- Haberler
- Güncel
- Uzmanından ailelere kritik uyarı: Yaşlılık belirtisi sanılan değişimler hastalık habercisi olabilir
Uzmanından ailelere kritik uyarı: Yaşlılık belirtisi sanılan değişimler hastalık habercisi olabilir
Türkiye'de 65 yaş ve üzerindeki bireylerin yüzde 37,9'u çocuklarıyla aynı evde yaşıyor. İzmir'den Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, ileri yaştaki bireylerde unutkanlık, kişilik değişikliği, yürüme bozukluğu ve sık düşme gibi belirtilerin normal yaşlanma süreci olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Uysal, ailelerin dikkatli gözlemlerinin demans ve Parkinson gibi hastalıkların erken tanısında önemli rol oynadığını vurguladı.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'de 65 yaş ve üzerindeki her 100 kişiden yaklaşık 38'i çocuklarından biriyle aynı evde yaşamını sürdürüyor.
Uzmanlar, kuşakların aynı evde yaşamasının ileri yaştaki bireylerde ortaya çıkabilecek nörolojik hastalıkların erken fark edilmesi açısından önemli bir avantaj sağlayabileceğine dikkat çekiyor.
Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, aile bireylerinin yaşlı yakınlarındaki bilişsel, davranışsal ve fiziksel değişimleri takip etmesinin erken tanı sürecinde belirleyici olabileceğini söyledi.
“Önemli olan yaş değil, değişimdir”
İleri yaştaki bireylerde ortaya çıkan her değişimin yaşlanmanın doğal sonucu olarak görülmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Uysal, özellikle günlük yaşamı etkileyen belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.
Uysal, şu ifadeleri kullandı:
“Evet, yaşla birlikte bazı şeyler yavaşlayabilir; bir ismi hatırlamak biraz daha uzun sürebilir veya fiziksel tempo azalabilir. Ancak kişinin günlük yaşamını etkileyen unutkanlık, belirgin kişilik değişikliği, yürümede bozulma, sık düşme, konuşmada değişiklik ya da daha önce rahatlıkla yaptığı işleri yapamamaya başlaması yaşlılığın doğal sonucu olarak kabul edilmemeli. Önemli olan yaş değil, değişimdir. Bireyi birkaç yıl önceki haliyle karşılaştırmak bize en doğru bilgiyi verir.”
Her unutkanlık demans belirtisi değil
Günlük hayatta yaşanan her unutkanlığın demans anlamına gelmediğini ifade eden Uysal, önemli olanın hafıza sorunlarının kişinin bağımsız yaşamını etkileyip etkilemediği olduğunu söyledi.
İsimleri veya eşyaların yerini zaman zaman unutmanın olağan yaşlanma sürecinde görülebileceğini belirten Uysal, aynı soruların tekrar tekrar sorulması, randevuların unutulması ve ilaç kullanımında güçlük yaşanmasının ise değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Uysal, şöyle konuştu:
“Hepimiz bir ismi unutabilir veya anahtarımızı nereye koyduğumuzu hatırlamayabiliriz. Küçük bir ipucuyla bunu hatırlamak olağan yaşlanma sürecinde görülebilir. Ancak kişi yakın zamanda konuşulan bir şeyi tamamen unutuyor, aynı soruyu defalarca soruyor, randevularını kaçırıyor, parasını veya ilaçlarını yönetmekte zorlanıyorsa duruma farklı yaklaşmak gerekir. Sorulması gereken asıl soru ‘Unutuyor mu?’ değil, ‘Bu durum onun eski hayatını sürdürmesini engellemeye başladı mı?’ olmalıdır.”
Yemek hazırlama, alışveriş yapma, ilaç takibi ve telefon kullanma gibi daha önce sorunsuz gerçekleştirilen günlük işlerde yaşanan güçlüklerin de bilişsel gerilemenin işaretleri arasında bulunabileceğini belirten Uysal, kişinin yakınlarını tanıyor olmasının bilişsel sağlığının tamamen korunduğu anlamına gelmediğini ifade etti.
Demans ve Parkinson farklı belirtilerle başlayabilir
Nörolojik hastalıkların yalnızca unutkanlıkla kendini göstermediğini vurgulayan Doç. Dr. Uysal, davranış değişikliklerinin, uyku sorunlarının ve hareketlerdeki farklılıkların da takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Bazı hastalıklarda ilk belirtilerin kişilik değişikliği veya sosyal yaşamdan uzaklaşma şeklinde ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Uysal, şu değerlendirmede bulundu:
“Sosyal bir bireyin belirgin biçimde içine kapanması, ilgisizleşmesi, aşırı şüpheci veya dürtüsel davranmaya başlaması araştırılması gereken durumlardır. Benzer şekilde, ellerde titreme olmasa dahi hareketlerde yavaşlama, bir kolun yürürken daha az sallanması, yüz ifadesinde donuklaşma, el yazısının küçülmesi ve uykuda rüyayı yaşar gibi bağırma, vurma hareketleri yapılması Parkinson ve ilişkili hastalıkların ilk işaretleri arasında yer alabilir. Yürüyüşte adımların küçülmesi veya sık düşmeler de ‘yaşlılığa bağlı’ denilerek geçiştirilmemelidir.”
Ocağı açık bırakmak ve bilinen yollarda kaybolmak önemli uyarı işaretleri
Günlük yaşamda güvenlik riski oluşturan durumların ortaya çıkması halinde gecikmeden uzman değerlendirmesine başvurulması gerektiğini belirten Uysal, ilaçların yanlış kullanılması, ocağın açık unutulması ve bilinen güzergâhlarda kaybolmanın önemsenmesi gereken belirtiler olduğunu söyledi.
Hastaların kendi durumlarındaki değişiklikleri her zaman fark edemeyebileceğini ifade eden Uysal, ailelerin suçlayıcı veya tartışmacı bir yaklaşım yerine sakin bir iletişim kurmasını önerdi.
Uysal, “İlacı yanlış kullanmak, ocağı açık bırakmak veya iyi bilinen yollarda kaybolmak müdahale gerektiren tabloya işaret eder. Hastalık sürecinde kişinin kendi durumunu fark edememesi de sıklıkla karşılaştığımız bir durumdur. Ailelerin tartışmaya girmeden sakin bir yaklaşımla genel kontrol bahanesiyle sağlık kuruluşuna başvurması daha yapıcı bir yoldur” dedi.
Erken tanıda aile gözlemleri önemli
Aile bireylerinin gözlemlerinin nörolojik hastalıkların tanı sürecine doğrudan katkı sağlayabileceğini belirten Uysal, muayeneye gitmeden önce belirtilerin ne zaman başladığının ve zaman içinde nasıl değiştiğinin not edilmesini tavsiye etti.
Özellikle kişinin günlük yaşamında hangi işleri yapmakta zorlandığına ilişkin somut örneklerin hekimle paylaşılmasının önemine dikkat çekti.
Erken tanının yalnızca hastalığın belirlenmesini sağlamadığını vurgulayan Uysal, tedavi edilebilir nedenlerin araştırılması, uygun egzersizlerin planlanması ve sosyal desteklerin düzenlenmesiyle ileri yaştaki bireylerin bağımsız yaşam sürelerinin uzatılabileceğini ifade etti.
Bakmadan Geçme