Babacan'dan iktidara ekonomi üzerinden Türkiye Yüzyılı eleştirisi
İzmir'de katıldığı programda iktidarın Türkiye Yüzyılı politikasını eleştiren DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, ekonominin durumuna dikkat çekti.
Hayriye Gülperi TİBİN – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 30 Ekim İzmir Depremi dolayısıyla İzmir’de bir dizi programa katıldı. Partisinin İzmir İl Başkanlığı’nda gerçekleştirilen basın toplantı sonrasında İZDEDA’nın 30 Ekim İzmir Depremi anma programına katılan Babacan, son olarak sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, muhtarlar ve vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Babacan’la birlikte DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz, DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, DEVA Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü, YENİ Parti İzmir İl Başkanvekili Murat Aydın, STK temsilcileri ve vatandaşlar da katılım gösterdi. Burada açıklamalarda bulunan Babacan, “Bugün İzmir depreminin tam altıncı yılı. Aslında bugün bizim İzmir’de olmamızın da önemli bir vesilesi 30 ekim tarihi. Bundan tam 6 yıl önce 117 vatandaşımızı kaybettiğimiz birçok insanımızın yaralandığı büyük bir deprem felaketiyle karşı karşıya kaldık. O günden bugüne devam eden yargı süreçlerinin olduğunu, depremin yaralarının hala sarılmadığını bugün öğrendik. Umarım vatandaşlarımız en kısa zamanda haklarına kavuşurlar” ifadelerini kullandı.
Adalet olmadan ekonomi olmaz
Babacan, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“İzmir ülkemizin tarihinde çok özel bir yere sahiptir. İzmir kurtuluşumuzun egemenliğimizin şehridir. İktisadi bağımsızlığımızın da temellerinin atıldığı şehirdir. O yüzden buradan İzmir’den altını çizerek söylüyorum ki hukuk olmadan, adalet olmadan ekonomi olmaz.
Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık kurulamaz. Ne zaman insanlarımızla bir araya gelsem hep aynı isteği görüyorum. İnsanımız çalışmak istiyor. Emeğini karşılığını almak, evlatlarının geleceğini kurmak istiyor. Peki şu anda ülkeyi yönetenler bu beklentilere nasıl karşılık veriyor? Bunu anlamak için 2027 bütçesine bakmak yeterli. Bütçe şu anda komisyonda. Bu bütçeye baktığımızda ülke yönetenler neye göre önceliklerini hazırlamışlar, neye ne kadar kaynak ayırmışlar baktığımızda epey bir fikir veriyor. Çünkü bütçede eğitime ayrılan kaynağa bakınca aslında çocukların geleceğine ne kadar önem verildiğini görürsünüz. Tarıma ayrılan paya bakınca üretime, sağlığa ayrılan bütçeye bakınca insan sağlığına verile değeri anlarsınız. Şu an görüşülen bütçede en büyük pay faiz ödemelerine ayrılmış. Gelecek yılın ortalama kuruyla hesap edince devletin faize ödediği para 70 milyar dolar ediyor. 2027 için hedeflenen enflasyonun 2 katı kadar faizde artış var. Bazen bu devletin ödediği faiz sanki insanların cebinden çıkmıyor gibi geliyor. Devlet bu parayı nereden buluyor? Hepimizin ödediği vergilerden o faiz ödeniyor.”
Türkiye Yüzyılı vurgusu
Açıklamasının devamında iktidarın Türkiye Yüzyılı politikasını hedef alan Babacan, uygulamanın ilk üç yılında ekonominin geldiği duruma işaret etti. Babacan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Ekonomiyi doğru yönetmedikten riski azaltmadıktan sonra güven sağlanmadıktan sonra ne bu faizlerin makul bir seviyeye inmesi mümkün olur ne de güven kazanılır.
Zor bir dönemden geçiyoruz. Her alanda ama her alanda sorunların çoğaldığı bir dönemden geçiyoruz. Şöyle bir baktığınızda Türkiye’de uzunca bir süredir tartıştığımız ve Türkiye yüzyılı iye adlandırılan, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılıyla ilgili büyük bir tanıtım yapıldı ve sözüm ona ümit oluşturuldu. Türkiye yüzyılının ilk üç yılı dün itibariyle doldu. Bu üç yıla baktığınızda Cumhuriyet tarihinde bütçeden kullanılan en büyük faiz ödemesi bütçesinin kullanıldığını görüyorsunuz. Ayrıca finansal anlamda en büyük piyasa dolandırıcılığının da bu dönemde yaşandığını görüyorsunuz. Bu kadar büyük bir dolandırıcılık olayı bu kadar uzun bir süre devam ettiyse hem siyasi iktidar içerisinden hem de bürokrasi içerisinden destek almadan bunun olması mümkün değil. Adalet Bakanı diyor ki Şubat 2025’te bu mesele bize gelmişti diyor. Hazine ve Maliye Bakanı da diyor ki manipülasyonun farkındayız. Siz her hafta ülkenin Cumhurbaşkanıyla toplantılarda bir araya gelen insanlar değil misiniz? Madem haberiniz oldu neden hiçbir şey yapmadınız? Bu konuyu Cumhurbaşkanına aktardınız mı? Peki aktarmadıysanız, cumhuriyet tarihinin en büyük piyasa dolandırıcılığını Cumhurbaşkanına haber vermiyorsanız bu daha vahim. Bu dolandırıcılığı yapanlar çok kısa süre içerisinde bulunup hak ettikleri ceza verilmezse o zaman ileride her zaman bu ülkede piyasalarda dolandırıcılık olacağı endişesi hiçbir zaman ortadan kalkmaz. Asla güveni oluşturamazsınız. Yerli yabancı fark etmiyor, güven olmayınca olmaz. Derhal ve derhal bu dolandırıldığı yapanlar bulunmalı ucu kime dokunursa okunsun hak edilen ceza verilmeli.”
Yılmaz: Bu ülke bizim, bu gelecek hepimizin
DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz ise şöyle konuştu:
“İzmir için acı bir gün. Altı yıl önce bugün, saat 14.51’de bu şehir sarsıldı. Evler yıkıldı, ocaklar söndü, hayaller yarım kaldı. 117 canımızı kaybettik. Aradan tam altı yıl geçti. Peki, İzmir bugün ne kadar güvenli? Unutmayalım ki deprem hangi partiye oy verdiğimize bakmaz. Enkaz altında kalan bir insanın siyasi kimliği olmaz. Bizim görevimiz, felaketten sonra birbirimizi suçlamak değil, felaket yaşanmadan önce birlikte çözüm üretmektir. Çünkü devletin ciddiyeti, depremden sonra enkaz kaldırmakla değil, depremden önce vatandaşına güvenli bir yaşam sağlamakla ölçülür.
Bugün bu salonda farklı siyasi görüşlerden insanlar var. Farklı düşünebiliriz, farklı çözümler önerebiliriz. Ama hepimizin ortak bir amacı var: Daha güvenli, daha huzurlu ve daha güzel bir gelecek. Çünkü hepimiz aynı şehirde yaşıyor, aynı sorunlarla karşılaşıyoruz. Bu şehir bizim. Bu ülke bizim. Bu gelecek hepimizin.”
Bakmadan Geçme
