Uyuşturucu bağımlılığında çarpıcı tablo: AMATEM'lerde yatak, tedavide süre sorunu!
Uyuşturucu kullanım yaşının ilkokul seviyesine kadar gerilediği Türkiye'de AMATEM'lerdeki yatak yetersizliği, 21 günlük tedavi sınırı ve yüksek rehabilitasyon maliyetleri bağımlılıkla mücadeleyi zorlaştırıyor. Aile ve Bağımlılık Danışmanı Duygu Tor, 'Önemli olan kişinin maddeyi bırakması değil, maddeye bir daha başlamamasıdır' dedi.
Dokuzda 9 Gazetesi'nden Şilan KOCADAĞ'ın haberine göre; uyuşturucu bağımlılığı, gelir, eğitim ve bölge ayrımı gözetmeksizin toplumun farklı kesimlerini tehdit ediyor. Kolluk kuvvetlerinin operasyonlarının yanı sıra bağımlılığın psikolojik ve sosyal boyutuna da dikkat çeken Aile ve Bağımlılık Danışmanı Duygu Tor, mücadelenin yalnızca polis tedbirleriyle yürütülemeyeceğini belirtti.
Uyuşturucu kullanım yaşının ilkokul çağına kadar gerilediğini belirten Tor, çözümde aile ve eğitimin önemine dikkat çekti. Tor, “Çocuklarımıza eğitim vererek, aileleri bilinçlendirerek önüne geçilebilir” ifadelerini kullandı.
Aile içindeki iletişimin çocukları korumada önemli olduğunu vurgulayan Tor, “Çocuklarına sevgi ortamı sağlayıp dinleyen, yargılamayan ailelerin önemini vurguluyoruz. Çocuklarını sorunsuz bir ortamda büyüten ailelerde kullanım oranı daha az” dedi.
“BAĞIMLILIK BÖLGE, GELİR VE EĞİTİM SEVİYESİ AYIRT ETMİYOR”
İzmir’de emniyet ve narkotik ekiplerinin sahada etkili çalışmalar yürüttüğünü belirten Tor, sorunun yalnızca kolluk müdahalesiyle çözülemeyeceğini söyledi.
“Her meslekten, eğitimli ya da eğitimsiz her gruptan kullanıcı var” diyen Tor, Tepecik, Konak’ın bazı kesimleri ve Çimentepe gibi dezavantajlı bölgelerde sorunun daha görünür olduğunu ancak bağımlılığın toplumun tamamını ilgilendirdiğini belirtti. Tor, “Bağımlılık bölge, gelir ve eğitim seviyesi ayırt etmiyor; yalnızca kullanılan maddelerin türü değişiyor” ifadelerini kullandı.
“BİREY ‘TEDAVİ OLACAĞIM’ DEDİĞİ AN MÜDAHALE EDİLMELİ”
Tedavi imkanlarındaki yetersizliğe dikkat çeken Tor, İzmir’de Yeşilyurt ve Ege Üniversitesi’nde tedavi hizmeti verildiğini, ancak yatak kapasitesinin ihtiyaca göre yetersiz kaldığını söyledi.
“Sıra bekleyen yüzlerce kişiye karşılık yatak sayısının azlığı nedeniyle hastalara aylar sonra sıra gelebiliyor” diyen Tor, bağımlı kişinin tedavi olmaya karar verdiği anda müdahale edilmesi gerektiğini belirterek, “Birey ‘tedavi olacağım’ dediği an müdahale edilmesi gerekirken bu bekleme sürecinde bağımlılık derinleşiyor ve tedavi isteği kayboluyor” dedi.
“21 GÜNLÜK SÜREÇ YALNIZCA AKUT DÖNEMİ KAPSIYOR”
Tedavinin büyük ölçüde gönüllülük esasına dayandığını belirten Tor, zorunlu yatış süreçlerinin ise sınırlı olduğunu ifade etti. 21 günlük tedavi süresinin bağımlılığın tamamını çözmeye yeterli olmadığını belirten Tor, “21 günlük süreç yalnızca akut dönemi kapsar. Asıl önemli olan maddeyi bırakmak değil, bir daha maddeye başlamamayı sağlamaktır” dedi.
Cezaevinden veya hastaneden çıkan kişilerin rehabilitasyon desteği almaması halinde yeniden suça ve madde kullanımına sürüklenebileceğini belirten Tor, “Dışarı çıktığında işi yok, gücü yok; tekrar hayatını kurmak için herhangi bir düzeni yok. Hayatında tekrar bir sorun oluştuğunda yeniden maddeye yöneliyor” ifadelerini kullandı.
Tor, bu döngünün kırılması için “rehabilite sisteminin kurulması, bireye sahip çıkılması ve toplumdan dışlanmaması gerektiğini” vurguladı.
“YÜKSEK MALİYETLER AİLELERİ ÇIKMAZA SOKUYOR”
Özel rehabilitasyon merkezlerinin maliyetlerinin aileler için ciddi bir yük oluşturduğunu söyleyen Tor, “Zaten bu zorlu süreçte hem maddi hem de manevi olarak tükenmiş olan aileler, yüksek tedavi maliyetleri karşısında büyük bir çıkmaza giriyor” dedi.
Tor, tedavinin hastaneden taburcu olmakla sona ermemesi gerektiğini belirterek, kalıcı ve ulaşılabilir rehabilitasyon mekanizmalarının oluşturulması çağrısında bulundu.
AİLELERE KRİTİK UYARI
Ailelerin çocuklarındaki değişimleri yakından takip etmesi gerektiğini belirten Tor, tek bir belirti üzerinden sonuca varılmaması gerektiğini söyledi. “Asıl dikkat edilmesi gereken nokta; birden fazla değişikliğin kısa süre içinde ortaya çıkması, bu durumun süreklilik göstermesi ve çocuğun eski halinden belirgin biçimde farklılaşmasıdır” dedi.
Ani öfke ve içe kapanma, arkadaş çevresinin değişmesi, okul başarısında düşüş, açıklanamayan para ihtiyacı, uyku ve iştah değişiklikleri, öz bakımın gerilemesi ve belirgin duygu dalgalanmalarının takip edilmesi gerektiğini belirten Tor, ailelere şu çağrıyı yaptı:
“Ebeveynlerin bu belirtileri fark ettiğinde paniğe kapılmadan, çocuklarıyla sağlıklı bir iletişim dili kurarak uzmandan destek almaları büyük önem taşımaktadır.”
Bakmadan Geçme


