• Haberler
  • Güncel
  • Adli yıl açılışında İzmir Barosu'ndan 'söz hakkı' tepkisi: Sözümüz bir makamın iznine bağlı değildir!

Adli yıl açılışında İzmir Barosu'ndan 'söz hakkı' tepkisi: Sözümüz bir makamın iznine bağlı değildir!

İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, yeni adli yılın açılışında yargı bağımsızlığı ve savunma hakkına yönelik eleştirilerde bulundu. 'Yargı, siyasi iktidarın talimatlarını yerine getiren bir aygıt değildir' diyen Yılmaz, Adli Yıl Açılış Töreni'nde avukatlara söz hakkı verilmemesini de eleştirerek, 'Bir adli yıl açılışında hukuk konuşulması istenmiyorsa, sorun konuşanın sözünde değil, hukukun geldiği noktadadır' dedi.

İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, 2026-2027 adli yıl açılışı kapsamında İzmir Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Yargı bağımsızlığı, savunma hakkı ve hukuk devletine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen Adli Yıl Açılış Töreni’nde avukatlara ve barolara söz hakkı verilmemesine tepki gösterdi.

Adli yıl açılışında İzmir Barosu'ndan 'söz hakkı' tepkisi: Sözümüz bir makamın iznine bağlı değildir!

“YARGI, SİYASİ İKTİDARIN TALİMATLARINI YERİNE GETİREN BİR AYGIT DEĞİLDİR”

Yılmaz, “Hukukun üstünlüğünün, yargı bağımsızlığının, savunma hakkının ve temel hak ve özgürlüklerin ağır biçimde aşındırıldığı bir dönemde yeni bir adli yılı açıyoruz. Yargı, anayasal düzen içerisinde bağımsız ve tarafsız bir güç olmak yerine siyasi bir aparat haline gelmekte, yargı kararları üzerinden yurttaşların, siyasetçilerin, gazetecilerin, akademisyenlerin, öğrencilerin, sendikacıların ve hukukçuların özgürlükleri kısıtlanmakta; siyasal nitelik taşıyan dosyalarda yargı makamlarının bağımsızlığı ve tarafsızlığı artık tartışılır bir vaziyet dahi taşımamaktadır. Buradan tüm kesimlere sesleniyoruz: Yargı, siyasi iktidarın talimatlarını yerine getiren bir aygıt değildir. Hâkim ve savcıların görevi, herhangi bir siyasi iradenin beklentisine göre karar vermek değil; Anayasa’ya, kanuna, hukuka, vicdani kanaate ve insan haklarına bağlı kalmaktır. Talimatla hukuk, telkinle adalet, baskıyla bağımsız yargı olmaz” dedi.

“ÜLKEMİZDE HER GÜN ALARM ZİLLERİ ÇALMAKTADIR”

“Bugün ülkemizde en ağır sorunlardan biri, toplumun önemli bir bölümünde oluşan ‘kararın hukuktan mı, yoksa başka bir yerden mi çıktığı’ kuşkusudur” diyen Yılmaz, “Bu kuşku dahi tek başına hukuk devleti bakımından ciddi bir alarmdır. Ülkemizde her gün alarm zilleri çalmaktadır. Bir ülkede yurttaşlar adliyeye girdiklerinde haklarını değil, kararın kimin tarafından istendiğini düşünmeye başlıyorsa; orada yalnızca yargı değil, toplumsal adalet duygusu da yara almış demektir. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanıp uygulanmayacağının tartışmaya açıldığı; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının ise yok sayılabildiği bir hukuk düzeninde hukuk devletinden söz edilemez. Baroların, avukatların; ülkenin diğer ‘hukukçularına’ Anayasa’nın 153. maddesini yani Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığı hükmünü hatırlatmaktan dilinde tüy bitmiştir” ifadelerini kullandı.

“MESLEKTAŞLARIMIZ ÖZGÜRLÜKLERİNDEN MAHRUM BIRAKILIYOR”

AYM ve AİHM kararlarının uygulanmadığı yerde yurttaşın başvurabileceği son hukuk güvencesinin de ortadan kaldırılmış olacağını belirten Yılmaz, “Bugün çok sayıda meslektaşımız avukatlık faaliyetleri nedeniyle soruşturma ve kovuşturmalara maruz bırakılmakta; bazı meslektaşlarımız özgürlüklerinden mahrum bırakılmaktadır. Avukatlık faaliyetinin suçlama konusu haline getirildiği, müvekkili ile özdeşleştirilen avukatın kriminalize edildiği bir düzende savunma hakkından söz edilemez. Avukatın görevi, müvekkilinin haklarını savunmaktır. Savunma yaptığı için avukatı sanık sandalyesine oturtmak, yurttaşın savunma hakkını cezalandırmaktır. İzmir Barosu olarak ülkenin çeşitli cezaevlerinde bulunan meslektaşlarımızı ziyaret ederken de gördüğümüz gerçek budur: Hukuk mücadelesi veren avukatların özgürlüğü, savunmanın özgürlüğünden ayrı düşünülemez. Can Atalay’dan Selçuk Kozağaçlı’ya, Doğa İncesu’dan Yunus Emre Işık’a, Mehmet Pehlivan’a kadar özgürlüğünden mahrum bırakılan meslektaşlarımızın durumunu yalnızca birer bireysel dosya olarak görmüyoruz. Onların özgürlüğü, savunmanın özgürlüğüdür” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’DE FARKLI DÜŞÜNMENİN BEDELİ ÇOK AĞIR”

Türkiye’nin aynı zamanda ağır bir ekonomik ve sosyal kriz yaşadığını söyleyen Yılmaz, “Yüksek enflasyon, gelir kaybı, işsizlik, barınma sorunu ve giderek derinleşen yoksulluk milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkilemektedir. Yoksulluk yalnızca ekonomik bir mesele değildir. Yoksulluk, aynı zamanda adalete erişim meselesidir. Geçimini sağlamakta zorlanan yurttaşın hakkını arayabilmesi, dava açabilmesi, avukatla çalışabilmesi ve hukuki güvencelere ulaşabilmesi giderek güçleşmektedir. Adaletin satın alınabilir bir hizmete dönüşmesine izin veremeyiz. Hukuk devletinin görevi, güçsüzün de hakkını arayabileceği mekanizmaları ayakta tutmaktır. Avukata yönelik şiddetin önlenmesi için etkin, sürekli ve bağlayıcı tedbirler alınması; saldırıların cezasız kalmaması ve avukatların görevleri nedeniyle özel olarak korunması mücadelemizi sonuna kadar götüreceğiz. Bugün Türkiye’de farklı düşünmenin, itiraz etmenin, örgütlenmenin ve hak aramanın bedeli çok ağırdır. Gazeteciler, öğrenciler, akademisyenler, sendikacılar, siyasetçiler, insan hakları savunucuları ve avukatlar üzerindeki baskılar, demokratik toplum düzeninin sınırlarını daraltmaktadır. İfade özgürlüğünün, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının, örgütlenme özgürlüğünün ve siyasal katılım hakkının kullanılması suç gibi muamele görmemelidir. İktidarı eleştirmek, muhalif olmak, hakkını aramak, avukatlık yapmak suç haline getirilmek istenmektedir. Altını önemle çiziyoruz; hukukun görevi, iktidarı korumak değil; iktidar karşısında yurttaşı korumaktır” ifadelerine yer verdi.

“ADLİ YIL AÇILIŞ TÖRENİ’NDE KİMSEYE SÖZ HAKKI VERİLMEDİ!”

Son olarak, bu açılışı neden yargının diğer unsurlarıyla birlikte yapmadıklarını açıklayan Yılmaz, “Geçtiğimiz adli yılın açılışında da yargının kurucu unsuru olan avukatların ve baroların söz hakkı engellenmişti. Bugün de İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen Adli Yıl Açılış Töreni’nde, kimseye söz hakkı verilmemesini kabul etmiyoruz. Bir adli yıl açılışında hukuk konuşulması istenmiyorsa, sorun konuşanın sözünde değil, hukukun geldiği noktadadır. Barolar, yargının dışından gelen bir unsur değildir. Avukatlar, yargının misafiri değildir. Savunma, protokol sırasındaki bir nezaket unsuru değildir. Dolayısıyla avukatların sözünü keserek yargının bağımsızlığından söz edilemez. Ne var ki, İzmir Barosu susmaz. Bunu herkes çok iyi bilir. Sözümüz bir makamın iznine bağlı değildir. Yeni adli yılın; hukukun üstünlüğünün, bağımsız yargının, özgürlüğün ve adaletin yılı olmasını diliyoruz” açıklamasını yaptı.

 

İzmir Gaste - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
Şilan KOCADAĞ

Bakmadan Geçme