Dil, zihnimizin muhafazasıdır
Ali KAYADİBİ
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlık yaptığı I. Türk Dil Kurultayı’nın üzerinden 94 yıl geçti. 1932’den bugüne 26 Eylül “Dil Bayramı” olarak kutlanıyor.
Önceki gün “26 Eylül Dil Bayramı” olarak kutlandı (mı?) haberiniz var mı?
Bu bilgiye mâruz bırakmamın amacı bilmeyeni mahcup etmek değil; malumat sahibi olmanız ve bu önemli günü hatırlamanız içindir.
Türkçe, milli kimliğimizin temelidir. Dilimizin düzgün kullanılması, geliştirilip, korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasının ortak sorumluluğumuz olduğunu hatırlatmak istedim.
Türk Dil Kurumu’nun kurulmasında da öncülük eden Atatürk başta olmak üzere emek veren herkese minnet borcumuz var.
DİL “HER ŞEY”
Her şey derken; aklınıza gelmeyen şey, hafızanıza dil aracılığıyla girmemiştir. Dilinizi ne kadar zengin sözcüklerle ve yerli yerinde kullanıyorsanız; hayata dair ilgi ve bilginiz o ölçüde güçlüdür.
Kültür dili kabul edilen İstanbul Türkçesini günümüzde en güzel kullananlardan emekli TRT Spikeri, Türkolog Reyhan Çınar’ın bu yöndeki asilce çabalarını anmak istiyorum. Edebiyatçı Ayça Akçay’ın da aynı ölçüdeki gayreti dikkat çekiyor. Son dönemde ekrandan tanıdığımız bazı spikerlerin sözcüklerin doğru telaffuz edilmesi için sosyal medya üzerinden gösterdikleri çabaları takdirle anıyorum.
Özellikle bu iki ismi anmamın nedeni hayatlarını sadece Türkçenin doğru kullanılmasına adamış olduklarına inancımdandır.
Diksiyon, hitabet konularında pek çok başarılı isim var. Ancak maddi kazanç beklentileri nedeniyle konuyu uzatmak istemiyorum.
BİR SÖZLE DÜNYA KURULUR
Mevlânâ’ya atfedilen bir söz vardır: "Bir sözle dünya kurulur, bir sözle dünya yıkılır.”
Türkçeyi etkili ve güzel konuşmakla, çok konuşmanın karıştırıldığı iletişim biçiminin yaygın olduğu bir dönemdeyiz.
Sıkça “günde 50 kelimeyle konuşuyoruz” diye şikâyet edenlerin kelimelerini sayın ve karar verin. Şikâyet etmek yerine yazılı kültürle bağ kurup konuşmamızı anlaşılır, net, bilgi, incelik aktaran bir hale getirelim.
Dil Bayramı vesilesiyle bir hatırlatma niteliğindeki yazımızın ana fikri; dil zihnin muhafazasıdır. Hayata dair bir şeyleri unutursanız, işte o 50 kelimeyle konuşmanın arızasıdır.
Yaşadıklarımızı hatırlatan hafızamızın, hatıralarımızın, hayallerimizin korunduğu, muhafaza edildiği esrarlı kutumuz aslında dilimizdir.
Dil bazen tıpkı şifa veren bir iğnenin, ölümcül bir silah olarak kullanılması gibidir.
Doğru düzgün kullanmadığımızda iletişimin kusurlu yollarına sürükler. İlişkilerimizde derin yaralar açar.
İşte bu yüzden dilimiz, ortak geleceğimiz, ebedî sermayemizdir.
Dil Bayramınızı tebrik ederim.