İzmir'deki Metropolis Antik Kenti'nde 6 bin yıllık tarihin izleri
Torbalı'daki Metropolis Antik Kenti'nde sürdürülen kazılarda bronz heykeller, mimari yapılar ve gündelik eşyalar ortaya çıkarıldı. Bulgular, antik kentin yaşamına ışık tutuyor.
Haberin Özeti
- • İzmir'in Torbalı ilçesindeki Metropolis Antik Kenti ve çevresinde yaklaşık 6 bin yıllık yerleşim izleri bulunuyor.
- • Kazılarda parçalanarak yeniden eritilmek üzere toplandığı değerlendirilen bronz heykeller ortaya çıkarıldı.
- • 2025 yılı çalışmalarında bulunan mermer tanrıça başı, Helenistik Dönem heykel üretimine ilişkin bilgiler sunuyor.
- • Yeni mimari kalıntılar, antik kentin daha önce düşünülenden büyük olabileceğine işaret ediyor.
- • Kazı, restorasyon ve koruma çalışmaları yıl boyunca devam ediyor.
İzmir'in Torbalı ilçesindeki Metropolis Antik Kenti'nde sürdürülen arkeolojik kazılar, yaklaşık 6 bin yıllık yerleşim geçmişine ilişkin yeni bulgular ortaya çıkarıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin de destek verdiği çalışmalarda bronz heykeller, mermer eserler, mimari kalıntılar ve gündelik yaşam eşyaları tespit edildi. Bulgular, antik kentin ticaret, üretim, kültür ve sosyal yaşamına ilişkin bilgileri genişletiyor.
Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Metropolis Kazı Başkanı Prof. Dr. Serdar Aybek, antik kentin stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca önemli bir yerleşim merkezi olduğunu belirtti. Kazılarda ortaya çıkarılan yeni yapıların ise Metropolis'in daha önce tahmin edilenden büyük olabileceğini gösterdiğini söyledi.
Metropolis Antik Kenti 6 bin yıllık yerleşim geçmişine sahip
Torbalı Ovası'na hâkim konumda bulunan Metropolis ve çevresindeki en erken yerleşim izleri yaklaşık 6 bin yıl öncesine uzanıyor.
Prof. Dr. Serdar Aybek, bölgenin verimli tarım arazileri, su kaynakları ve ulaşım güzergâhları sayesinde tarih boyunca yerleşime uygun koşullar sunduğunu ifade etti.
Metropolis'in planlı bir kent olarak gelişiminin MÖ 3. yüzyılda Seleukos Krallığı döneminde başladığını belirten Aybek, Pergamon Krallığı'nın hâkim olduğu süreçte de kentsel gelişimin sürdüğünü aktardı.
MÖ 3. ve 2. yüzyıllarda birbirini dik kesen sokaklardan oluşan ızgara planlı bir yerleşim düzeninin oluşturulduğu kentte, meclis yapısı ve kamusal alanlar da bulunuyordu.
Antik dönemde üç önemli ulaşım rotası burada kesişiyordu
Metropolis'in tarihsel öneminde bulunduğu coğrafi konumun etkili olduğunu belirten Aybek, kenti "yolların kesiştiği şehir" olarak tanımladıklarını söyledi.
Antik yerleşimin güneyde Efes'e, kuzeyde Smyrna'ya ve Karabel Geçidi üzerinden İç Anadolu'ya uzanan güzergâhların kesişiminde bulunduğunu anlatan Aybek, bu konumun tarım ve ticaret faaliyetlerini desteklediğini ifade etti.
Aybek, "Metropolis, Torbalı Ovası'nın antik dönemdeki tarım potansiyeline sahip; onu yöneten, onu işleyen ve işlediği ürünleri de hemen yakınındaki Küçük Menderes Nehri üzerindeki nehir limanı vasıtasıyla Efes'in büyük limanına gönderen bir şehir olmalı diye düşünüyoruz" dedi.
Bu değerlendirme, kentin antik dönemdeki ticaret bağlantılarına ilişkin arkeolojik ve coğrafi veriler üzerinden yapılan bir yorum niteliği taşıyor.
Bronz heykeller antik çağdaki geri dönüşüm faaliyetlerini gösteriyor
Metropolis kazılarının dikkat çeken buluntuları arasında, önceki yıllarda ortaya çıkarılan bronz heykel grubu yer alıyor.
Heykellerin parçalanmış ve yeniden eritilmek üzere bir araya getirilmiş durumda bulunması, antik dönemde bronz malzemelerin yeniden kullanıldığını düşündürüyor.
Prof. Dr. Aybek, "Biz Metropolis'te antik dönemde sergilenmiş bronz heykelleri bir grup hâlinde ve özellikle parçalanmış, eritilmek ve dönüştürülmek üzere toplanmış hâlde tespit ettik" ifadelerini kullandı.
Aybek'e göre heykeller, bronzun yeniden işlenmesi amacıyla faaliyet gösteren bir atölye tarafından toplanmış olabilir. Bu buluntu, antik dönemin malzeme kullanımına ve üretim alışkanlıklarına ilişkin önemli ipuçları sunuyor.
2025 kazılarında mermer tanrıça başı bulundu
Metropolis'te 2025 yılında gerçekleştirilen kazılarda ortaya çıkarılan mermer tanrıça başı da Helenistik Dönem heykeltıraşlığı açısından önem taşıyor.
