Küfürlü konuşan Bülent Ersoy'dan 'diva' olmaz!
Ali KAYADİBİ
İddia ediyorum, övgüleriyle yere göğe sığdıramadıkları Bülent Ersoy’u vefatından sonra birçok kişi “Çok da yakın değildik. Sesi de o kadar olağanüstü değildi…” gibi sözlerle beşerî hayattaki yakınlığına sırtını dönecektir.
Bülent Ersoy… Önüne arkasına unvan koymuyorum.
Kuşadası’nda sahneye bir saat kadar geç çıktığı için tepki gösteren bir seyirciye argo bir dille “Defol git!” dedi. Hatta “S…. git!” küfür sayılır bizde. Küfürbaz diva olmaz.
Basit bir ağız dalaşı deyip geçemezsiniz. Ülkenin “diva” dediği şarkıcı bu mu? “Büyük sanatçı” diye yıllar yılı saygıda kusur etmediğimiz Bülent Ersoy bu mu?
Baştan söyleyeyim, afili laflar sarf etmeyeceğim.
Süslü laflar ederek insanların zamanını çalmakla itham edilen sosyologların diliyle de seslenmeyeceğim. Sadece gerçeği, yalın ve yansız olarak ifade etmeye çalışacağım.
Eline telefon alan herkesin “dijital dolandırıcılık” tuzağına düşme ihtimaliyle yaşadığı bir dünyada kişisel zaafların ve toplumsal rollerin ne ölçüde değiştiğini de tahmin edersiniz.
İnsan mahremiyetinin röntgenlendiği çağdan, mahremiyetin gösterilme yarışına girildiği bir evreye geçtik.
Kim daha fazla gösteriyor? Kim daha… daha… Böyle gidiyor.
Sosyal medya üzerinden dizayn edilen toplumsal yaşam, bireylerin iç dünyasına da zarar veriyor. İnsanın içindeki güzellikleri de çürütüyor.
Ülkenin entelektüeli bir şeyi de beğenmiyor. Zira her şeyi tam olarak biliyor ve başka bir alternatifi kabul etmiyor.
Ülkenin cahili, her konuda fikir sahibi. Bildiğini sanıyor ve en büyük tehlike de burada yatıyor. Bildiğini sanmak!
Ülkenin sanatçısı memnun olmadığı, hakkını isteyen, savunan izleyicisine, “S… git!” diyebiliyor.
En çok tanıdığımı sandığım kişinin üzerimde yarattığı “şaşkınlığa” hâlâ şaşırıyorum!
Bir de hiç tanımadığım hâlde neye dayandığını bilmeden ahkâm kesenlerin iddialı duruşlarından, karanlık motivasyonlarından ürküyorum, kaygı duyuyorum. Açıkçası meydan okuyamıyorum!
ÜLKENİN YILDIZLARA İHTİYACI YOK!
Başta belirttim ya Bülent Ersoy’u “Büyük sanatçı, eşsiz ses, diva, star…” gibi tanımlarla ananlar, onun gerçek yüzüyle karşılaştığında hâlâ kanaatlerini değiştirmediyse durum daha da vahim.
Geçenlerde Kuşadası’ndaki konserine 1 saat kadar geç kaldı. Bir seyirci de “saat kaç?” diyerek geç kaldığını hatırlattı. Ersoy, öfke kontrolünü yitirip “S…. git ulan!” diyerek hakaret etti. Hasta olduğunu, bu hâlde sahneye çıkmasının bile saygıdan kaynaklandığını ifade eden Bülent Ersoy, “Saygıdan ne anlarsınız…” sözleriyle hakaretlerine devam etti.
Bu söz üzerine konseri izlemeye gelenler sahnedeki Bülent Ersoy’u alkışlayıp “Çok yaşa diva!” diye alkışladılar….
Diva, opera, tiyatro, sinema veya müzik dünyasının üstün yeteneğiyle öne çıkan, alanında usta tanınmış sanatçı demek. İtalyancada “tanrıça” anlamı da taşır. En ünlü İtalyan diva olarak “Cremona Kaplanı” olarak tanınan Mina, üç oktavlık ses aralığı ve eşsiz yorumuyla en büyük simgedir.
Yine İtalyan şarkıcı, dansçı ve televizyon sunucusu Raffaela Carra ve 2. Dünya Savaşı sonrasının en büyük İtalyan opera sopranolarından Renata Tebaldi… Diva deyince dünya onları bilir.
Bülent Ersoy, güçlü sesi ve özgün yorumuyla Türkiye’nin gelmiş geçmiş en önemli sahne sanatçılarındandır. Kimseyi beğenmez, kaprisleriyle birlikte çalıştığı müzisyenleri bile canından bezdiren Bülent Ersoy, Kuşadası’nda da yaptı, yapacağını…
Kimi “Bülent Ersoy yapar.” diye hoşgörüyle karşılayabilir kimi de “Sanatçı her koşulda nazik ve özel olmalı.” diye eleştirebilir.
Ben ikincisinden yanayım. Yıllarca İzmir Fuarı’nda sahnesini izleyici olarak; gazeteci olarak da kuliste yakından görüp tanıdığım Bülent Ersoy’un 70’li yaşların sonuna gelirken divaya yaraşır davranış beklemek hakkımızdır.
Dünyanın saygı duyduğu ileri yaşta nice divalar var; böyle tepkilere tebessümle mukabele edebiliyor. Hatta olağanüstü zekice cevaplarla ortamı yumuşatıp mazereti için özür beyan ediyor.
Bülent Ersoy, dün hasta olduğu için 5 doktor eşliğinde sahneye çıktığını, sırf bilet alan seyirciye saygısı dolayısıyla riski göze aldığını açıkladı. Ancak o “S…. git!” diye kovduğu seyirciden özür dilemedi.
Böyle diva olmaz!
Bir gün alkışlar kesilip artık soluğun çıkmadığı zaman sana “S… git!” diyebilirler.
Ülkenin yıldızlara değil; kâmil insana ihtiyacı var.