• Haberler
  • Güncel
  • Kocaoğlu'ndan 'seçim' değerlendirmesi: 'Gerçek CHP'lilerin oyu Yeni Parti'ye gidecektir'

Kocaoğlu'ndan 'seçim' değerlendirmesi: 'Gerçek CHP'lilerin oyu Yeni Parti'ye gidecektir'

İzmir siyasetinin simge isimlerinden Aziz Kocaoğlu, CHP ve YENİ Parti içindekileri dengeleri ilk kez İzmir Gaste Haber Müdürü Burcu Taner'e anlattı.

İlk döneminde "makyaj projeler" değil vatandaşın çok da gözüyle göremediği arıtma hamleleri, Körfez temizliği gibi altyapı projelerine yoğunlaşan; sonrasında da "üstyapıya" geçip Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi, Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi, Uçanyol, 40 kilometrelik bisiklet yolu ve sahil düzenlemeleri, Aşık Veysel Rekreasyon Alanı, Homeros Vadisi, Sasalı Doğal Yaşam Parkı, Fahrettin Altay metrosu, Balçova Teleferiği, İnciraltı Kent Ormanı, tramvayları kente kazandıran kişi olarak İzmir tarihine geçti. 

Merkezi iktidarla da hizmette ortak, siyasette tavizsiz tavrıyla farklı görüşten İzmirlilerin oyunu almayı başardı. Türkiye'nin gündemine o dönemin Ankaralı mevkidaşı Melih Gökçek'in arsenikli su tartışması ile çıktı. Bu gündem Körfez kokusu ve 397 yılla yargılandığı dava ile devam etti. İzmir'de de CHP siyasetinde "örgütten gelen" kimliğini de "dilsiz uşağa" asmadı, yeri geldiğinde "Kim adam kim şalgam" diye hafızalara kazınan çıkışlar yaptı, yeri geldiğinde de partisinin genel başkanına delege seçimleri gibi konularda doğru bildiğini çekinmeden söyledi. Görev süresi bittiğinde rakibi AK Parti'nin resmi internet sitesinde dahi "Eleştirdiğimiz biridir ama kötü bir insan değildir, insani ilişkileri de iyidir" ifadeleriyle anıldı.

Kocaoğlu'ndan 'seçim' değerlendirmesi: 'Gerçek CHP'lilerin oyu Yeni Parti'ye gidecektir'

Kocaoğlu, İzmir Gaste ile özel röportajında siyasetle ilgili çok net ve sözünü sakınmayan mesajlar verirken belediyeler konusunda artık makamda olmadığını hatırlatarak ve mevkidaşı belediye başkanlarına başarılar dileyerek, yok olmaya yüz tutan siyasi etik konusunda da bana göre örnek ve önemli bir tavır gösterdi. Üç kuşaktır aile kimliği olan CHP'den istifasındaki duygularını da, görev başındayken özlediklerini de anlattı. "Keşke"leri az, üsttenci bir üsluptan uzak ama "kitabın ortasından konuşan" bir söyleşi oldu.

Bu röportajda "anlam haritası" tamamen karışmış İzmirli hemşehrilerine, siyasetten umudunu kesmiş gençlere de seslenen Kocaoğlu, umutsuzluğa kapılmamaları çağrısında bulunmayı da ihmal etmedi. 

Burcu Taner: İzmir'de yerel yönetimlerde, siyasette hiç tanık olmadığımız bir dönemdeyiz. Harita karmakarışık.

Aziz Kocaoğlu: Hangi harita?

-  Anlam haritası... Şu anda seçmenden siyasetçilere, bürokratlardan sivil toplum kuruluşlarına kadar herkeste bu kafa karışıklığı var. Siz aynı düşünmüyor musunuz?

A. Kocaoğlu: Türkiye’de şafak bütün koşullarda yakın. Bir muhalefet partisi, Yeni Parti oluştu. Bu Yeni Parti tek başına iktidara aday. Doğru şeyler yapılabilirse, bugünden seçime kadar yaşanan süreçte hata yapmadan, özellikle büyük hata yapmadan…

“Bugün esas olan siyaset yönetimi değil kriz yönetimi”

Çünkü bugün esas olan siyaset yönetimi değil, kriz yönetimi. Bugün Türkiye siyaseten çok büyük bir kriz yaşıyor. Hukuk, adalet geri planda kaldı. O zaman bu siyaset klasik, bizim bildiğimiz gibi mutlaka yapılacak hizmetler söylenecek, mutlaka ekonomi felsefeni, kenti nasıl kalkındıracağını, kentin sorunlarını nasıl çözeceğini söyleyeceksin. Ancak şu anda bu bir normal seçim değil. Bu krizin içerisinde sürekli problem, her gün problem olacak, her gün saldırı olacak. Siyasi anlamda söylüyorum; Yeni Partili için söylüyorum; sen de her gün bu saldırıyı, bu eleştiriyi, bu bel altı vuruşları anında geri teptireceksin, doğrusunu söyleyeceksin, yapılması gerekeni söyleyeceksin ve dik duracaksın. O krizi yöneteceksin.

