Ali KAYADİBİ

Kocaoğlu ile Güç'ün yarışı 'kuşak çatışması' gibiydi

Ali KAYADİBİ

İzmir, hafta sonu iki iddialı çekişmeye sahne oldu. Siyasette aile için çatışmadan yaralı çıkan YENİ Parti, yeni il başkanını seçmek için sandığa gitti. 15 bine yakın üyesi bulunan İzmir Barosu’nda da dört aday, başkanlık yarışına girdi. Her iki seçim de çok çekişmeli, iddialı ve gerilimliydi. Siyasetin özünde yarış, rakibine üstünlük kurma vardır. Siyasetçi de rakibi karşısında daha iyi görünme ve hedef kitlenin oyunu alma peşindedir. Görünür olan; kazanma arzusunun tezahürleridir. Görünmeyen yanları ise siyasetçinin bilgi ve davranış yönüyle toplumsal yaşamın içindeki varlık gösterme biçimidir. Yani siyasal iletişim becerisinin yüksek olması… Siyasal iletişim tarihi göstermiştir ki, güçlü retorik ve söz söylemenin inceliklerini bilenler kazanan taraf olmuştur. İki adaylı YENİ Parti’nin başkanlık seçiminde İzmir eski Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun bilgi ve tecrübesi karşısında genç, dinamik, heyecanlı Çağatay Güç yarıştı. İlk gün delege karşısına çıkan adayların konuşmasına dikkat ettim. Her iki aday da sakin, iddialı, tutarlı davranmaya; aşırı söylemlerden kaçınmaya özen gösterdi. Kocaoğlu, salona girdiğinde belli bir köşeden tezahürat yükseldi. Diğer taraftan mevcut başkan Çağatay Güç’ün tarafını tutanlardan memnuniyetsizlik sızıntıları da kulaklara ulaştı. Kocaoğlu, yaşına atıfta bulunan seslere duyarsız kalmadı, “78 yaşında bana ihtiyaç duydurmayacaktınız!” diye yükseldi.

Bu seçim bir nevi “eski” ile “yeni”nin çatışması gibiydi. Kuşak çatışması da diyebilirsiniz. Güç ile Kocaoğlu’nu kıyaslarken bir evin iki ferdi gibi değerlendirirsek şöyle bir tablo çıkıyor: Çağatay Güç, tahsilini yeni bitirmiş evin genç bireyi; Kocaoğlu ise evin babası… İşletmenin varlığını ve ailenin şanını kimin sürdüreceğine karar verileceği bir toplantı gibi telakki edin. Arada taraf olan aile bireyleri de var. Kocaoğlu, yıllanmış tecrübesiyle gücün kimde olduğunu göstermek istiyor. Genç liderin ailenin toparlanmasında yetersiz olduğu kanaati taşıyan Kocaoğlu, bir süre daha kendisine ihtiyaç olduğu için yetkiyi almak istediğini söylüyor. Bütün bunlar aile içi cilveleşme gibi görülse de, il kongresi YENİ Parti’nin ana muhalefet olarak varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği, en azından İzmir’de siyasi gücünün test edilmesini de sağladı. YENİ Parti üyeleri, yeni yapılanma içinde ilk kez bu tecrübeyi yaşarken bir yanını CHP’de bırakmış olmanın burukluk ve noksanlığını yaşadığı da gerçek. Parçalanmış bir ailenin güçlü koluna sahip olduğunu iddia eden YENİ Partililer, eski yol arkadaşlarını davaya sahip çıkmamakla itham ederek siyaset sahnesinden silineceğine de inanıyor. Hafta sonu ilçelerde yaşanan ayrışmalar, küçük çaplı tartışmalar, kırık kolun yen içinde kalmadığını gösterdi. Kocaoğlu veya Güç’ün kazanması parti içindeki bütünlüğün devamı ve iktidar yolunca İzmir’in tamam diyebileceği noktada olmadığını da… Her ne kadar iki aday da, taraftarlarına sakin olmayı, dışarıya birlik ve beraberlik içinde oldukları havası vermelerini tavsiye etse de ailenin haşarı çocukları söz dinlememekte ısrarlıydı. Kaldı ki bu bir aile meselesi değil. Normal koşullarda parti içi çekişmelerin cilveli rekabet sayılabileceği bu saklanan gerilim, YENİ Parti’yi sancılı, çok katmanlı sorunlarla mücadele etmek zorunda olduğunun da işareti sayılabilir.

Yazarın Diğer Yazıları