• Haberler
  • Sağlık
  • Meme kanserinde ilaç direncine karşı yeni tedavi araştırması

Meme kanserinde ilaç direncine karşı yeni tedavi araştırması

Nature Communications'ta yayımlanan 59 hastalık araştırma, ileri evre meme kanserinde yeni bir ilaç kombinasyonunu gündeme getirdi. Uzmanlar daha fazla klinik çalışma gerektiğini vurguluyor.

Haberin Özeti

  • • Meme kanserinde zamanla gelişen ilaç direncine karşı yeni bir tedavi kombinasyonu araştırıldı.
  • • Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışmada, samuraciclib ve fulvestrant kombinasyonu değerlendirildi.
  • • Araştırma, daha önce CDK4/6 inhibitörü kullanmış ileri evre meme kanseri hastalarını kapsıyor.
  • • Medicana International İzmir Hastanesi'nden Doç. Dr. Gülcan Bulut, tümörün genetik özelliklerine göre tedavi seçiminin önemini vurguladı.
  • • Uzmanlara göre ilk sonuçlar umut verici olsa da yöntemin standart tedavi haline gelmesi için daha geniş klinik araştırmalara ihtiyaç var.

Meme kanserinde tedavi sürecinde gelişen ilaç direncine karşı yeni bir ilaç kombinasyonu araştırıldı. Nature Communications dergisinde yayımlanan klinik çalışmada, daha önce CDK4/6 inhibitörü kullanmış ileri evre meme kanseri hastalarında samuraciclib ve fulvestrant kombinasyonunun etkileri değerlendirildi. Araştırmaya ilişkin açıklama yapan Medicana International İzmir Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gülcan Bulut, ilk sonuçların umut verici olduğunu ancak yeni yaklaşımın etkinliğinin daha geniş çalışmalarla doğrulanması gerektiğini belirtti.

Hormon reseptörü pozitif, HER2 negatif metastatik meme kanserinde kullanılan hedefe yönelik ilaçlar, bazı hastalarda zamanla etkisini kaybedebiliyor. Kanser hücrelerinin tedaviye karşı geliştirdiği direnç mekanizmaları, hastalığın kontrol altında tutulmasını zorlaştırabiliyor.

Meme kanserinde yeni ilaç kombinasyonu araştırıldı

Nature Communications dergisinde yayımlanan "A Randomized Controlled Trial of CDK7 Inhibitor Samuraciclib Plus Fulvestrant" başlıklı araştırmada, yeni nesil CDK7 inhibitörü samuraciclib ile hormon tedavisinde kullanılan fulvestrantın birlikte uygulanması incelendi.

Doç. Dr. Gülcan Bulut, 59 hastanın değerlendirildiği araştırmada kombinasyon tedavisi uygulanan gruplarda klinik yarar açısından dikkat çekici sonuçlar elde edildiğini aktardı.

Bununla birlikte Bulut, erken aşamadaki sonuçların tüm hastalarda ilaç direncinin aşılabileceği anlamına gelmediğini vurguladı. Tedavinin yararlarının, olası yan etkilerinin ve hangi hasta gruplarında kullanılabileceğinin daha kapsamlı araştırmalarla belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Meme kanserinde ilaç direncine karşı yeni tedavi araştırması

Kanser hücreleri neden ilaçlara direnç geliştiriyor?

Meme kanserinde ilaç direncinin tümörün biyolojik özellikleriyle ilişkili olduğunu belirten Bulut, aynı tümörün içinde bile farklı özellikler taşıyan hücre gruplarının bulunabildiğini ifade etti.

Bulut, "Kanser hücreleri tek tip değildir; aynı tümörün içinde bile farklı özellikte hücre grupları bulunabilir. Tedavi, duyarlı hücreleri baskılarken dirençli olanların çoğalmasına zemin hazırlayabilir" dedi.

Zaman içinde ortaya çıkan genetik değişikliklerin, kanser hücrelerinin farklı büyüme yollarını kullanmasının veya hormon tedavisine duyarlılığın azalmasının da direnç gelişimine katkıda bulunabildiğini belirtti.

Bu nedenle başlangıçta etkili olan bir tedavinin hastalık ilerledikçe aynı sonucu vermeyebileceğine dikkat çekti.

Genetik testlerle kişiye özel tedavi seçenekleri belirleniyor

Doç. Dr. Gülcan Bulut, ilaç direnci gelişen hastalarda tümörün moleküler özelliklerinin yeniden değerlendirilmesinin tedavi seçiminde önemli olduğunu söyledi.

Bu değerlendirmede tümör dokusundan alınan örneklerin yanı sıra bazı hastalarda kanda dolaşan tümör DNA'sını inceleyen sıvı biyopsi testlerinden yararlanılabildiğini belirtti.

Bulut, "Bu yaklaşım, her hastaya aynı tedaviyi vermek yerine, tümörün özelliklerine göre seçenekleri değerlendirmemizi sağlayabilir. Ancak tespit edilen her genetik değişikliğin tedavi seçimini yönlendirecek ölçüde kanıtlanmış olmadığını da unutmamak gerekir" ifadelerini kullandı.

ESR1 ve PIK3CA gibi genetik değişiklikler tedavi seçiminde etkili

İlk basamak tedavinin ardından hastalığın ilerlemesi durumunda, tümörde ortaya çıkan yeni değişikliklerin incelenebileceğini belirten Bulut, bazı genetik bulguların hedefe yönelik tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesini sağlayabildiğini anlattı.

Bulut, "Eğer hücrelerde ESR1 gen mutasyonu tespit edilirse buna özel akıllı ilaçlar; PIK3CA, AKT1 veya PTEN gibi farklı genetik değişimler bulunursa bunlara yönelik geliştirilmiş onaylı hedefe yönelik kombinasyon tedavileri değerlendirilebilir" dedi.

Genetik testlerde tedavi seçimini yönlendirecek bir değişiklik bulunmadığında ise hastalığın ilerleme hızı, hastanın genel sağlık durumu ve önceki tedavilere verdiği yanıtın dikkate alındığını belirtti.

Yeni tedavilerin standart hale gelmesi için daha fazla kanıt gerekiyor

Meme kanserinde ilaç direncini aşmak amacıyla yeni hormon tedavileri, hedefe yönelik ilaçlar ve antikor-ilaç konjugatları üzerinde çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Bulut, her tedavinin bütün hastalar için uygun olmadığını vurguladı.

Bulut'a göre tedavi kararlarında kanserin alt tipi, daha önce kullanılan ilaçlar, tümörün moleküler özellikleri, hastanın genel durumu ve kişisel tercihleri birlikte değerlendirilmeli.

Yeni araştırmaların mevcut tedavi kılavuzlarını tek başına değiştirmeyeceğini belirten Bulut, ilaçların etkinliğinin ve güvenliğinin daha geniş hasta gruplarında doğrulanması gerektiğini söyledi.

Uzmanlar, meme kanserinde ilaç direnci gelişen hastalar için kişiselleştirilmiş tedavi seçeneklerinin önem kazandığına dikkat çekerken yeni kombinasyonların klinik araştırmalarla değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

İzmir Gaste | izmirgaste | - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme