Çeşme'de 3 bin 500 yıllık tsunami izleri ve antik eserler anlatıldı
Çeşme Kültür Yolu Festivali'ndeki söyleşide Erythrai ve Bağlararası kazıları, 3 bin 500 yıllık tsunami bulguları, denizcilik tarihi ve nadir bronz heykeller ele alındı.
Haberin Özeti
- • Çeşme Kültür Yolu Festivali kapsamında ilçenin arkeolojik ve denizcilik mirasına ilişkin söyleşi düzenlendi.
- • Erythrai kazılarında kemik flüt parçaları, dokuma tezgâhı ağırlıkları ve mor boya üretimine ilişkin bulgular anlatıldı.
- • Bağlararası kazılarında, yaklaşık 3 bin 500 yıl önceki Santorini volkan patlamasının yol açtığı tsunamiye ilişkin kanıtlar ele alındı.
- • Çeşme'nin denizcilik tarihi ve 1770 Çeşme Deniz Savaşı değerlendirildi.
- • Çeşme Müzesi'ndeki balıkçı ağlarına takılarak bulunan iki nadir bronz heykelin özellikleri ve müzeye kazandırılma süreçleri paylaşıldı.
İzmir'in Çeşme ilçesinde düzenlenen Çeşme Kültür Yolu Festivali kapsamında, Erythrai ve Bağlararası kazılarında ortaya çıkarılan arkeolojik bulgular, bölgenin denizcilik tarihi ve Çeşme Müzesi'ndeki nadir bronz heykeller ele alındı. Söyleşide, yaklaşık 3 bin 500 yıl önce Santorini'deki volkan patlamasının ardından oluşan tsunaminin Çeşme'de bıraktığı izler ile felaketle ilişkilendirilen insan kalıntısına ilişkin bilgiler paylaşıldı.
Çeşme Belediyesi Atatürk Kültür ve Spor Merkezi'nde gerçekleştirilen etkinliğin moderatörlüğünü Müze Müdür Vekili Şeref Yumruk üstlendi. Programda Dr. Özlem Vapur, Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu, emekli Albay ve tarihçi Ali Rıza İşipek ile Dr. Kemal Çibuk sunum yaptı.
Erythrai kazılarında 4 bin 500 yıllık yerleşimin izleri
Erythrai Kazı Başkanı Dr. Özlem Vapur, "2025 Yılı Erythrai Kazıları" başlıklı sunumunda antik kentte yürütülen araştırmaların sonuçlarını anlattı.
Yaklaşık 4 bin 500 yıllık yerleşim geçmişine sahip Erythrai'de ortaya çıkarılan buluntuların ticaret, üretim ve günlük yaşam hakkında bilgi verdiğini belirten Vapur, Geç Arkaik-Erken Klasik Dönem'e tarihlendirilen kemik flüt parçalarının nadir eserler arasında yer aldığını söyledi.
Vapur, kazılarda bulunan Athena betimli kabartmalı kutu kapağı, yüzük taşları ve cam eserler hakkında da bilgi verdi.
Dokuma tezgâhı ağırlıkları ile mor boya üretimiyle ilişkilendirilen deniz kabuklarının tekstil faaliyetlerine işaret ettiğini aktaran Vapur, seramik ve amfora üretiminin de Erythrai ekonomisinde önemli yer tuttuğunu belirtti.
Söyleşinin açılışında konuşan Müze Müdür Vekili Şeref Yumruk ise Erythrai'de farklı dönemlerde gerçekleştirilen kazılarda tiyatro, Athena Tapınağı, akropol ve yerleşim alanlarına ilişkin kalıntıların ortaya çıkarıldığını hatırlattı.
Bağlararası'nda 3 bin 500 yıllık tsunaminin kanıtları
Çeşme Bağlararası Kazı Başkanı Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu, yaklaşık 3 bin 500 yıl önce Santorini'de meydana gelen volkan patlamasının ardından oluşan tsunaminin Çeşme kıyılarındaki etkilerini anlattı.
Bağlararası kazılarında tsunamiye ait dolgu tabakaları ve felaketin izlerini taşıyan arkeolojik kanıtların tespit edildiğini belirten Şahoğlu, bu tabakalar arasında bulunan genç bir erkeğe ait iskelet üzerinde durdu.
Yaklaşık 15 yaşında olduğu değerlendirilen kişiye ait iskeletin, Santorini patlamasının yol açtığı felaketle ilişkilendirilen ilk insan kalıntısı olduğunu ifade etti.
Şahoğlu'nun sunumunda, Bağlararası'nın Tunç Çağı'ndaki yerleşim ve deniz ticareti geçmişine ilişkin bulgular da ele alındı.
Çeşme'nin denizcilik tarihi ve 1770 Deniz Savaşı ele alındı
Emekli Albay ve tarihçi Ali Rıza İşipek, "Çeşme'de Denizcilik" başlıklı sunumunda Çaka Bey'den Cezayirli Gazi Hasan Paşa'ya uzanan denizcilik geçmişini değerlendirdi.
1770 Çeşme Deniz Savaşı'na değinen İşipek, Rus donanmasının Akdeniz'e gelişi, savaş öncesindeki gelişmeler ve çatışmada kullanılan ateş gemileri hakkında bilgi verdi.
Osmanlı donanmasının savaşta yaşadığı ağır kayıpların ardından denizcilik eğitimi ve kurumsallaşma ihtiyacının öne çıktığını belirten İşipek, Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın donanmanın yeniden yapılanmasındaki rolünü anlattı.
İşipek ayrıca Çeşme'nin denizcilik geçmişinin daha görünür hale getirilmesi gerektiğini savunarak bölgede kazanılan deniz zaferlerini anmak amacıyla bir anıt yapılmasını önerdi.
Balıkçı ağlarına takılan iki nadir bronz heykel
Dr. Kemal Çibuk, "Çeşme Müzesi'nden İki Ünik Heykel" başlıklı sunumunda müze koleksiyonunda bulunan iki bronz heykelin üretim tekniklerini, bilimsel incelemelerini ve korunmasına yönelik çalışmaları anlattı.
Balıkçı ağlarına takılarak denizden çıkarılan eserlerin antik dönem bronz heykel sanatının günümüze ulaşan nadir örnekleri arasında değerlendirildiğini belirten Çibuk, "ünik" ifadesinin bilinen benzeri bulunmayan eserler için kullanıldığını açıkladı.
Arkeolojik değerlendirmelerin yeni keşiflerle değişebileceğini de vurgulayan Çibuk, eserlerin bilimsel açıdan incelenmesinin önemine dikkat çekti.
Alaçatı açıklarında bulunan heykelin hikâyesi anlatıldı
Söyleşide söz alan arkeolog Hüseyin Vural, Alaçatı açıklarında balıkçı ağına takılan bronz heykelin Çeşme Müzesi'ne kazandırılma sürecini aktardı.
İhbarın ardından harekete geçildiğini belirten Vural, eserin zorlu kış koşullarında teslim alınarak müzeye getirildiğini söyledi.
Heykelin bulunduğu noktanın ve ilişkili olabileceği batığın tam olarak belirlenemediğini ifade eden Vural, bu durumun eserin arkeolojik bağlamına ilişkin değerlendirmeleri sınırlandırdığını anlattı.
Çeşme Kültür Yolu Festivali kapsamındaki söyleşi, ilçenin antik yerleşimlerinden denizcilik geçmişine uzanan farklı dönemlere ait arkeolojik ve tarihsel bulguların paylaşılmasıyla tamamlandı.
Bakmadan Geçme