Yeni Partili Deniz Yücel'den 2027 bütçesine tepki: Bu bir ha gayret bütçesi
YENİ Parti İzmir Milletvekili Deniz Yücel, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 2027 bütçesini eleştirdi. Yücel, belediye başkanlarının tutuklanması ve basın özgürlüğüne ilişkin açıklamalar yaptı.
Haberin Özeti
- • YENİ Parti İzmir Milletvekili Deniz Yücel, 2027 yılı bütçesini TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda eleştirdi.
- • Yücel, bütçenin “Dayanıklılık, Refah ve Dönüşüm” olarak tanımlanmasına karşı çıkarak “Ha Gayret bütçesi” ifadesini kullandı.
- • 31 Mart 2024 seçimlerinden bu yana yaklaşık 40 belediye başkanının tutuklandığını öne sürdü.
- • Bakanların hesap verebilirliği ve kamu hizmetlerindeki sorunlar üzerinden hükümete eleştiriler yöneltti.
- • Gazetecilere yönelik adli süreçlerin basın özgürlüğünü ve toplumun haber alma hakkını etkilediğini savundu.
YENİ Parti İzmir Milletvekili Deniz Yücel, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yaptığı konuşmada 2027 yılı bütçesini eleştirdi. Bütçenin "Dayanıklılık, Refah ve Dönüşüm" olarak tanımlanmasına tepki gösteren Yücel, "İsminden de anlayacağımız üzere bu bütçe, 'Halka dayan' diyor. O nedenle bu bütçe 'Ha Gayret bütçesidir'" ifadelerini kullandı. Yücel, konuşmasında belediye başkanlarına yönelik tutuklamaları, bakanların hesap verebilirliğini ve basın özgürlüğünü de gündeme taşıdı.
Belediye başkanlarının tutuklanmasını eleştirdi
31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından göreve gelen yaklaşık 40 belediye başkanının çeşitli gerekçelerle tutuklandığını öne süren Yücel, bu isimlerin YENİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi mensubu olduğunu savundu.
Denizli Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, Bakırköy belediye başkan yardımcıları ve bazı bürokratların gözaltına alındığını belirten Yücel, Çukurova, Milas ve Mersin'deki belediye başkanlarına yönelik adli süreçleri de eleştirdi.
Yücel, "31 Mart 2024'te seçilip de göreve gelen 40'a yakın belediye başkanı çeşitli nedenlerle tutuklandıkları için şu anda görevde değil, hepsi ya Yeni Partili ya Cumhuriyet Halk Partili. Merak ediyorum, acaba bu yolsuzluk denilen illet 31 Mart 2024'ten sonra mı icat edildi?" dedi.
Belediye başkanlarına yönelik soruşturmalarda masumiyet karinesinin ve hukuki güvencelerin korunması gerektiğini savunan Yücel, gözaltı ve tutuklama uygulamalarının siyasi nitelik taşıdığı görüşünü dile getirdi.
Yücel, "Şimdi bir kişinin soyut beyanıyla, bir kişinin iftirasıyla, hiçbir delil olmamasına karşın insanlar evlerinden alınıyor, tutuklanıyor ve hapse atılıyorlar" sözleriyle yargı süreçlerine ilişkin eleştirilerini sürdürdü.
Bakanların hesap verebilirliğini gündeme getirdi
Konuşmasında hükümet üyelerinin sorumluluklarına da değinen Yücel, bakanların yeterince denetlenmediğini savundu.
Bolu'da 78 kişinin hayatını kaybettiği yangını, yenidoğan bebeklerin ölümleriyle gündeme gelen hastanelere ilişkin iddiaları, emeklilerin ekonomik koşullarını ve Mesleki Eğitim Merkezlerinde (MESEM) yaşanan çocuk ölümlerini örnek gösterdi.
Yücel, "Başka bir ülkede halkın içine çıkamayacak bakanlar bizim ülkemizde inanılmaz bir sorumsuzluk kalkanı içindeler" ifadelerini kullandı.
Okullardaki güvenlik ve hijyen koşullarını da eleştiren Yücel, kamu yöneticilerinin bu sorunlar karşısında hesap vermesi gerektiğini savundu.
Basın özgürlüğü ve gazetecilerin tutuklanmasına tepki
Deniz Yücel, konuşmasının bir bölümünü basın özgürlüğüne ayırdı. Gazetecilerin görevlerini yerine getirirken adli yaptırım riskiyle karşı karşıya kaldığını ileri süren Yücel, basın özgürlüğünün yalnızca gazetecileri değil, toplumun haber alma hakkını da ilgilendirdiğini vurguladı.
Yücel, "Gazetecinin yalnızca yaptığı haberin doğruluğuna, belgesine ve teyidine kafa yorması gerekirken bizim ülkemizde o haberi yaptıkları için özgürlüklerinden olmayı göze alıp almayacaklarını da düşünmek zorunda kalıyorlar" dedi.
Gazeteciliğin kamu gücünü kullananları denetleme işlevine dikkat çeken Yücel, "Basının görevi yalnızca resmî bültenleri aktarmak değil. Gazeteci soru sorar, araştırır, soruşturur, çelişkiyi bulur, çıkarır, kamu gücü kullananları da denetler, iktidarın hoşuna gitmeyen haberleri de yayınlar" ifadelerini kullandı.
Hatalı veya yanıltıcı haberlere karşı cevap ve düzeltme hakkı gibi hukuki yolların bulunduğunu belirten Yücel, gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle tutuklanmasını eleştirdi.
Yücel, "Bu nedenle, mesele, sadece birkaç gazetecinin başına gelenden ibaret değil, hepimizin aslında, nasıl bir ülkede yaşamak istediğiyle ilgili" sözleriyle basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmesini tamamladı.
Can Atalay'ı da hatırlattı
Konuşmasının sonunda Can Atalay'ın durumuna değinen Deniz Yücel, Atalay'a yönelik uygulamaları eleştirerek yaşananların Türkiye Büyük Millet Meclisi açısından bir sorumluluk oluşturduğunu savundu.
Yücel, Can Atalay'a yaşatılanların Meclisin ayıbı olduğunu ifade ederek konuşmasını tamamladı.
Bakmadan Geçme