Dünyada yaşayan insanların bugün en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri yeniden güven duygusunu hatırlamak.
Çünkü birbirimize güvenmekte zorlandığımız, yapılan haksızlıklar karşısında zaman zaman çaresiz hissettiğimiz bir dönemden geçiyoruz.
İnsanlar birbirini anlamazken, şimdi bir de robotlar çıktı.
Robotların hızlı bir şekilde bilinç kazanıp insana karşı bilenmesinden ürküyoruz.
İnsan en çok insandan korkuyordu, bugün makinelerden de korkmaya başladık.
Öncelikle motivasyonumuzu ve manevi duygularımızı kaybetmemeliyiz.
İçsel motivasyon, insanın merakı, öğrenme isteği ve kişisel tatmini ile harekete geçmesidir.
Dışsal motivasyon ise para, ödül, övgü ya da ceza gibi dış etkenlerle insanı harekete geçirir.
Dışarıdan gelen hiçbir ödül, insanın içindeki boşluğu sonsuza kadar dolduramaz.
Bu devirde herkesin kendini motive etmesi şart. Böyle durumlarda ise maneviyat çok işe yarıyor.
Hayatımıza kendi kattığımız anlam kadarız.
O zaman dışarıya bakmak yerine içimizde ne var, ona bakalım.
Herkes içindeki 7 başlı ejderhayı görüyor mu?
Tasavvufta nefis çoğu zaman insanın terbiye etmesi gereken baskın tarafıdır.
Bunu bir ejderha metaforuyla düşünürsek, insanın içinde onu yutan yedi başlı bir ejderhanın yaşadığını söyleyebiliriz.
Nedir bu 7 başlı ejderha?
1. Tembellik
2. Haset ve kıskançlık
3. Hırs ve açgözlülük
4. Bencillik (ben davası)
5. Öfke ve gazap
6. Gurur ve kibir
7. Şehvet ve aşırı dünyevi arzular
Anadolu’da ejderhayı yönetebilen bazı manevi kahramanlar; Abdülkadir Geylani, Yunus Emre, Mevlana Celaleddin Rumi’dir.
Onlar ejderhayı öldürmek yerine, tıpkı vahşi bir hayvanı eğitir gibi eğitmişlerdir.
Tasavvufta “nefis” tamamen yok edilmez.
Çünkü nefis aynı zamanda insanın ibadet etmesi ve dünyada yaşaması için insana enerji verir.
Ne diyoruz: Kontrolsüz güç, güç değildir.
Tembellik çalışkanlığa, öfke mücadele gücüne, hırs azme, korku cesarete dönüşebilir.
Bu dünyada her şeyin bir zıddı vardır. Bir iyi varsa bir kötü vardır, siyah varsa beyaz vardır, gece varsa gündüz vardır.
Kendi huylarımızın bile içimizde zıddı mevcut.
Tembel misiniz? Çalışkan olan tarafınızı uyandırın.
“Bugün yapma, boş ver...”
“Sen zaten başaramazsın...”
“Onun neden var da senin yok?”
Böylece insan farkına varmadan kendi ejderhasının sözünü dinlemeye başlar.
Canınız yürümek istemiyorsa inadına yürüyün. Koşmak istemiyorsa inadına koşun.
Çalışmak istemiyorsanız inadına çalışın. Bu sizin kendinizle olan savaşınız.
Bu sözleri yıllar önce “Tanrılar Okulu” kitabında okumuştum.
İnsan bazen büyük savaşları, çok küçük zaferlerle kazanır.
İnsanın en zor savaşı budur. Çünkü karşınızdaki düşmanı görebilirsiniz; ama içinizdeki düşman sizin sesinizle konuşur.
Bugün yapay zekânın bilinç kazanmasından korkuyoruz.
Peki, kendi bilincimizi ne kadar kullanıyoruz?
Robotların bizi yönetmesinden endişeleniyoruz.
Peki, içimizdeki öfke, kıskançlık, tembellik ve kibir bizi kaç kez yönetti?
Dışarıdaki dünyayı değiştirmeye çalışırız ama içimizdeki 7 başlı ejderhayı başıboş bırakırız.
O zaman ne teknolojiye ne de dünyaya kızmaya hakkımız kalır.
Haydi artık, şu ejderhaları beslemeyi bırakalım ve dizginleri elimize alalım!