Kooperatif mağdurlarından İzmir Büyükşehir'e isyan: Neden bizi taşeron yaptınız?
S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Alpyavuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile farklı kooperatifler arasında uygulanan sözleşme modelleri arasındaki farka dikkat çekti. Aynı yıl içerisinde belediye çalışanlarının kooperatifine farklı, vatandaşların üye olduğu kooperatiflere farklı bir model uygulandığını savunan Alpyavuz, yaklaşık 1.500 ailenin yaşadığı sürece ilişkin 'Neden 1500 aileyi taşeron konumuna getirdiniz?' diye sordu.
İzmir Gaste- İzmir’de konut kooperatifleri üzerinden yaşanan tartışmalara bir yenisi daha eklendi. S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Alpyavuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve belediye şirketleriyle yapılan sözleşmeler üzerinden dikkat çeken sorular yöneltti. Alpyavuz, aynı belediyenin aynı yıl farklı kooperatiflere farklı sözleşme modelleri uyguladığını belirterek, kendi kooperatiflerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 1.500 ailenin inşaat, mali yük ve hukuki belirsizliklerle karşı karşıya bırakıldığını savundu. Kooperatifte inşaatın yüzde 9,77 seviyesinde kaldığını belirten Alpyavuz, 30 Mart 2026 tarihli Niyet Protokolü sonrasında öngörülen sürecin de henüz tamamlanmadığını ifade etti.
Alpyavuz, kamuoyuna ve basın mensuplarına yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“MASAK raporlarının, bilirkişi raporlarının ve mahkeme kararlarının konuşulduğu bu günlerde, konuşulması gereken ancak konuşulmayan önemli konuları dile getirmeye devam ediyoruz. 1.09.2026 tarihinde basın bildirimizde Kemal Kılıçdaroğlu Kooperatif mağdurlarının başkenti İzmir’e geldiğinde, temel atma törenimizde bizlere verdiği sözü hatırlattık. Cumhuriyet Halk Partisinin Kayseri’deki Kooperatif Mağdurlarının yanında olup konuyu Meclise kadar taşırken, bizleri nasıl görmezden geldiğiniz anlattık. 17.09.2026 tarihinde yayımladığımız basın bildirimizde, 785 gündür bekleyen mağduriyetimizin sadece geçmişin değil, bugünün yetkililerinin de sorunu ve sorumluluğu olduğunu; 785 gündür şantiyede çözüm olmadığını ve insanların geleceğinin belirsizliğini anlattık.
Bugün de İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkililerine şu soruyu soruyoruz… Aynı belediye, aynı yıl, aynı şehirde iki farklı kooperatife neden iki farklı sözleşme modeli uyguladı? Neden İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanlara “arsa payı satışı ve konut teslim”, Vatandaşa “taşeronluk” modeli seçildi? Fark sözleşmelerde somut. Egeşehir sözleşmesinde bedel sabit ve tavanlı; inşaat, finansman ve gecikme riski Egeşehir A.Ş.’de (Md. 3, 4.2 ve 7). İZBETON protokollerinde ise kooperatiften %6 kesin teminat istenmekte, binaların zamanında teslim edilmemesi hâlinde kooperatif üyelerine günlük ceza öngörülmekte (Md. 30.2). Neden çalışanlarınızın kooperatifi ile yapılan sözleşme şartları, İZBETON ile anlaşan 5 lokasyonda yaklaşık 1500 aile için uygulanmadı? Neden 1500 aileyi taşeron konumuna getirdiniz; tüm inşaat yükünü, mali yükü ve hukuki belirsizlikleri kooperatif üyelerinin üzerine bıraktınız?
