Şener Üşümezsoy'dan deprem gündemini değiştiren açıklamalar! O bölgeye dikkat çekti
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, son haftalarda Türkiye'nin farklı bölgelerinde meydana gelen depremlerin ardından yaptığı değerlendirmelerle yeniden gündeme geldi. Özellikle Marmara'daki fayların durumu, İstanbul'da beklenen deprem tartışması ve Şanlıurfa'daki 5,4 büyüklüğündeki sarsıntının ardından yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Üşümezsoy son olarak Denizli ve Pamukkale çevresindeki faylara ilişkin değerlendirmesiyle de gündeme geldi.
Haberin Özeti
- • Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, son haftalarda Türkiye’nin farklı bölgelerinde meydana gelen depremlerin ardından yaptığı değerlendirmelerle yeniden gündeme geldi. Özellikle Marmara’daki fayların durumu, İstanbul’da beklenen deprem tartışması ve Şanlıurfa’daki 5,4 büyüklüğündeki sarsıntının ardından yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Üşümezsoy son olarak Denizli ve Pamukkale çevresindeki faylara ilişkin değerlendirmesiyle de gündeme geldi.
Ağustos ayında Marmara Denizi’nde meydana gelen küçük depremlerin ardından açıklama yapan Üşümezsoy, özellikle Büyükada ve Yalova açıklarındaki sarsıntıların kamuoyunda oluşturduğu endişeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 20 Ağustos’taki açıklamasında Büyükada çevresindeki 2,3 ve 3,2 büyüklüğündeki depremlerin tek başına beklenen büyük İstanbul depreminin habercisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Üşümezsoy, Marmara’daki fay sisteminin tek bir yapı şeklinde değerlendirilmesine karşı çıktığını belirterek farklı fay kollarının birbirinden ayrılması gerektiğini savundu. Bu yaklaşımı, son dönemde Marmara’daki küçük sarsıntılar üzerinden yapılan farklı deprem yorumlarının yeniden tartışılmasına neden oldu.
Adalar Fayı için “ölü fay” değerlendirmesi
26 Ağustos’ta yaptığı açıklamalarda Üşümezsoy’un özellikle Adalar Fayı hakkındaki değerlendirmeleri öne çıktı. Üşümezsoy, Büyükçekmece, Yeşilköy ve Tuzla arasında uzandığını belirttiği yapının aktif bir fay olarak değerlendirilmesine karşı çıktı ve bu yapının “ölü fay” olduğunu savundu.
Üşümezsoy ayrıca Marmara’da 7 ve üzerindeki depremlere ilişkin bazı senaryoların aynı fay modeli üzerinden değerlendirildiğini belirterek bu yaklaşıma itiraz etti. Büyükçekmece-Yeşilköy arasındaki fayın 6,2 büyüklüğünde deprem üretebileceği yönündeki değerlendirmeye de karşı çıkan Üşümezsoy, kendi çalışmalarında söz konusu yapının aktif bir yanal atımlı fay olmadığının görüldüğünü ileri sürdü.
Yalova depremi sonrası “ana fay” vurgusu
Marmara Denizi’nde 26 Ağustos’ta Yalova açıklarında meydana gelen 3,2 büyüklüğündeki depremin ardından da açıklama yapan Üşümezsoy, sarsıntının ana fay üzerinde meydana gelmediğini savundu. Depremin Adalar Fayı’nı kesen ikincil fay kollarından birinde gerçekleştiğini belirten Üşümezsoy, bu nedenle sarsıntının doğrudan büyük bir Marmara depremiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Üşümezsoy, Marmara’daki fay sistemini bir omurgaya ve ikincil fayları bu omurgaya bağlanan kollara benzetti. Yalova-Çınarcık hattının önemine dikkat çeken uzman, meydana gelen küçük sarsıntıların ana fayın doğrudan kırıldığı anlamına gelmediğini savundu. Bu açıklaması, Marmara’daki son depremlerin nasıl yorumlanması gerektiği konusundaki farklı görüşleri yeniden gündeme taşıdı.
Şanlıurfa depremi sonrası yeni açıklama
24 Eylül’de Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki deprem de Üşümezsoy’un son dönemdeki açıklamalarında önemli bir yer tuttu. Sarsıntının ardından yaptığı değerlendirmede Üşümezsoy, depremin yeni ve daha büyük bir depremi tetikleyeceği yönündeki yorumlara katılmadığını belirtti.
Şanlıurfa depremi sonrasında Üşümezsoy’un daha önce Bozova Fayı ve bölgedeki fay sistemlerine ilişkin yaptığı değerlendirmeler de yeniden gündeme geldi. Ancak geçmişte yapılan bir bölgesel değerlendirme ile belirli bir depremin zamanı ve büyüklüğünün önceden kesin olarak bilindiği sonucu çıkarılamayacağı da özellikle dikkate alınması gereken noktalardan biri.
Bu kez Denizli ve Pamukkale’yi işaret etti
Üşümezsoy’un Şanlıurfa depreminin ardından yaptığı son değerlendirmelerde dikkat çeken bölge ise Denizli oldu. Üşümezsoy, Buldan’dan Karahayıt ve Pamukkale üzerinden Denizli’ye uzanan fay sistemine dikkat çekerek bu bölgede 6,5 ile 7 büyüklüğü arasında bir deprem potansiyeli bulunduğunu söyledi.
Üşümezsoy ayrıca Pamukkale ve çevresinin tarihsel depremler açısından önemine değindi. Laodikeia’da geçmişte meydana gelen büyük depremleri hatırlatan uzman, bölgedeki faylarla jeotermal hareketlilik arasındaki ilişkiye de dikkat çekti. Bu değerlendirme, özellikle Denizli ve çevresindeki deprem tehlikesine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Üşümezsoy’un son açıklamalarında hangi bölgeler öne çıktı?
Son 1-2 aylık dönemde Üşümezsoy’un açıklamalarında ağırlıklı olarak Marmara, Yalova-Çınarcık, Adalar çevresi, Şanlıurfa ve Denizli-Pamukkale hattı öne çıktı. Marmara’da küçük depremlerin doğrudan büyük deprem işareti olarak yorumlanmasına karşı çıkan Üşümezsoy, Denizli için ise farklı bir risk değerlendirmesi ortaya koydu.
Üşümezsoy’un belirli faylara ilişkin büyüklük ve risk değerlendirmeleri kendi bilimsel görüşleridir. Özellikle “6,5-7 büyüklüğünde deprem” gibi ifadeler belirli bir tarihte deprem olacağı anlamına gelmez. Depremin zamanı önceden kesin biçimde belirlenemediğinden, bu tür açıklamaların bölgesel risk değerlendirmesi olarak ele alınması gerekiyor.
Bakmadan Geçme