• Haberler
  • Kültür
  • İzmir sanatına mim koyan İlker Kılıçer: 'Bensiz Dünya Mim Günü kutlandı'

İzmir sanatına mim koyan İlker Kılıçer: 'Bensiz Dünya Mim Günü kutlandı'

Ulusal ve uluslararası arenada İzmir'i ve pantomim sanatını temsil eden İlker Kılıçer, İzmirgaste'ye özel açıklamalarda bulundu. Kılıçer, gelecek dönem projelerinden sanata destek eleştirilerine kadar pek çok konuda Gazeteci Burcu Taner'e konuştu. İzmir'in kent kültürü konusundaki hafızasına da önemli katkılar sunacak olan söyleşide yaşadığı ilginç olayları da anlatan Kılıçer, özellikle yerel yönetimlerin sanata ve sanatçıya olan katkılarına dair serzenişte bulundu.

İlker Kılıçer; sanatı kentte hak ettiği değeri görmese de ulusal ve uluslararası arenada İzmir’i başarıyla temsil eden bir pantomim sanatçısı. Kas erime hastalığına yakalanmış, sadece yüzü ve elleriyle iletişim kurabilen yakın arkadaşının sözleriyle, adeta "pantomimci oldu çıktı."

Türkiye, onu 2012 yılında Karşıyaka’da, sözsüz bir sanat olan mim sanatını icra ederken kesilen gürültü cezasıyla tanıdı. Mim’e küsmedi; üstelik bu trajikomik anılarını bir stand-up gösterisine dönüştürdü. Doğduğu ve yaşadığı İzmir’de pek vefa gördüğü söylenemese de kendisi Dünya Mim Enstitüsü resmi üyesi ve Türkiye temsilcisi. Belgrad Dünya Mim Akademisi’nden burslu eğitim aldı; çocuklar ve yetişkinler için yüzlerce atölye, workshop ve eğitim düzenledi. Türkiye dışında 18 farklı tiyatro festivalinde sahne aldı. Ödüller kazandı ama hepsini çöpe attı.

İzmir sanatına mim koyan İlker Kılıçer: 'Bensiz Dünya Mim Günü kutlandı'

Kent hafızasının sokağını ve sahnesini İlker Kılıçer’den dinlemek İzmir Gaste olarak bizim için çok keyifliydi. Bir kahveye sığmayacak derinlikteki bu güzel söyleşiyi sizler için aktarıyoruz…

B.T.: Kişisel tarihiniz, aynı zamanda bu kentte ve ülkede sanatsal üretimin de bir turnusolü gibi.  Öykünüzü bu bakış açısıyla dinlemek isterim.

İ.K.: Hasan Hüseyin Korkmazgil şiirinde der ya; "Bu kenti sevdim dedim / benim olsun demedim ki..." İzmir, yaşama durduğum, kimi zaman başka bir şehre dönüştürdüğümü hissettiğim, kimi zaman da militer yüzüne inatla, kızgınlıkla yürüdüğüm şehir. Burada doğdum, burada devam ediyorum hâlen; sonramı bilmiyorum. Sanat yaşamım da öyle. Hikâyemi ilk mim oyunumdan başlatıyorum; hâlâ mim’deyim, sonramı bilmiyorum. Bu alanda bedenim yettiğince kelimeler olmadan anlatmaya devam edeceğim.

İzmir sanatına mim koyan İlker Kılıçer: 'Bensiz Dünya Mim Günü kutlandı'

"BENSİZ 'DÜNYA MİM GÜNÜ' KUTLANDI"

2005’ten bu yana bu şehrin binden fazla noktasında bedenimle hikâyeler anlattım. Bellek oldum mu bilmiyorum fakat bu şehri yönetenlerden pek bir şefaat görmedim. En son iki sene önce Dünya Mim Günü’nü bensiz kutladı İzmir Büyükşehir Belediyesi. Yüzüm halka dönüktü zaten; bu olaydan sonra daha da döndüm.

25 Ekim - 1 Kasım tarihleri arasında Almanya - Berlin’de bir atölye çalışmam ve sahnem var. İki kez 'En İyi Çocuk Oyunu' ödülü aldım. Alır almaz da verdim. Ödüllere karşıyım; çünkü yaşamımda hiçbir zaman "en iyi" olmak gibi bir derdim olmadı. Eserlerin yarıştırılması, içeriği ne olursa olsun vicdanıma hiç hoş yansımıyor. Plaket de öyle; tuhaf geliyor bana, avucumda bile fazlalıkmış gibi... Veriyorlar, tutuyorum ama eve gidince doğru çöpe. Sonra evde plaketten geçilmeyen arkadaşlarımı düşünüp gülüyorum.