"Tek hatası İzmir Büyükşehir'e güvenmek olan kooperatif üyeleri…"
Belgeler ortada. 25 Şubat 2022 tarihli İZBETON protokolünde kooperatifimiz “Yüklenici” olarak tanımlandı. On üç gün sonra, 10 Mart 2022 tarihli yer teslim tutanağında ise kooperatifimizin karşısına tek bir kelime yazıldı: “TAŞERON.” Aynı belediye, yedi ay sonra, 4 Ekim 2022’de, İBB çalışanlarının üyesi olduğu S.S. İzmir Emekçileri Konut Yapı Kooperatifi ile belediye şirketi Egeşehir A.Ş. arasında imzalanan sözleşmede kooperatifi “kooperatif” olarak tanımladı ve üyelerinin tek yükümlülüğünü yalnızca önceden belirlenmiş bedeli ödemek olarak belirledi.
Ayrıca sözleşmeye göre, ahlaken değil, hukuken İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki sorumlu oldu. Şu anda da olması gerektiği gibi inşaatlar Egeşehir sorumluluğunda devam ediyor. Canıgönülden, mağdur olan tüm emekçi dostlarımızın en kısa zamanda evlerine kavuşmasını diliyoruz. Şimdi ise bizlerden yapılan tüm hataların ve yanlışların bedeli talep ediliyor. Neden tek hatası İzmir Büyükşehir Belediyesine güvenmek olan kooperatif üyeleri hem para hem de zaman kaybederek bedel ödüyoruz?
"Kamu kurumlarının hesap verme sorumluluğu mahkeme kararını beklemez"
Bugün gelinen nokta şu… İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2024/181 D.İş sayılı dosyasındaki 22.08.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre inşaat %9,77 seviyesinde. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, lisanssız konut kooperatiflerine anahtar teslim kat karşılığı inşaat verilmesini mevzuata uygun bulmayarak inşaatı durdurdu. 30 Mart 2026 tarihli Niyet Protokolü ile roller tersine çevrildi: İşi bundan sonra İZBETON yapacak, tamamlama bedelini ise üyeler 60 ay boyunca ödeyecek denildi. Ancak protokolde nihai tadil metninin imzalanması için öngörülen 15 Temmuz 2026 tarihi geçti. Hâlâ bir dönüş yok. Kooperatifimizin İZBETON ve İzmir Büyükşehir Belediyesi aleyhine açtığı dava, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde (2025/542) sürüyor. Hukuki değerlendirmeyi yargı yapacaktır; ancak kamu kurumlarının hesap verme sorumluluğu mahkeme kararını beklemez.
Yetkililere soruyoruz:
- Kendi çalışanlarınızın kooperatifine uygun gördüğünüz sabit bedelli, hukuki güvenceli sözleşme modeli, aynı yıl 1500 vatandaşın üye olduğu 6 farklı kooperatife neden uygulanmadı?
- 1500 ev hayali kuran ailenin “taşeron” yapılmasına kimler izin verdi, göz yumdu?
- Protokol hazırlanırken bugünkü risklerin üyelere yükleneceği öngörüldü mü; öngörüldüyse üyeler bilgilendirildi mi?
- Kooperatifimizin Satış Ofisi, Broşür ve şantiyesinde her noktada İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin logosu kullanılmışken, sonrasında kurulan kooperatiflerden İzmir Büyükşehir Belediyesi logosunun kullanılmamasını istediniz mi ? O tarihte neyi öngördünüz ? öngördüğünüz şeye neden müdahale etmediniz ?
- Protokolde öngörülen Kontrol Teşkilatı kuruldu mu? Kurulduysa, inşaat %9,77’de kalırken hangi denetim raporları düzenlendi?
- Niyet Protokolü’ndeki 60 aylık tamamlama bedelinin neden tamamı kooperatif üyelerine yıkılıyor, gelinen noktada modeli kuran, denetleyen tarafların sorumluluğu yok mu?
Durdurma talimatından sonra 791 gün geçmesine rağmen neden inşaatımız hala duruyor, belirsizlikler devam ediyor. Talebimiz ve serzenişlerimiz şahıslara değil kurumlaradır. Kurumlarda devamlılık esastır. Parasını ödemiş vatandaşın bu soruları sorması siyaset değil, haktır. İzmir’de kamu kurumlarına duyulan güven, ancak mağduriyetlerin giderilmesiyle yeniden tesis edilebilir.
Bakmadan Geçme