Dorukhan Büyükışık cinayeti davası: Sanık ifadeleri başladı!
Dorukhan Büyükışık'ın ölümüne ilişkin başlayan duruşmada sanıklar ifadelerini vermeye başladı.
HAYRİYE GÜLPERİ TİBİN – İzmir’in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında meydana gelen, emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık’ın ölümüne ilişkin davaya başlandı.
Dava kapsamında yargılanan, Mehmet Münir Tanyer ve Taylan Tanyer’in de aralarında yer aldığı 26 sanık hakim karşısına çıktı. Bu kapsamda ilk olarak sanık Ali Gürbaş müdafi, “Birleşen dosya gizlilik kararı olan bir dosyaydı. Müvekkil hakkında hazırlanan iddianamede o kadar zorlama bir iddianameydi. Sadece polisle 108 saniyelik görüşmesi var. Bu aleyhe olan delili kabul etmediğimizi, müvekkil ve polis arasında bir sürekli görüşme var mı yok mu diye HTS kayıtları istemiştik hep ertelendi” diyerek müvekkilinin savunmasını yaptı.
Gürbaş’ın müdafi konuşmasına şöyle devam etti:
“Müvekkilim bir tek konuşmasıyla 7-8 aydır tutuklu. Ancak iddia makamı müvekkilin lehine ve aleyhine olan tüm delilleri kullanmalıydı. Ancak kullanmadı çünkü aleyhte bir delil yok. Müvekkil hakkında bu iddianamenin açılması bile zaman aşımına uğrayabilir. Durumlar ve mahkemeniz iddianame değerlendirilirken zaman aşımıyla birlikte değerIendirilmesini beklerdik. Ancak bu yargılama sırasında da giderilebilecek bir eksiklik. Birçok beyan oldu, bunların hiçbiri de üzerine atılı suçu işlediğiyle ilgili değildi. Bazen işlemiş bir olayı ispatlamak daha kolay. Olmayan bir şeyi ispatlamaya çalışıyorsunuz. Bunun açıklığa kavuşması tamamen sizin inisiyatifinizde olan bir şey. Neyse çıksın ortaya. Olay olduğu yerle müvekkilin olduğu yer çok farklı bir alan.”
Kaçar: Doğrudan sorumluluğum yok
Dosya kapsamında görevi ihmal ve delil gizlemek suçlarından yargılanan, dönemin olay yeri inceleme büro amiri A.K., verdiği ifadesinde şunları söyledi:
“Olay tarihinde olay yeri incelemede konser yardımcısı rütbesinde olay yeri incelemede büro amiri olarak görev yapıyordum. Görevim birimlerin talebi doğrultusunda olay yeri ekiplerinin gönderilmesini sağlamak, tesisat yönlerinden denetimini yapmak, olaylar doğrultusunda kimi zaman olay yerine giderek kimi zaman da bağlı olduğum şube müdürüne durumu aktarmaktı. Bu olaylarla ilgili yönetmelikte bu olayları sarmış, gerekli olan hukuki sorumluluk soruşturma birimi tarafından yapılır. Ben büro amiri olarak doğrudan bir devirde sorumluluğum yoktur. Bunu olay yeri ekiplerimiz var. Onlar da bunu yapmış. Benim verdiğim ya da vermediğim hangi talimat bir delilin kaybolmasına yok olmasına sebep olmuş? İddianamede de net bir şey görmedim.”
Mahkeme başkanından Kaçar’a soru yağmuru
Kaçar’ın ifadesi sonrasında sorular soran mahkeme başkanı, “Olay yerine cinayet şubenin gelmesi gerektiği kararını planını kim veriyor?” dedi. Kaçar, “Hangi ekip müdahale ettiyse haber verir, böyle böyle bir konu var der. Onlar da gelir. Savcımız da olay yerine geldiği için der ki bunu cinayet büro yapsın ya da farklı bir büro yapsın” diye yanıt verdi.
Mahkeme başkanı, “Burada bir şüpheli ölüm olayı var ya cinayetin gelmesi gerekmez mi?” diye sordu ve Kaçar, “Gelmiş olması lazım. Bahse konu isimler orada mıydı hatırlamıyorum” diye yanıtladı. Son olarak mahkeme başkanı Kaçar’a delillerin, bulguların toplanmasıyla ilgili bir denetim olup olmadığını, “Bir denetimi olması gerekmez mi bulgu toplanmasının? Bu anahtarın yeri değişmiş, izmarit delil olarak alınmamış Bu durumun tespitini sadece duygu hanım ve Musa Bey mi yaptı neden böyle bir şey ortaya çıktı?” ifadeleriyle sordu.
Kaçar ise “Aynı anda İzmir’in farklı noktalarında da ekipler bulgu topluyor. Ekipler kendisi sorumlu oluyor. Olayda savcı varsa savcının kendisi topluyor. Her olayda amir başına gitmez. Anahtarın değişmesiyle ilgili daha önce de söyledim, fotoğraf çektikten sonra savcımız çarpmış olabilir, cesedin yönü değiştirilirken oynamış olabilir. Söyleyebileceğim budur” yanıtını verdi.
