“Hey, Whats up? Naber dostum?” Tam Amerikan filmlerine yaraşır bir cümle değil mi? Eskiden filmlerde, dizilerde Amerikan doktorlarının küçük bir cihazına mesaj geldiğini ve sonra hemen göreve gittiklerini görürdük. O yöntem günümüzde, dünyanın en yaygın sohbet ve iş uygulamasına dönüştü. Ancak özel görüşmelerin, bilgilerin, gizli sırların da bir yuvası haline geldi. Öncelikle bu yazıyı neden yazmak istediğimi anlatayım. Birkaç gün önce WhatsApp hesabım bloke oldu. Bu uygulamayı hem telefonumda hem de dizüstü bilgisayarımda kullanıyorum. Köşe yazılarımı bilgisayarda yazıyor, Word dosyası olarak WhatsApp üzerinden Yazı İşleri Müdürümüz Ali Bey’e gönderiyorum. Yine böyle bir günde, tam dosyayı gönderecekken bir baktım, WhatsApp bloke olmuş! Telefondan QR koduyla WhatsApp’ı tekrar bilgisayara bağlamayı denedim ama nafile. Bloke edilmiş. İhlal varmış. Hemen itiraz ettim. Ekranda 24 saat içinde geri dönüş yapılacağına dair bir mesaj belirdi. Derken bir de ne göreyim? Profil fotoğrafımdaki ‘‘Yusufçuk’’ görseli de değişmiş! Onun yerine güzel bir kadının fotoğrafı duruyor. Eyvah! Hesabım mı çalındı? Hacklendim mi? Sonra ablamla konuşa konuşa meselenin aslını anlamaya başladım. Neyin ihlalini yapmış olabilirim? WhatsApp üzerinden uzun bir mesaj göndermek istemiştim. Uygulama mesajın uzun olduğunu belirterek uyarı vermişti. Israrla üst üste denediğimde mesajı göndermeyi başarmıştım. Sistem bunu bir ihlal olarak değerlendirmiş ve hesabımı bloke etmiş. İyi de, mesaj uzunsa nasıl gitti o zaman? İzin vermeseydin. Bu benim değil, senin ihlalin. Sistemin kafasını ben mi karıştırdım? Neyse, sizin başınıza da böyle bir şey gelirse hemen endişelenmeyin. Hacklenmiyorsunuz. Günlük İngilizcede “N’aber, nasıl gidiyor” sözü; Application (uygulama) kelimesi ile birleşince WhatsApp markası oluşturulmuş. Ücretsiz kısa mesaj, fotoğraf, video, dosya, ses kaydı gönderebilirsiniz. Ayrıca sesli ve görüntülü, konferans görüşmeler yapabildiğimiz bir platform. Kısaltılması da şöyle: WA Çok resmi bir kurum olmadığı sürece yıllardır bütün işlerimi WhatsApp üzerinden yapıyorum. Dosyalar, şarkılar, önemli belgelerin fotoğraflarını çekip ya da tarayıp anında iletiyorum. Fax, mail veya başka şeylerle uğraşmadan gerçekten hızlı bir iletişim yolu. Sevdiklerimizle haberleşiyoruz. Aile grupları, arkadaş grupları, iş grupları, okul grupları… Organizasyonlar yapılıyor, dersler veriliyor, ders takip ediliyor, toplantılar düzenliyoruz. Eskiden birine ulaşmak için telefon açar, sesini duyardık. Şimdi çevrim içi olup olmadığını, son görülme saatini, mesajı okuyup okumadığını takip ediyoruz. İletişim kolaylaştı ama beklentilerimiz çoğaldı. Mesajı geç okumak bile bazen bir meseleye dönüşebiliyor. Oysa belki işi var, belki morali bozuk, belki trafikte, belki canı sıkkın, belki konuşmak istemiyor ve biraz sessiz kalmak istiyordur. Bu arada sanki aramak da ayıp oldu. Rahatsız etmemek için de mesaj yazıyoruz. Mesaj insanları aramaktan soğuttu mu? Bu uygulamanın ilişkilerin rengini değiştirdiği kesin… Mesaja emoji koymazsanız soğuk, nokta koyarsanız kızgın, geç cevap verirseniz ilgisiz sayılabiliyorsunuz. Mavi tik, başlı başına bir mesele! Güzel haberler, uzun sohbetler, ayrılıklar, sevinçler, kavgalara şahit olan bir kara kutu… 2009 yılında Ukraynalı bilgisayar programcısı Jan Koum’un her zaman telefonlara cevap verememesi ve ailesine, arkadaşlarına durum bildirisi göndermesiyle başlayan bu macera… Spordayım, toplantıdayım, oradayım, buradayımlardan geldiğimiz nokta böyle… Uygulamayı Brian Acton ile büyütmüş. Bu iletişim ağını 2014 yılında Meta satın almış. Paracıklar paracıklarla… Nereden nereye! Bir İngiliz arkadaşım, İngilizlerin selam vermeden yazıştığını ve Türkler’in bu konuda daha nazik olduklarını söylemişti. Umarım bu nezaket devam eder ve hâl hatır sormak gereksiz bir ayrıntı haline dönüşmez. Dostluklarımız, sesimiz, kahkahalarımız, yüz yüze sohbetlerimiz, bir fincan kahve eşliğinde edilen iki çift laf elbette daha değerli olmaya devam edecek. Hey, WhatsApp? İyisin, hoşsun, işimizi kolaylaştırıp mesajları anında ulaştırabilirsin ama gönüller arasındaki mesafeyi kapatmak hâlâ insanın işi.