“Burada bir strateji var, sadece onu üretenin bildiği” 

Her gün bombardıman… İşte belediye başkanı kalmadı, bir sürü olay oldu. Bunlar normal bir siyaset değil. Meclis üyesi tutuklanıyor, gönderiliyor, biri geri planda tutuluyor. Bunları basından izliyoruz. Bu farklı bir şey. Yeni Parti’nin, CHP’nin içinde var mıdır? Olabilir, vardır. İnsanoğlu beşer şaşar. Peki, AKP’de bu yok mu? En büyük belediye başkanları şu anda konuşuluyor işte. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları konuşuluyor. Kadir Topbaş Bey neden istifa ettirildi, Melih Bey neden istifa ettirildi, Balıkesir Belediye Başkanı niye istifa ettirildi? Bunlar neden oldu, ne gerek vardı? Sonra Melih Bey’in oğlu niye milletvekili oldu? Bir strateji var. Sadece o stratejiyi üretenin bildiği. O üretenin bildiği stratejiyi günbegün uyguluyorlar.

Her stratejide bir duruş vardır. Bir geri adım atmak vardır. Ama hep ileri taşır. Hedefe göre iki ileri, bir geri ya da üç ileri, bir geri.. . Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi’nin uyguladığı böyle bir strateji var. Bu stratejinin hedefi Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir daha cumhurbaşkanı olması. Bu, CHP’nin devamı olan Yeni Parti’yi itibarsızlaştırmak üzerine oturtulmuş. Bu yürüyor.

“Kriz, normal siyasi enstrümanlarla çözülemez”

Öbür taraftan toplumda iş adamlarına doğru yürüyor, sanatçılara yükleniyor, basına doğru yürüyor. Bu strateji tek ayaklı değil. Sadece belediyelere, CHP’li belediyelere ya da Yeni Partili belediyelere yüklense, “Ha, diyeceksin ki böyle bir şey.” Böyle organize bir strateji var. Bu stratejinin nereye, nasıl evrileceğini sadece kuran ve uygulayan biliyor. Ve kamunun olanaklarının hemen hemen tamamı bu stratejiyi kuran ve uygulayanın elinde.

Böyle zor bir tablonun içerisindeyiz. Bu tablo kriz demek. Büyük bir kriz demek. Türkiye’de siyaseten bir sürü kriz oldu, ekonomik krizler oldu, darbeler oldu ama şu anda ilk defa biz çok önemli bir siyasi kriz yaşıyoruz. Kriz de baştan söylediğim gibi normal siyasi enstrümanlarla çözülemez, karşı koyulamaz. O zaman bir kriz yönetimi gerek. Bunun içerisinde dış politikayı çok iyi bilen, ekonomiyi, siyaseti, hukuku, siyasi partiler ve seçim hukukunu çok iyi bilen insanlar olacak. Bu insanların genel merkezi, genel başkanı anbean beslemesi gerekiyor. Kriz yönetimi böyle bir şey. Yani “Yarın cevap veririz.” diye bir şey yok. Anında geleni anında püskürteceksin. Ancak o şekilde yol yürünebilir."

- Bu durumu 2027 yılındaki olası sandık senaryoları, seçim ekonomisi yaratma ve yerel yönetimlerin kaynakları ekseninde değerlendiren görüşler de var. Katılıyor musunuz?

A. Kocaoğlu: Katılmıyorum. Belediyelerde kaynak yok. Zaten belli, belediyelerin durumu.

- O zaman günceli okuyan ve strateji yaratan doğru kadrolar gerekli. Yeni Parti de dahil; Türkiye'deki siyasi partilerin kadro yetiştirebildiklerini düşünüyor musunuz?

"Şu an hiçbir parti kadro yetiştiremiyor"

A. Kocaoğlu: Kurtuluş Savaşı da bir kadro hareketidir, aydınlanma da bir kadro hareketidir. Kadro hareketinde, lider vardır, liderin arkadaşları vardır; bir altyapı vardır. Konuların uzmanları vardır. Şu an sadece muhalefet değil, hiçbir parti kadro yetiştiremiyor.

Liderin parti içerisinde, devlet yönetiminde mutlak güçlü, tekel olması ve eleştiriye açık olmaması; yetenekli insanları, ülkesi ve milleti için siyaset yapacak insanları siyasetten soğutur ve diskalifiye eder. Bilgi birikimi daha az, kişilik yapısı biraz daha esnek, lidere tabi olabilecek ve eleştiri inisiyatifini kullanmayacak insanlara kalır siyaset arenası. Bugün de yaşanan her partide budur. O zaman eleştiri yoksa özeleştiri de yok. O zaman doğruyu bulmak da yok.

Ben Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde görev yaptığım süre içerisinde hem rahmetli Deniz Baykal Bey’e hem Kılıçdaroğlu Bey’e hem de diğer genel başkan yardımcılarına belli konulardaki düşüncelerimi yüksek sesle söyledim. Defalarca söyledim.

