Türk futbolunun kaos olmayan bir dönemini bulmak çok zor. Her zaman hem ulusal hem de yerel gündemde sürekli sıkıntılar görürüz. Yönetim krizleri, ekonomik sıkıntılar, hakem hataları, federasyonun saçma uygulamaları…
Bunların gölgesinde bazı başarılar olur. Ancak bu başarılar bir sistem başarısından ziyade, dönemsel kurulan iyi bir kadro, bir araya gelen 2-3 iyi oyuncu ya da bireysel performansların sayesinde gelir. Aslında bu durum son dönemde değişmeye başladı. Çok iyi kadrolar kurmaktan ziyade, 'Teknik direktör takımı' olmanın önemi hem dünyada hem de ülkemizde anlaşılıyor artık.
FABREGAS'IN ŞOVU
Şampiyonlar Ligi'nde Lens'i 9-1 yenen İtalya temsilcisi Como, Avrupa'nın gündeminde. Manchester United'a da 4 atmışlardı. İtalya'da zirveye oynuyorlar. Burada düzen, futbolculuk kariyerinin son yılında da bu takımda top oynayan Cesc Fabregas'ın üzerine kuruldu. Bir proje olmak bunu gerektiriyor. Sürece güvenmek, uzun süreçli hedeflerden şaşmamak. Como bu süre zarfında illa ki ağır yenilgiler almıştır.
Ancak eski futbol dünyasındaki gibi hemen hocayla yolları ayırmıyorlar. Yakın zamanda bizim ülkemizde de bu bakış açısının önemli olduğunu ifade etmiştim. Sezon başında alınan 1-2 kötü sonucun ardından A Milli Takım, Galatasaray ve Göztepe'de teknik direktörler sorgulandı. 3 örnekte de bir çok taraftar, teknik direktörleriyle yolların ayrılması gerektiğini savundu. Ancak bunun bir çözüm olmadığını anlamak gerekiyor. Yolları ayırmanın ardından sağlam bir planın olmaması da bunda bir etken.
SERGEN VE EMRE
A Milli takımda Montella ile yolların ayrılması yanlıştı. Bir de üstüne Sergen Yalçın'ın gelmesi tuz biber ekti. Açıkçası toplamda 4-5 maçlık bir kredi verdim kendisine. Galatasaray ise bu bahsettiğimiz sağlam düzen sayesinde krizi atlattı. Çünkü bu ülkede 'teknik direktör takımı' tanımına örnek verebileceğimiz ilk ekip Galatasaray. Ardından da Göztepe geliyor. Sarı-kırmızılılar, başlıkta da belirttiğim tezatlar kısmının olumlu tarafını temsil ediyor.
Fenerbahçe ise yanlışlıkla doğru yaptı sanki. Adı geçen Conceicao ile anlaşılmaması bence iyi oldu. Sarı-lacivertlilerin başına son 2-3 yılda Emre Belözoğlu'nun gelmesi gerektiğini belirtiyordum. Sonunda önü açıldı. Bence kötü olmayan bir dönem olacak. 1,5 yıl olması da bir bakıma iyi. İlk döneminde iç sahada Sivasspor'u yenemeyince şampiyonluk yarışında ağır yara almış ve sezon sonunda da F.Bahçe ile yolları ayrılmıştı Emre hocanın. Bu kez hem ocak ayında hem de önümüzdeki yaz transfer sezonunda doğru hamleler gelirse Fenerbahçe de teknik direktör takımına dönüşebilir.
GÖZTEPE'NİN ÇIKIŞI
Bir başka teknik adam takımı da Göztepe. Uzun yıllardır bazı sıkıntılar yaşanmasına rağmen Stanimir Stoilov'a duyulan güvenin meyveleri alınıyor. Bir teknik adamın birikiminin takıma yansıması bazen uzun zaman alabilir. Ancak yönetim bu konuda net ve kararlıysa, başarı da mutlaka geliyor. Yukarıda bahsettiğimiz bütün örneklerde bu durum geçerli. Bu adamların sayesinde seviye atlamış takımlardan bahsediyoruz. Yokluklarının olumsuzluğunu hissetmek yerine, böyle insanlara güvenmek daha önemli. Göztepe'de Stoilov'un değeri biliniyor. Ancak en kritik dönemde sözleşmesi uzatılmasaydı böyle olur muydu bilmiyorum. Yine de yönetimin doğru strateji izlemesinin meyvesi kısa vadede alındı. Şimdi sırada uzun vadeli hedefler var.