Uçan Pelerin Kukla Tiyatrosu kurucusu Özlem Altınbilek’ten aldığım eğitimle kukla dünyasına da giriş yaptım; bu alanda da üretimlerim var. Bir de müzik... Sevgili Sercan Kırmızı’dan aldığım eğitimle ud, cümbüş, gittern çalıyor, söylüyor, bazen de sahne alıyorum.

İzmir sanatına mim koyan İlker Kılıçer: 'Bensiz Dünya Mim Günü kutlandı'

"O GİTTİ AMA SANATA MERAKI BIRAKTI"

- Pantomim sanatıyla nasıl tanıştınız?

Çok sustum. İçeriye doğru süpürdüm incinmelerimi, korkularımı, sevinçlerimi, heyecanlarımı... Sessiz, sakin bir insandım bir de.

Ali Ayas adında bir arkadaşım vardı. Kas erime hastalığına yakalanmıştı ve artık sadece nefesi, yüzü ve azıcık da elleriyle iletişim kurabiliyordu. Sürekli beraberdik; aylardır süren yoğun bakım sürecinde bile... Birbirimizi çok iyi anlıyorduk. Bir gün nefesiyle, "Pantomimci olduk çıktık. Konuşmadan cümle kuruyoruz aslında. Ben olamam artık ama belki sen bir gün olursun" dedi. İki buçuk ay sonra hepimize "hoşça kal" dedi. O gitti ama geriye bende pantomim sanatına büyük bir merak bıraktı.

- Şimdiye kadar bu sanatı icra ederken başınızdan geçen ilginç olayları da dinlemek isteriz.

O kadar çok ki... Bunları anlatmak için stand-up gibi bir şey yaptım zaten. Makyajımı yaptıktan sonra asla konuşmadığım için, çocuklar adına üstüne gidilesi bir vakaya dönüşüyorum. Konuşmadığım için hakkımda şöyle tanımlamalar yapılıyor mesela: "Bunun dili yok, lal yani. O yüzden bu sanatı seçmiş."

Mizahi bir tonda oynasam bile beni bazen acıklı bir yüzle izliyorlar. Bunu fark ettiğimde, oyundan sonra makyajımı çıkarıp konuştuğumda mim sanatının ne olduğunu biraz daha anlamış oluyorlar.

"EN ÇOK DEĞERİ ÇOCUKLARDA GÖRÜYORUM"

- Türkiye'de bu alanda en çok bilinen sanatçı olabilirsiniz. İzmir, Türkiye ve yurt dışı deneyimlerinizi göz önünde bulundurursanız pantomime hak ettiği değerin en çok nerede verildiğini düşünüyorsunuz?

60 yaş üstü kimi jenerasyonda mim sanatına tutkuyla bağlı olanlar var. Erdinç Dinçer’i TRT Haber Bülteni başlamadan önce yaptığı kısa mim temsilleriyle hatırlayan; Ergin Kolbek, Taner Barlas, Oğuz Aral, Oktay Anılmert, Ulvi Arı, Vecihi Ofluoğlu gibi isimlerin bu alanda üretim yapıp sanatı diri tuttuğu dönemleri yaşamış insanlar var. Öğretmenlere, okullara, belediyelere bu sanatı öneriyorlar. Çocuklar izledikten sonra hiç unutmuyorlar; en çok değeri onlarda görüyorum.

Bir gün çay ocağında kahve içerken bir arabanın park etmeye çalıştığını gördüm. Çocuğun biri, arabanın arkasında ip varmış gibi arabayı çekiyor, hatta elleriyle duvar yapıp "Baba yer kalmadı, pantomimle 'dur' diyorum, görmüyor musun?" diyordu. Kalktım, yanlarına gittim. Annesi, okullarına bir pantomim oyunu geldiğini ve çocuğu haftalardır pantomim yapmaktan alıkoyamadıklarını anlattı.

(RÖPORTAJIN DEVAMI YARIN İZMİR GASTE'DE)

İzmir Gaste - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
HABER MERKEZİ

Bakmadan Geçme