Türk futbolu adeta bir aksiyon dizisi gibi. Çok heyecanlı. Ancak bu heyecan sahada kalmıyor. Daha çok polisiye dramlara benziyor. Her sezon gerçekten harika yazılmış senaryolar izliyoruz. En iyi dizilere bile taş çıkartır.
Geçtiğimiz sezonu hatırlayın. Belki en üst ligi çok fazla etkilemedi ancak yasadışı bahis skandalı, alt ligleri etkiledi. Sezon başladıktan sonra operasyon yapılması çok eleştirilmişti. Bir çok işi yanlış yapan federasyon, o skandalda da ligler oynanırken futbolculara cezalar kesmiş, bir çok takım da 'Hakkımız yendi' diyerek isyan etmişti. Ancak kendi bildiğini okuyan federasyon, hiçbir ek önlem almadan yoluna devam etti. Çünkü önemli olan Süper Lig'in marka değeri değil mi?
NEDEN BEKLİYORLAR?
Bu sezona ise bazı dersler çıkarılarak başlanmış diyecektik ki, bu kez de Merkez Hakem Kurulu dizinin başrolünü TFF'den kaptı. Her kesimden eleştiri alan MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu, resmi belgede sahtecilik ve mobbing suçlamalarıyla gözaltına alındı. Geçtiğimiz sezondan beri MHK'yı eleştirenler daha yüksek sesle konuşmaya başladı.
Anlamadığım nokta ise, bu kadar çok şikayet olurken neden bir şey yapılmadı? Bence asıl nokta bu. Bir insan bu kadar çok şikayet alıyorsa, bir şeyleri yanlış yapıyor demektir. Deneme tahtası gibi sadece 1 kereye mahsus enteresan uygulamalar yapacaklarına, önce derin bir temizlik lazım. Ama en tepeden. Son yıllarda Türk futboluna sadece teknolojik gelişmeler sayesinde iyi uygulamalar geldi. Onun haricinde federasyonun yaptığı bir tane iyi bir uygulama yok. Olanı da bozuyorlar.
REZİL OLUYORLAR
Burak Yılmaz'ın konuşmasından sonra bile hiçbir şey yapılmadı bu ülkede. Yaptığı en iyi iş üç maymunu oynamak olan TFF, sürekli marka değerinden bahsediyor ancak bu bozuk sistem düzeltilmeden hiçbir şey değerlenemez futbolda. Basketbol ve voleybol federasyonları örnek olabilir kendilerine. Bir an önce tüm alt kademeleri de dahil hepsi istifa etmeli. En iyi hizmetleri bu olur...