• Haberler
  • Güncel
  • Liyakatsizlik, elektrik kesintileri, su damlatan tavanlar… Devlet hastaneleri ikinci planda kaldı

Liyakatsizlik, elektrik kesintileri, su damlatan tavanlar… Devlet hastaneleri ikinci planda kaldı

Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde elektrik kesintileri ve tavanlardan su damlaması hastaların mağduriyetine yol açarken, sağlık örgütlerinden hastanelerin fiziki koşulları ve yönetimine ilişkin dikkat çeken açıklamalar geldi. İzmir Tabip Odası Başkanı Gül Ergör devlet hastanelerinin şehir hastanelerine göre ikinci planda tutulduğunu savunurken, Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol ise liyakat, siyasi müdahale ve bütçe yetersizliğinin işleyişi olumsuz etkilediğini söyledi

Şilan KOCADAĞ - İzmir’in Karabağlar ilçesindeki Yeşilyurt semtinde bulunan Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşanan elektrik kesintileri ve tavanlardan su damlayarak hastaları ve sağlık çalışanlarını zor durumda bırakması, hastanenin fiziki koşullarını yeniden gündeme taşıdı. Özellikle acil ameliyata girmesi gereken hastaların elektrik kesintileri nedeniyle yaşadığı mağduriyet tartışma yaratırken, sağlık örgütleri hastanelerin bakım, onarım ve personel yönetimine ilişkin daha geniş kapsamlı sorunlara dikkat çekti.

Ergör:  Devlet hastaneleri ikinci planda kaldı

İzmir Tabip Odası Başkanı Gül Ergör, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaşanan elektrik kesintisi ve acil ameliyata girmesi gereken hastaların yaşadığı mağduriyetle ilgili, “Tüm birimlerde değilse bile yoğun bakımlar ve ameliyathaneler gibi yerlerde jeneratör çalışıyordur. Büyük bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde jeneratörün olmaması mümkün değil. Üniversite hastaneleri maddi olarak zor durumda. Devlet hastaneleri şehir hastanelerine göre ikinci planda tutuluyor. Hükümet birçok yerde kısıntı yapmaya çalışıyor ve burada bir tercih kullanıyor. Şehir hastanelerinin zorunlu ödeme koşulları olduğu için, yaptıkları anlaşmalar gereği şehir hastanelerinin iyi işlemesi ve hastaların orayı tercih etmesi amacıyla bütün kaynakları oraya yönlendiriyorlar. Diğer hastaneler için böyle bir durum söz konusu değil” dedi.

Liyakatsizlik, elektrik kesintileri, su damlatan tavanlar… Devlet hastaneleri ikinci planda kaldı

Sağlık Bakanlığının, şehir hastaneleri yeterince kullanılmazsa belirli yükümlülüklerle karşı karşıya kaldığını açıklayan Ergör, “Bu nedenle böyle bir tercih yapılıyor. Bizim de eleştirdiğimiz nokta bu. Böyle bir sistemle hastane işletmeciliği yapılmaması gerekiyor. Ancak hastaneye belirli sayıda hasta ve ameliyat taahhüdü verildiği için hastaların oraya yönlendirilmesi isteniyor. Bir yandan da diğer hastaneler şehirlerin içinde, arsa bakımından kıymetli yerlerde bulunuyor. Bu hastanelerin zamanla gözden düşmesi, binaların eskimesi ve ardından boşaltılıp yıkılması gibi uzun vadeli planlar var" diye konuştu.


Doğruyol: Sorun liyakatin olmaması 


Devlet hastanelerinde temizlik hizmetlerini büyük ölçüde taşerondan kadroya geçen personellerin yürüttüğünü belirten Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol ise, “Bu çalışanlarımız işçi statüsünde. Güvenlik personeli, bilgi işlem çalışanlarının bir bölümü ve farklı birimlerde görev yapan personeller de yine işçi kadrosunda bulunuyor. Ancak hastanelerde temizlik hizmetlerinin yürütülmesinde ciddi sorunlar yaşanıyor. Bu sorunların temelinde, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile hastane yöneticilerinin sözleşmeli hale getirilmesi ve yönetici atamalarında liyakat kriterlerinin yeterince işletilmemesi yatıyor. Örneğin bir başhemşire olabilmek için belirli bir mesleki deneyim ve hizmet yılı şartının bulunması, bir yöneticinin belli bir süre yöneticilik tecrübesi edinmiş olması gerekiyor. Ancak bu tür objektif kriterler yeterince uygulanmadığında, mesleğe yeni başlamış bir kişi dahi hastanede müdür, başhekim veya başhemşire olarak görevlendirilebiliyor. Liyakatin geri plana itilmesi kurumların işleyişini ve hizmet kalitesini olumsuz etkiliyor. Yönetici atamalarında siyasi referansların belirleyici olduğu yönündeki algı da bu sorunu daha da büyütüyor. Yöneticiler siyasi bağlantısı olan çalışanlara disiplin işlemi uygulamak konusunda çekinebiliyor” ifadelerini kullandı.

Liyakatsizlik, elektrik kesintileri, su damlatan tavanlar… Devlet hastaneleri ikinci planda kaldı

'Siyasetin elini çekmesi gerekiyor'

Hastanelerdeki temizlik hizmetleriyle ilgili kendilerine çok sayıda şikayet ulaştığını açıklayan Ahmet Doğruyol, “Özellikle siyasi bağlantısı olduğu öne sürülen bazı çalışanların görevlerini gerektiği gibi yerine getirmediği, mesai saatlerinin önemli bir bölümünü çalışmadan geçirdiği yönünde iddialar bulunuyor. Hastane yönetimleriyle birebir görüştüğümüzde bürokratlar da benzer sorunlardan söz ediyor. Yöneticilerin önemli bir bölümü siyasetin kamu kurumlarının işleyişine fazla müdahale etmesinden şikayetçi. Bazı çalışanlara görev yaptırılmak istendiğinde arkalarından bir milletvekili, il veya ilçe yöneticisi ya da başka bir siyasi aktörün devreye girdiği yönünde şikayetler alıyoruz. Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere kamu kurumlarından siyasetin elini çekmesi gerekiyor” dedi.

'Bakanlığın bütçesi şehir hastanelerine'

Maddi sıkıntılara ve bu konudaki adaletsizliğe de vurgu yapan Doğruyol, “2025 yılında yaklaşık 125 milyar lira, 2026 yılında ise yüzde 52'lik artışla yaklaşık 200 milyar lira şehir hastanelerine aktarıldı. Örneğin Aydın Şehir Hastanesi'nin yapımı için 2020 yılında yaklaşık 970 milyon liralık ihale bedelinden söz edilirken, hastanenin 2026 yılında yaklaşık 66,5 milyar liralık maliyetle tamamlandığı belirtiliyor. Bu rakamlar arasında çok büyük bir fark bulunuyor ve kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı konusunda ciddi soru işaretleri ortaya çıkıyor. Dolayısıyla hastanelerde yaşanan sorunların birbiriyle bağlantılı olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.

İzmir Gaste - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
Şilan KOCADAĞ

Bakmadan Geçme