Ayrıca mahkeme başkanı, “Olay yeri incelemenin görevine kameraya bakmak da dahil midir?” diye sordu ve Kaçar, böyle bir sorumluluklarının olmadığını, kamera odasına girmediğini ve öyle bir odanın varlığına dair bilgisinin olmadığını ifade etti.
Demir: Müvekkilim sorumlu tutuluyorsa olay yeri savcısı da dahil edilsin
Kaçar’ın avukatı İsmail demir, savunmasını şöyle yaptı:
“Aylardır süren gizli olarak kabul edilen bir soruşturma kapsamında 262 sayfalık bir iddianame kabul edildi. Olguların delillerin ne olduğunu çok merakla bekledik. Ancak birçok noktada kopyala yapıştır isnadıyla müvekkilime yüklenildiğini gördük. Benim müvekkilim dosya kapsamında 6 aydır tutuklu. Hangi somut delilden dolayı tutuklu olduğunu biz anlamıyoruz. Olayın esasında müvekkilim olay yerin inceleme şube büro amiridir olay tarihinde. Olay yerinde görüntüleme işlemleri sonrasında dikkate değer, dosyadaki delil durumunu anlayabilelim. Biz şu an o bilgilere sahipsek müvekkillerimizin yaptığı çalışmalar sonucundadır. Numaratör verilerek inceleme yapılır. Akabinde teslim edilecekler edilir, olay yeri inceleme ekibine verilecekler verilir. İncelemeler eksiksiz bir şekilde yapılmış. Bu esnada bir boğuşma, intihar notu hiçbir şey tespit edilmemiş. Olay yerindeki araçtaki incelemeler bittikten sonra tek bir talimat gelmediyse ve bu işlem yapılmadı diye benim müvekkilim sorumlu tutuluyorsa yetkili olay yeri savcısının dosyaya dahil edilmesini ya da bilgisinin alınmasını talep ederim. Müvekkilime yöneltilen suçlamalarla ilgili somut bir delil yok. İnşaat sahipleriyle müvekkilimin tek bir görüşmesi kaydı tanışıklığı yok. İhmali olarak bir şeylerin incelenmesi kaçırıldıysa bile özel bir kastın olmadığı açıktır. Müvekkilimin beraatini talep ediyoruz.”
Kocataş: Olay yerine gidince Taylan Bey’i aradım
Sanık Aziz Kocataş ise savunmasında şunları kaydetti:
“Beni olay günü sabahleyin telefon geldi arkadaşlardan sekizden sonra. Asma bahçede kalıyordum ben. Y.A.’dan telefon geldi, İ.K.’den telefon geldi. Saat 8 – 9 arasındaydı. Asma Bahçelerdeydim. Pazar günü olduğu için biz çalışmıyorduk. Konteynerde kalıyorduk. Olay yerinin aşağısında kalıyordum. Beni önce hangisi aradı hatırlamıyorum. İnşaatta bir olay olmuş dediler. Ben de gittim. İnşaatın sorumlusu olduğum için çağırıldım. Ben oranın kıdemli usta başıydım. Aracımla oğlum götürdü. Polis gelmemişti. Bizden sonra geldi. Sordum orada polise bilgi verdiniz mi diye, oradaki arkadaşlar verdik demişti. Maktule yanaşmadım. Başında kimse yoktu. Ben Taylan Beyi aradım. Kendi telefonumdan aradım. Böyle bir ölüm olayı var dedim. Yaklaşmayın, geliyorum dedi. Geldi. Ölmüş diye bilgi verdiler. Yüz üstü yatıyordu. Ancak sonradan sırt üstü gibiydi. Neticeyi pek hatırlamıyorum.”
Kocataş’ın hatırlamadığını söylemesi üzerine mahkeme başkanı tepki gösterdi. Mahkeme başkanı, Kocataş’ın daha önce de kayıt altında verdiği ifadelerde Büyükışık’ın cansız bedeninin yüz üstü şekilde görüldüğünü belirttiğini hatırlatarak, “Ne demek hatırlamıyorum? Ben bunları sana kaç defa sordum. Kayıtlarda var. Yüz üstü yatıyordu dedin. Böyle bir beyanda bulunan senden başka kimse olmadı. Bunu söyledim, ısrarla böyle gördüğünü söyledin” dedi.
Kocataş ise “Sanırım beton zeminde yatıyordu. Kafası neredeydi hatırlamıyorum. Sonra Taylan beyi aradım, geliyorum dedi. Taylan Bey’den sonra polisler geldi. Kameralardan haberim yok. Kameralardan sorumlu kişi Vural Köse tamiratını yapıyor. Gökmen Bey, Yiğit Bey, Vural Bey bakıyordu. Kameraları izlemedim. İş bittikten sonra şirketle çalışmaya devam etmedim. Olaydan sonra kameraların yeri değişti mi hatırlamıyorum” dedi.
