Tunç Soyer'den 29 Ekim mesajı: Cumhuriyet demokrasiyle güçlenecek
Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan Aşkla Cumhuriyet başlıklı yazısında demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal dayanışma vurgusu yaptı.
Haberin Özeti
- • Tunç Soyer, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Cumhuriyet gazetesinde “Aşkla Cumhuriyet” başlıklı bir yazı kaleme aldı.
- • İzmir 1 No'lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'ndan yazan Soyer, Osmanlı'nın son dönemindeki siyasi hareketlerle Cumhuriyet'in kuruluş sürecini değerlendirdi.
- • Soyer, siyasi iktidarın devletle özdeşleştirilmesinin hukuk devleti ve demokratik kurumlar açısından risk taşıdığını savundu.
- • Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında demokratik katılımın, kurumların bağımsızlığının ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
- • Soyer, Türkiye'nin geleceği için çözümün demokratik Cumhuriyet anlayışında olduğunu ifade etti.
Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "Aşkla Cumhuriyet" başlıklı yazısında Türkiye'nin siyasi tarihini ve demokrasinin geleceğini değerlendirdi. İzmir 1 No'lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'ndan kaleme aldığı yazıda Soyer, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında hukuk devletinin güçlendirilmesi, demokratik katılımın artırılması ve toplumsal dayanışmanın geliştirilmesi gerektiğini savundu.
Osmanlı'nın son dönemindeki siyasi hareketlerden Cumhuriyet'in kuruluşuna uzanan tarihsel süreci ele alan Soyer, siyasi iktidarın devletin varlığıyla özdeşleştirilmesinin demokratik yönetim açısından tehlikeler taşıdığı görüşünü dile getirdi.
Soyer'den Cumhuriyet'in ikinci yüzyılına demokrasi vurgusu
Tunç Soyer, yazısında Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte Türkiye'de yeni bir yönetim anlayışının temellerinin atıldığını belirtti. Cumhuriyet'in milliyetçilik, devletçilik, halkçılık, laiklik, devrimcilik ve cumhuriyetçilik ilkeleri doğrultusunda şekillendiğini ifade eden Soyer, bu sürecin toplumun farklı kesimlerinin yönetime katılmasının önünü açtığını kaydetti.
Mustafa Kemal Atatürk'ün yeni bir toplum ve devlet modeli oluşturmayı hedeflediğini belirten Soyer, Cumhuriyet'in kurumsal düzenlemelerinin yurttaşların eşitlik, adalet ve güvenlik içinde yaşamasını amaçladığını vurguladı.
Soyer, demokratik yönetimde siyasi iktidarlar değişse de temel hukuk güvencelerinin korunması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Hükümetler değişebilir fakat mahkemelerin tarafsızlığı, kamu görevlilerinin hukuka bağlılığı, kurumların özerkliği ve yurttaşların eşit hakları hükümetin siyasal tercihlerine göre değişmemelidir. Seçimi kazanmak devletin tüm kurumlarını teslim almak anlamına gelmemelidir."
İttihat ve Terakki üzerinden iktidar eleştirisi
Yazısında 1789 Fransız İhtilali'nden Osmanlı'nın modernleşme sürecine uzanan gelişmeleri de değerlendiren Soyer, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik kavramlarının siyasi düşünce üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
II. Mahmut dönemindeki reformlara, Tanzimat ve Islahat Fermanlarına, Meşrutiyet süreçlerine ve İttihat ve Terakki hareketine değinen Soyer, Osmanlı'nın dağılmasını önleme amacıyla ortaya çıkan siyasi kadroların zamanla iktidarı korumayı öncelik haline getirdiğini savundu.
Soyer, bu süreçte devletin korunması ile siyasi iktidarın devamlılığının birbirine karıştırıldığını belirterek, "İşte bu noktada iktidarın bekası, devletin bekası ile karışmış" değerlendirmesinde bulundu.
Muhalefetin farklı bir siyasi tercih olarak değil, devletin güvenliğine yönelik tehdit olarak görülmesinin demokratik işleyişi zayıflattığını ifade eden Soyer, eleştiriye tahammülsüzlüğün siyasi yönetimleri dar kadrolara mahkûm edebileceğini savundu.
Soyer, tarihsel değerlendirmelerinde Prof. Dr. Doğu Ergil'in yazılarından yararlandığını da belirtti.
Hukuk devleti ve kurumların bağımsızlığına dikkat çekti
Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte Türkiye'nin Osmanlı'nın son döneminden farklı bir siyasal ve toplumsal yapıya kavuştuğunu belirten Soyer, çok partili seçimlerin, anayasal kurumların ve farklı siyasi örgütlenmelerin önemine değindi.
Ancak denetim mekanizmalarında ortaya çıkan zayıflıkların Cumhuriyet'in kazanımlarını tehdit ettiğini ileri süren Soyer, devlet kurumlarının siyasi tercihlerden bağımsız şekilde çalışması gerektiğini savundu.
Toplumun farklı siyasi ve düşünsel birikimlere sahip olduğunu vurgulayan Soyer, milliyetçilik, muhafazakârlık ve ilericilik gibi değerlerin herhangi bir siyasi grubun tekelinde görülemeyeceğini ifade etti.
Soyer, "Bütün mesele bu zengin kaynakların yönetime katılımının nasıl güçlendirileceğidir. İnsanlık tarihi içinde bu meseleye dair bulunan en iyi çözüm, en büyük inovasyon hala demokrasidir" dedi.
Farklı görüşlerin bir arada yaşaması gerektiğini savundu
Yazısında toplumsal kutuplaşmaya da değinen Soyer, farklı düşüncelerin düşmanlık gerekçesi haline getirilmemesi gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin tarih boyunca farklılıklarla bir arada yaşama deneyimi kazandığını ifade eden Soyer, geleceğin daha geniş bir toplumsal dayanışmayla kurulabileceğini savundu.
Soyer, "En milliyetçi benim. En ilerici benim. En doğrusunu ben bilirim. En çoğunu ben hak ediyorum" anlayışını eleştirerek siyasi yetki sahiplerinin kibir ve üstünlük duygusundan uzak durması gerektiğini belirtti.
Toplumsal sorunların farklı siyasi görüşlerden değil, ahlaki değerlerin zayıflamasından kaynaklandığını savunan Soyer, "Bu memleket en büyük zararı farklı fikirlerden değil, kibir, açgözlülük gibi ahlaki düşkünlüklerden görmüştür" ifadelerini kullandı.
Demokratik Cumhuriyet çağrısıyla mesajını tamamladı
Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında demokratikleşmenin temel hedef olması gerektiğini belirten Soyer, refahın toplumun geneline yayılmasını, ifade özgürlüğünün güçlendirilmesini ve siyasi katılımın önündeki engellerin kaldırılmasını savundu.
Soyer, "İyileşme; refahı topluma yayacak, söz hakkını özgürleştirecek, siyasi katılım mekanizmalarının önündeki tıkanıklıkları aşacak Demokratik Cumhuriyetle devam edecektir" değerlendirmesini yaptı.
Türkiye'nin geleceğine ilişkin umudunu koruduğunu belirten Soyer, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında demokrasinin güçleneceğine inandığını ifade etti.
Soyer, yazısını şu sözlerle tamamladı:
"İnanıyorum ki, ikinci yüzyılında Cumhuriyet, bu memleketi uğruna fedakarlık edecek kadar seven insanlar eliyle demokrasiyle taçlandıracaktır. O günlerin özlemiyle Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.! Aşkla…!"
Yazının sonunda İzmir 1 No'lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'nun Buca-Kırklar adresine yer verildi.
Bakmadan Geçme