Geçenlerde İtalya’nın Başbakanı Giorgia Meloni’nin hararetli bir konuşmasına rastladım. Onun konuşmaları zaten pek sakin geçmez. Açıkçası tarzını seviyorum. Eril bir politik dünyanın içinde çatır çatır konuşan, mert ve dobra bir duruşu var.
Elbette politik olarak kendisini takip etmiyorum; her söylediğine, her yaptığına katılıyorum da diyemem. Ama konuşmasını sonuna kadar izledim.
İtalya’da tacize uğrayan Ukraynalı bir kadından söz ediyordu. Muhalefetin pasif tepkilerine karşılık veriyor, ülkeye bu kadar çok göçmen alınmasının kontrolü zorlaştırdığını savunuyordu. Zaten Avrupa Birliği'ne katılan fakir Doğu Avrupa ülkelerinden sonra elini kolunu sallaya sallaya birçok milletin İtalya’ya giriş yaptığını biliyoruz. Deniz yoluyla ve kara yoluyla kaçak girenler de cabası.. Derken İzlanda metodundan bahsetti ve İtalya'da uygulanması gerektiğini hararetle savundu.
Neymiş bu İzlanda modeli, diye hemen araştırdım. Gençlerin madde bağımlılığına, şiddete meyilli olmalarına, suç işlemelerine ve kötü alışkanlıklarına müdahale etmek için ortaya çıkardıkları bir metod. İşe yaramış mı? Hem de nasıl!
İzlanda bu metodu uygulandığından beri suç oranları düşmüş. Aileler bilinçlenmiş. Gençler sosyal hayata, sanata, spora, düzenli olarak etkinliklere dahil oldukça, eğitimde de başarı göstermişler. Nasıl mı? Hemen öğrendiklerimi kısaca size aktaracağım.. İzlanda, 1990'lı yıllarda gençler arasında hızla yayılan bağımlılık krizine karşı Planet Youth (Gençlik Gezegeni) adı verilen bilimsel ve toplumsal bir önleme modeli bulmuş. Gençleri cezalandırmak ya da sürekli nasihat vermek yerine, onların yaşam alanlarını ve sosyal çevrelerini kökten değiştirerek, bağımlılık oranlarını Avrupa'nın en düşük seviyesine indirmeyi başarmış.
1. Ücretsiz Spor ve Sanat Faaliyetleri Gençlerin enerjilerini ve heyecanlarını sağlıklı alanlara yönlendirerek; spor, müzik, tiyatro ve sanat faaliyetlerin desteklendi. Ailelere çocuklarını bu etkinliklere gönderebilmeleri için yıllık katılım kuponları verildi. Gençler vakitlerini spor salonlarında, sahnelerde ve kültür merkezlerinde geçirdi.
2. Sokağa Çıkma Yasakları Çocukların gece geç saatlerde kontrolsüz biçimde sokakta bulunmasını önlemek amacıyla yasal yaş sınırları getirildi. 13-16 yaş arası çocukların kışın saat 22:00'den, yazın saat 24:00'ten sonra sokakta bulunması yasaklandı. Tütün, alkol satın alma yaş sınırları yükseltildi, alkol reklamları yasaklandı.
3. Aile ve Okul İş Birliği Sözleşmeleri Ebeveynlerin çocuklarıyla daha çok zaman geçirmesini teşvik etmek için anne-babalarla ortak taahhütler imzalandı. Aileler, çocuklarının hafta sonları arkadaşlarıyla kontrolsüz partilere gitmeyeceğine ve onlarla evde daha çok vakit geçireceklerine dair sözleşmeler (ebeveyn anlaşmaları) imzalandı.
4. Düzenli Veri ve Anket Analizleri Hükümet ve araştırmacılar, her yıl okullarda öğrencilerin yaşam tarzları, aile ilişkileri ve psikolojik durumları hakkında anonim anketler düzenledi. Elde edilen verilere göre, her mahallenin ve okulun ihtiyacına göre çözümler güncellendi.
Önce gençleri anlamışlar, sonra harekete geçmişler. Sokaklardaki polis sayısını artırmak yerine spor salonlarını, sanat merkezlerini çoğaltmışlar. İmkânı olan veya olmayan gençlerimizin spora, müziğe, tiyatroya, dansa, sanata ihtiyacı yok mu?
Artık bas bas bağırmamıza gerek var mı sanat ve sporun önemini? Bir çocuğun yeteneğini keşfetmesi, kendine güvenmesi, bir takımın parçası olması, sahneye çıkması ne kadar kıymetli! Sayın yetkililer, biz bu metodu denedik mi? Ülkemizin geleceği için gençliğe yatırım yapalım! Alkışlar İzlanda'ya… Darısı Türkiye’nin başına!