Selma SALLIOĞLU

8 nesil bir arada!

Selma SALLIOĞLU

Dünyada şu anda bir arada yaşayan 8 farklı kuşak var.  8 ayrı jenerasyonun aynı dünyada sosyalleşmesi, çalışması ve yaşaması insanlık tarihinde ilk defa gerçekleşen bir durumdur. 

Bu çok büyük bir zenginlik değil mi?

İnsan ömrü uzadı. Doğumların çoğalmama oranına bakarsak insan ömrünün daha da çok uzaması robotlar karşısında bizi biraz daha güçlü kılabilir.

Bugün kuşaklar arasında bir yolculuğa çıkalım mı?

Dünyada şu anda bir arada yaşayan 8 farklı kuşak var. Bu çok büyük bir zenginlik değil mi?

İnsan ömrü uzadı. Doğumların çoğalmama oranına bakarsak insan ömrünün daha da çok uzaması daha iyi olur.

Sizce bu 8 kuşak birbirini anlıyor mudur? Beta’ları saymazsak 7 kuşak arasında çatışmalar oluyor mu? Elbette oluyor. 

Çatışma olması için kuşak farkına gerek yok. Aynı karından gelen insanlar, karındaşlar (kardeşler) bile durmadan çatışıyor. Sanki “çatık kaşlı” bir dünyada yaşıyoruz.

Z kuşağı ile Alfa’ların arasında bile farklar varken, X ve Y kuşağı yeni jenerasyonu kendi zamanıyla kıyaslamaya devam ediyor. Bizim zamanımızda şöyleydi böyleydi… 

Şimdi ne sizin ne bizim zamanımız…

Sizin, bizim zamanımızda corona da yoktu, internet de yoktu, online alışveriş, online okul da yoktu. İmkânlar yoktu.

Şu an ne varsa onun zamanındayız, ne gelecekse onun zamanına gireceğiz. Kaçamayız.

Gelelim kuşakların kronolojik sıralamasına göre en küçükten en büyüğüne: 

1. Beta Kuşağı: 2025-2039: Daha yeni doğan bu minikler yapay zeknın olduğu bir dünyaya geldiler. Hızlı değişim ve belirsizliklere alışmak onların işi. Uyum yeteneklerinin yüksek olması bekleniyor. Genel olarak Z kuşağının çocukları olacaklar. Teknolojinin yaygınlaşmasında köprü görevi gören Z kuşağının. 

2. Alfa Kuşağı: 2010 – 2024 

21. yüzyılda doğmuş ilk kuşak olarak tanımlanıyor.

Teknolojinin, yapay zekanın ve dijital ekranların içine doğdu. Daha çok bireysellik ön planda olduğu için toplumsal olaylara, çevreye, sosyalleşmeye daha çok yönlendirilmeliler. Doğduklarından itibaren fazla bilgi, ses ve görüntüye maruz kaldıkları için zaman onlar için daha hızlı akıyor.

3. Z Kuşağı: 1997 – 2009 

"Dijital yerliler" olarak bilinirler. İnternet ve akıllı telefonlarla büyüyen, sosyal adalete ve çevreye duyarlı, küresel düşünen bir nesildir. Dijital çağa geçiş dönemini birebir yaşadılar. Hatta teknolojinin ilerlemesinde köprü görevi üstlendiler.

4. Y Kuşağı / Milenyum : 1981 – 1996

Analog dünyadan dijital dünyaya geçişi yaşamışlardır. 

İş-yaşam dengesine önem veren, teknolojiye hızlı adapte olan ve deneyim odaklı yaşayan bir kuşaktır. Yaşadıkları iki dönem arasındaki dengeyi bulurlarsa hayat onlara güzel gelir.

5. X Kuşağı: 1965 – 1980

"Kayıp Kuşak" veya "Köprü Kuşak" olarak da adlandırılırlar. 

İş sadakatine önem veren, otoriteye saygılı ama aynı zamanda sorgulayıcı, hem analog hem dijital dönemi iyi bilen bir nesildir. Dijital çağın hızı onları yorabilir. Onun için içsel yolculuklar iyi gelir. Tabii ki içsel yolculuk her kuşağa iyi gelir. 

6. Bebek Patlaması Kuşağı (Baby Boomer): 1946 – 1964

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan nüfus patlamasında doğan bir nesildir. Sanırım en az 3 çocuklu aileler oluyordu. Fazlasını söylemek gerekirse bir evlilikte 14-15 çocuğa  kadar gidenler var.

Çalışkan, kuralcı, aidiyet duygusu yüksek ve geleneksel medya (TV, radyo) ile büyümüşlerdir. 

7. Sessiz Kuşak: 1928 – 1945

Büyük Buhran ve İkinci Dünya Savaşı döneminde çocukluk/gençlik yaşamışlardır. 

Uyumlu, tasarruflu, otoriteye son derece saygılı ve genellikle sessiz kalmayı tercih eden bir nesildir. O dönemdeki hikayeleri dinleyince resmen hayatta kalma çabası vermişler. 

8. En Büyük Kuşak: 1901 – 1927

Birinci Dünya Savaşı'nda bizzat savaşmış veya o dönemin zorluklarına göğüs germiş, günümüzde yaşayan en yaşlı nüfusu (asırlık çınarları) oluşturan kuşaktır. 

Görev bilinci ve vatanseverlikleri ile bilinirler. 

Bu yaştaki insanların hatıralarını, gördüklerini yaşadıklarını korumak, muhafaza etmek isterdim. Bu düşüncem kayda değer bütün hikayeler için geçerlidir.

Bir kuşağı tanımlayan en önemli unsur, o yaş grubunun çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadığı ortak travmalar ve büyük olaylardır. 

1905'te doğan bir çocuk ile 1920'de doğan bir çocuğun büyüme şartları, dünya algısı ve iletişim araçları (radyo ve gazete ağırlıklı) birbirine çok benziyordu. 

En büyük kuşağın dönemi 26 yıl sürmüş. Modern tarihin en büyük krizini onlar yaşamış.

Sonrasında 17 -18 yıl derken, artık jenerasyon arasında yıl farkı 12 ila 14 yıl arasında değişiyor. Bu da demek oluyor ki her şey daha hızlı gelişiyor. Zekanın da 10 yılda bir, daha önceki jenerasyona göre biraz daha fark ettiğini, yükseldiğini okumuştum.

Alfa olan kızımın okuma ve anlama hızına bakınca, cep telefonların bir üst modelleri geliyor aklıma. Onun da hızının, kapasitesinin daha yüksek olduğunu fark ediyorum. 

Herkesin algısı yükseldikçe kolektif bir bilinç sıçramasına, idrak çağına giriyoruz.

Gözlem, algı, içsel yolculuk ve gerçeklik….

Ben her şeyi gözlemlemeyi çok seviyorum. Özellikle çocukları… Sıfırdan küçücük bir insana şekil vermeye çalışıyorsunuz. Ama gerçekten sıfırdan mı başlıyorlar?

Genetik faktörler, anne karnında yaşananlar, doğduğu ortam bunların etkisi yok mu?

Bu çocuklara lütfen, biz eskiden böyleydik, şöyleydik demeyin. Boş bakışlarla karşılaşırsınız. Haklılar.

Onları nasıl bir dünyada karşıladık ki; ne bekliyorsunuz. 

Hep başkalarını, dışarıyı eleştirmek yerine herkes kendi kapısının önünü süpürürse dünyamız ancak düzelir. 

Yeni nesillere güvenmeyenler… Unutmayın eski nesillerin yönettiği bir dünyada yaşıyorsunuz.

Gözlemlemeye devam… Ama sevgili okurlarım, gözlem yaparken bile adil olmak gerekir.

 

Yazarın Diğer Yazıları