsunuz ama ben biliyorum. Fransızlar parfümü çıkardı. Çünkü o zamanlarda Fransızlar senede bir kere banyo yapardı.
Polis: Nereden biliyorsun, o zamanda mı yaşadın?
Vatandaş: Arşivlere bakın, çok belgesel izledim. O zamanlarda Fransızların tuvaletten haberi yoktu. Pisliklerini kumaş aralarına yapıp pencereden fırlatıyorlardı. Koca Paris resmen pis kokuyordu. Fransızlar pis kokuyordu. Yıkanmak yerine parfüm icat etmişler. 1600 yılında Türkiye’de Osmanlı İmparatorluğu sayesinde tuvaletler tüm ülkelerde vardı.
Polis: Osmanlı İmparatorluğu bizi ilgilendirmez.
Vatandaş: Osmanlı İmparatorluğu tuvalet bile yapmıştı ve Avrupa’nın tuvaletten haberi yoktu.
Polis: Tarih dersi yapmıyoruz, bilgilerin sende kalsın.
Vatandaş: Siz Türkler temiz değil diyorsunuz, ben de size Fransızlar temiz değil diyorum.
Polis: Dediklerine dikkat et, karşında polis var.
Vatandaş: Bizler tuvalette işimiz bitince su ile temizleniyoruz. Siz ise kâğıt ile temizleniyorsunuz. Bugün tuvalet kâğıdı kıtlığı olsa taş devrine dönersiniz.
Polis: Gel buraya, bunların hepsini karakolda söyleyeceksin.
Vatandaşın Fransızcası çok iyiydi. Ülkemizi savunmak istemesinde de sıkıntı yok. Fakat bir noktadan sonra savunma yerine karşı tarafı aşağılamaya geçilmiş.
Biri size haksız bir genelleme yaptığında, aynı yöntemle karşılık vermek sizi haklı çıkarmaz.
Polisin de trafik kontrolü sırasında görevini bırakıp bir milleti bir dönercideki hijyen üzerinden değerlendirmesi yanlış.
İki tarafı da haklı bulmuyorum. İlk başlatan polis olsa da diğeri bu yanlışı düzeltmedi; aynı yanlışı karşı tarafa iade etti.
Fransa’da ırkçılık ve ayrımcılık ciddi bir sosyal sorundur. Farklı kökenlerin; özellikle Afrika, Arap ve Türklerin yaşadığı çok kültürlü bir ülkedir. Vatandaş sınır dışı bile edilmiş olabilir.
Türkiye’de “Temizlik imandan gelir” deriz. Evimizin içini temiz tutar, misafir geldiğinde koltuklarımızı siler, camlarımızı parlatırız.
Aynı özeni evin dışarısında da gösteriyor muyuz?
Paris’in de temizlik konusunda tertemiz bir geçmişi yok. Topuklu ayakkabılar, şemsiye, kolonya; temizlik sorunu, hijyen eksikliğinden icat edilmiş.
Paris Belediyesi’nin tarihçesine göre kanalizasyon ve atık yönetimi 19. yüzyılda, tıp dünyası mikroplardan konuştukça, su ve sabunun önemi anlaşılmıştı.
1884 yılında Paris Valisi Eugène Poubelle, evsel atıkları toplamak için kapı önlerine “içi çinko kaplı ahşap kutular” koyma zorunluluğu getirmiş. Kutuların kapaklı olması ve çöplerin sokaklara saçılmaması gerekiyormuş.
Genelgeden sonra isyan başlamış. Kimse çöp kutusunu kullanmak istememiş. Dönemin gazeteleri, bu kutularla dalga geçmek için onlara Valinin soyadını vermiş: “Boîte Poubelle” (Poubelle’in Kutusu).
Bugün hâlâ evdeki çöp ve çöp kutusuna “Poubelle” deniyor.
Şimdi temizlik konusunda işaret parmağımızı kendimize çevirelim: Biz kendimizi ne kadar temiz, medeni ve farklı olana karşı saygılı görüyoruz?
Türkiye’de “Temizlik imandan gelir.”
Ama bu sözün karşılığını sokaklarımızda göremiyoruz.
Temizlik imandan, çöpü çöp kutusuna atmak da insanlıktan gelir.
Medeniyet, yediğiniz içtiğinizle, pahalı parfümlerle, kendi eksiğinizi görmeyip başka kültürü aşağılamakla olmaz.
Medeniyet, elinizdeki çöpü yere atmayıp bir Poubelle bulana kadar elinizde tutmaktır.