Çelik: O gece olay nasıl olmuş bilmiyorum
Sanık Bilal Çelik, dava kapsamında ifadesini verirken şöyle konuştu:
“O gece olay nasıl olmuş bilmiyorum. Sabah sat 8 buçuk civarında öğrendim. Çünkü polis ekipleri ve savcı gördüm. Günlerden cumartesi günü saat 5 gibi operatör olduğum için paydos ederdim. Çünkü yarım saat bir saat bakım yapılması gerekiyor. Pazar günü sese duyarlılık olduğu için etrafta sesten rahatsız olununca çalıştırılamıyor. Benim iki köpeğim var biri kurt köpeği, diğer de şahsıma ait baktığım cins köpek. Benim kaldığım yer komple dosyada görüntüleri mevcut hem benim görüntüm var hem de söz konusu makine var. Geldiğim noktada ben 5 buçuk aydır tutukluyum. Demek ki ben araştırılmamışım. Ben akşam 11 buçuk 12 gibi biz uyumaya gidiyorduk. Akşam maç izliyordum. Orada duyduğun her sese bakamazsın. Ben orada bir personelim. Cumartesiyi pazara bağlayan gece orada gençler gelir, aileler gelir. Öyle her sese bakamazsın. Hayvan da vursa taş da atsa ses gelir. Ben karşı tarafta bırakın bir ses duymayı bir şahıs görsem de gitmem. Benim görevim değil çünkü. Bir şey olsaydı ilk önce karakolu emniyeti arardım. Böyle bir durum esnasında inşaattan birini aramak bana mantıklı gelmiyor. Sabah saat 8 buçuk gibi sanırım, beni çağırdılar. 8 buçuk civarı mı desem 9 mu desem bilemiyorum. Çok kalabalıktı. Ben gittiğimde orada sayın savcı da vardı. İlk gittiğimde etrafı çevriliydi. Maktulü uzaktan sırt üstü olarak gördüm. Ben inşaattan anlamam. Ancak yaptığımız bölge kirişin üstü, kuru toprak. Maktulün kafası oradaki korkuluk demirine değse parçalanırdı. Ben gittiğimde ambulans, polis ekipleri oradaydı.”
Ethem Büyükışık’tan sanık Çelik’e
Çelik’in ifadesi sonrasında sorularını yönelten Ethem Büyükışık, “S.P. isimli şahıs kimdir ve bu şahısla cinayet gecesi 5 kez neden görüştü? Olay günü yabacı şahsa neden mesaj attı ve bu şahıs kimdir? Yaklaşık 10 kişiye yakın yabancı uyruklu isimle neden mesaj attı ve bunlarla neden görüştü? Cinayet sabahı saat 9’dan sonra uyandığını söylüyor ancak saat 7.16 ve 7.55'te olay yerinden dört kere mesaj alıyor ve atıyor. Bunun nedeni nedir? 112 acil servise ihbar yapılmadan 42 dakika önce A.K. ile görüşmüş. Yine ihbardan önce H.Ö. ile 20 saniye görüşüyor. Yine ihbar yapılmadan beş dakika önce A.K. ise 50 saniye görüşüyor. Bu görüşmelerin nedeni ne?” dedi.
Çelik, “Burada üç kişinin ismini söyleyeyim. Yiğit bey ve gökmen bey. Şefler. Gece görüşmüşsem işle alakalı görüşmüşüzdür. Çiğdem abla da yanlış hatırlamıyorsam bizim ablamızdır. Başka bahsedilen kişilerle hiçbir şekilde ne bir ilgim ne konuşmam olabilir. Benim yurtdışına çok arkadaşım var. Mehmet Münir Tanyer bana bir şey söylemedi” diye yanıt verdi.
Erişen: Bildirimde bulunmamış olabilir
Bilal çelik müdafi Avukat Mine Erişen ise “Müvekkilin ses duymasına rağmen bildirmemesi nedeniyle cezalandırılması istenmiştir. Müvekkil orada bekçi değildir. İnşaatın güvenliğini sağlamak zorunda değildir. Ayrıca herhangi bir ses duysa da garipsememiş olabilir. O gece müvekkilimin bahsettiği gibi olay yerinden çok uzakta. Bu şekilde de herhangi bir şekilde sesle ilgili bildirimde bulunmamış olabilir. Bunun dışında kendisinin davayla ilgili hiçbir somut bağı yoktur. Tanığımızın dinlenmesini talep ediyoruz. Aradan çok uzun zaman geçmiştir. Müvekkil bazı şeyleri yanlış hatırlıyor olabilir. Müvekkilin beraatini talep ediyorum” ifadeleriyle savunmasını gerçekleştirdi.
Duruşmaya ara verildi
İfadelerin ardından mahkeme başkanı duruşmaya öğlen arası verdi. Aranın ardından ifadelere devam edilecek.
Bakmadan Geçme