Eserin özellikle göz bölgesinde farklı malzemelerin kullanılmış olabileceğine işaret eden izler tespit edildi.
Prof. Dr. Aybek, heykelin gözlerinde renkli taş veya cam gibi malzemelerin kullanılmış olabileceğini belirtti.
Tanrıça heykelinin gövdesine henüz ulaşılamadığını aktaran Aybek, devam eden kazılarda eksik parçaların bulunabileceğini ifade etti.
Yeni mimari kalıntılar kentin büyüklüğüne ilişkin bilgileri değiştiriyor
Son iki yıldır araştırılan bir yapı, Metropolis'in mimari ölçekte daha önce düşünülenden büyük olabileceğini gösteren bulgular arasında yer alıyor.
Yapıda geniş kare bir avlu, avluyu çevreleyen sütun sıraları, devrilmiş sütunlar ve üst yapı blokları tespit edildi.
Prof. Dr. Aybek, bu kalıntıların büyük ölçekli bir yapıya işaret ettiğini ancak yapının kesin işlevinin henüz belirlenemediğini söyledi.
Avlu çevresindeki küçük mekânların dükkân olarak kullanılmış olabileceğini belirten Aybek, yapının agora veya ticaret alanı olabileceği üzerinde durduklarını aktardı.
Aybek, antik kentte mimari parçaların farklı dönemlerde yeniden kullanılmış olabileceğine dikkat çekerek yapının daha önce kutsal alan veya anıtsal bir mekân olarak da hizmet vermiş olabileceğini ifade etti.
Metropolis'in ekonomisinde tarım ve bağcılık öne çıkıyordu
Metropolis'in ekonomik yaşamında Torbalı Ovası'nın tarımsal üretim potansiyeli önemli yer tutuyordu.
Prof. Dr. Aybek, antik coğrafyacı Strabon'un Geographika adlı eserinde Metropolis'in üzüm bağlarından ve bağcılığından söz ettiğini hatırlattı.
Bölgede üretilen bazı ürünlerin Mısır'daki İskenderiye'ye kadar ulaştığına işaret eden bulgular bulunduğunu belirten Aybek, mühürlü seramiklerin ticaret bağlantılarını araştırmak açısından önemli olduğunu söyledi.
Kentte bulunan yazıtlar, tarım ve ticaretin yanı sıra eğitim ve spor faaliyetlerinin de toplumsal yaşamda yer tuttuğunu gösteriyor.
Aybek, Pergamon Krallığı döneminde gençlerin eğitimi ve spor faaliyetleri için maddi destekler sağlandığını belirtti. Kazılarda, antik dönemde yarışmalara hazırlanan sporculara ilişkin yazıtlar da tespit edildi.
Arkeolojik bulgular kadınların toplumsal yaşamını da anlatıyor
Metropolis'te bulunan yazıtlar ve mezar eşyaları, antik kentte kadınların üstlendiği toplumsal ve ekonomik rollere ilişkin bilgiler sunuyor.
Prof. Dr. Aybek, yazıtlarda adı geçen Alexandra Myrton'un kentteki yukarı hamam yapısının sorumlusu olduğunu belirtti.
Bir kadın mezarında ise çok sayıda koku şişesi, merhem kabı, ayna ve küpe bulundu.
Mezardan çıkarılan yün kirmeni ve ağırşaklar, yaşamını yitiren kadının dokuma ve tekstil üretimiyle ilgilenmiş olabileceğine işaret ediyor.
Aybek, bu tür buluntuların antik dönemde kadınların gündelik yaşamını ve üretim faaliyetlerini anlamak açısından önemli olduğunu ifade etti.
Balıkçılıkla ilişkili olabilecek eşyalar bulundu
Antik kentte ticaret yapısı olarak değerlendirilen alandaki küçük bir mekânda balıkçılıkla bağlantılı olabilecek buluntulara ulaşıldı.
Balık biçimindeki çakı sapları, olta iğneleri, deniz kabukları ve balık kemikleri, söz konusu alanın kullanımına ilişkin yeni sorular ortaya çıkardı.
Arkeologlar, bu mekânın balıkçılıkla ilgili ürünlerin satıldığı veya kullanıldığı bir dükkân olabileceği ihtimalini değerlendiriyor. Alanın kesin işlevine ilişkin araştırmalar devam ediyor.
Metropolis kazıları yıl boyunca sürdürülüyor
Metropolis Antik Kenti'nde arkeolojik kazıların yanı sıra bakım, onarım, restorasyon, koruma ve bilimsel yayın çalışmaları da yıl boyunca devam ediyor.
Çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Geleceğe Miras Projesi kapsamındaki izin ve destekleriyle Dokuz Eylül Üniversitesi adına yürütülüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Sabancı Vakfı da projeye katkı sağlıyor.
Kazılarda bulunan taşınabilir eserlerin bir bölümü Efes Müzesi, İzmir Arkeoloji Müzesi ve Alsancak'taki Kültür Sanat Fabrikası'nda sergileniyor.
Metropolis'i ziyaret edenler ise antik kentin mimari kalıntılarını, sokak düzenini ve farklı dönemlerden günümüze ulaşan yapılarını yerinde inceleyebiliyor.
Bakmadan Geçme