(2019'da Partinin proje mutfağı yok" sözleri ve tepkileri hatırlatarak) Mesela o sadece “mutfak” lafı öne çıktı ama ben onu defalarca söyledim, anlattım. Çıkış yolu bulmamız lazım; ekonomik, siyasi, sosyokültürel olarak. Bir yol haritası belirlememiz lazım. Türkiye’nin bir stratejik planını yapmamız lazım.

“Bu cevapların hepsi seni kaosa götürüyordur”

Bilim varsa, aklın ve bilimin rehberliğinde bir yol haritası belirleyebilirsen hedefe en büyük adımı atmışsındır. Ama yoksa, dağınıksa, “Efendim, AKP şunu yaptı, şu cevabı verelim; öbür parti şunu yaptı, şu cevabı verelim.” Bu cevapların hepsi seni kaosa götürüyordur. Çünkü yol haritanı, ne yapacağını, neden yapacağını sindirmemişsin. Öğrenmemişsin. O zaman günübirlik, soru-cevap şeklinde yürüyor. Günübirlik soru-cevap da seni çelişki yumağına götürüyor.

Vatandaş, özellikle kırsalda, sadece televizyon izler. O televizyon kutusundan siyasetçinin samimiyetini ölçer. O, kendi yalın sağduyusuyla siyasetçiyi ölçer. Der ki, “Bu çocuk güzel bakıyor, bu çocuk namuslu, bu çocuk samimi.” Bunu söyler.

Siyasetin malzemesi insan ve güvendir. İnsansız siyaset yapılmaz. Güvensiz de oy alınmaz. Güveniliyorsa oy alırsın.

- Adalet ve Kalkınma Partisi demişken... İzmir'de özellikle Büyükşehir Belediyesi odağındaki tartışmaları yakından izliyoruz. Başkan Cemil Tugay bağımsız olarak görevini yürütse de bu söylentilere yaklaşımınızı merak ediyorum...

"Cemil Tugay'a başarılar"

A. Kocaoğlu: Büyükşehir Belediye Başkanımız ne yapıyor, aklında ne gibi bir yol haritası var, tabii ki bilemiyoruz. Yaptığı eylemlerden değerlendirmeye çalışıyoruz. Onun için oraya geçer geçmez, o konuda benim söz söylemem doğru değil. Ben kendisine başarılar diliyorum. En sonunda İzmir’in Büyükşehir Belediye Başkanı. Hangi partiden olursa olsun. CHP’den seçildi, bağımsızda duruyor.

"CHP'li arkadaşların seçim sabahı Yeni Parti'ye oy vereceğine inanıyorum" 

Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi’nde Kemal Kılıçdaroğlu Beyefendi’nin sadakatle yanında duran bir kitle var. Bu çok sınırlı. Ama burada bir boşluk var. “Buradan ilçe başkanı olayım, aday olayım, özgeçmişime il başkanlığı yazdırayım, meclis üyesi olayım” diyen ve belki Yeni Parti’de bu olanağı bulamayacağını düşünen bir kitle de Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapıyor.

Türkiye’nin bu reel durumunda bugün bunlar olacak. Yeni Parti'nin güven tesis etmesiyle; söylemleriyle, projeleriyle, duruşuyla ve bu krizi yönetmesiyle, ben seçim günü akşamında Cumhuriyet Halk Partili arkadaşların karar vereceğini; çok çok art niyetli olanların haricinde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tozunu yutmuş olanların seçim sabahı Yeni Parti’ye oy vereceğine inanıyorum.

Benim siyaset okumam bu. Tabii ki fanatik olanlar vardır, tabii ki başka ilişkileri olanlar vardır ancak bu çok sınırlıdır. Mevcutta CHP yüzde 10’un altında, benim tahminim çok daha altında da... Burada Yeni Parti yüzde 35-40 oranında oya tırmanmış. "Ben oraya (CHP) oy vereceğim” diyen gerçek Cumhuriyet Halk Partiliyi bulmak çok zordur.

- Partiden istifa sürecinde de dile getirmiştiniz. Aslında bu çok önemli bir iddia.

A. Kocaoğlu: Biz muhalefet olarak da sürekli hata yaptık. 1980’den bu tarafa sürekli bölünmeler, parçalanmalar, hatalar, okuyamamalar, kadroların dağılması… Yani bir kaos ortamı var. Aslında Türkiye’de siyaset 80’den beri (12 Eylül Darbesi) karışıktı ve giderek bu noktaya geldi.

Dış güçler

Bütün bunlara rağmen ben iyi olacağına inanıyorum. Tamamen Yeni Parti, Özgür Özel ve ekibinin duruşu, performansı, özgeçmişi, yapabilirliği, güven tesis edebilirliği sağlanırsa; Yeni Parti’nin önünde kimse duramaz. Ama bunun sağlanmaması için iktidar ve iktidardan menfaati olan dış ve iç güçler, sadece iç güçler değil, dış ve iç güçler, Yeni Parti’nin önünü kesmek için ellerinden geleni yapacaktır.

Onun için bu bir seçim değil, kriz yönetimi. Krizi yöneten başarılı olacaktır.

(RÖPORTAJIN DEVAMI YARIN)
 

İzmir Gaste - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme