• Haberler
  • Güncel
  • Şiddetin adresi eğitim sistemi: 'Doğal bir sonucu yaşıyoruz'

Şiddetin adresi eğitim sistemi: 'Doğal bir sonucu yaşıyoruz'

STK temsilcileri, özellikle geçtiğimiz dönem yaşanan okul saldırıları ardından velilerin yaşadığı kaygılar, eğitim kalitesinin durumu ve alınan tedbirlerin yeni dönem için yeterliliğine ilişkin konuştu. Temsilciler, çocukların saldırganlaşmasındaki asıl etkenin sosyal yaşantı ve eğitim sistemi olduğuna dikkat çekti.

Hayriye Gülperi TİBİN – Geçtiğimiz eğitim öğretim döneminde yaşanan ve öğrenciler tarafından gerçekleştirilen okul saldırıları, yeni eğitim döneminin başlamasıyla yeniden gündemdeki yerini aldı. 2025 – 2026 eğitim yılında okullara yönelik çeşitli saldırıların, akran zorbalıklarının yaşanması sonrasında alınan güvenlik önlemleri ise tartışmalara neden oldu. Eğitim Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Hamdi Çalık ve Veli – Der İzmir Şube Başkanı Necati Kalafat, yaşananların eğitime, ailelere, öğrencilere ve öğretmenlere etkisini değerlendirirken, gelecek dönem için beklentilere de değindi. Kalafat ve Çalık, eğitim sistemindeki sıkıntılara dikkat çekti.

Çalık: Sorun güvenlik elemanıyla çözülmez

Çalık, yaşananların güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceğini belirtti. Şiddetin temelinde yatan problemleri de anlatan Çalık, konuşmasında şunları kaydetti: “Bizim bu konuya bakışımız, sadece güvenlikçi bir yaklaşımla bu meselenin çözülemeyeceği yönündedir. Okullardaki şiddeti doğuran temel nedenler tespit edilerek bunlar ortadan kaldırılmalı. Aksi takdirde bekçiyle ya da güvenlik elemanıyla ya da teknolojik yöntemlerle bu istenilen sonuç alınamaz. Elbette biz bunlar olmasın, okullara güvenlik görevlisi atanmasın demiyoruz, bu yapılmalı. Okullarda çalışacak kadrolu güvenlik elemanları olmalı. Ancak sorunu sadece bununla çözemeyeceğimizi söylüyoruz. Şiddeti doğuran çocukların geleceğe güvensizlik duymaları, çocukların yetersizlikleri, dışlanmışlıkları kendilerini bulundukları topluma ait hissetmemeleri gibi pek çok sosyolojik kültürel sebepler ortadan kaldırılmadığı sürece, barış içinde bir arada yaşama iklimi tesis edilmediği sürece güvenlik önlemlerinin sadece polise bekçiye dayalı olmasıyla bu sorunun çözülemeyeceğini ifade ediyoruz.”

Şiddetin adresi eğitim sistemi: 'Doğal bir sonucu yaşıyoruz'

“Bunlar olmazsa şiddet öğrencilerimizi bulur”

Çalık, konuşmasında şöyle devam etti: “Çocuklar kendilerini herhangi bir baskı altında hissetmediği demokratik bir eğitim ortamı olmalıdır. Çocukların temel ihtiyaçlarının giderilmesi gerekir. Beslenme barınma okuldaki eğitim altyapısının çocukların yaş gruplarına uygun hale getirilmesi, spor salonlarının müzik odalarının işlevli hale getirilmesi olmayan odalarda oluşturulması gerekir. Bütün bunlar çocukların kendilerinin değer gördüğüne dair bir algı oluşturacaktır, bir gerçekliği oluşturacaktır. ‘Ben değerliyim’ algısı da çocukların şiddet uzaklaşmasını sağlayacaktır. Üçüncüsü ise, gelecek kaygısını ortadan kaldırmaktır. Bu gelecek kaygısı nedeniyle çocuklar, ‘Eğitim göreceğiz de ne olacak’ algısı içinde. Eğitimden uzaklaşıyor, ‘Burası bize gelecek sağlamıyor’ psikolojisi yerleşmiş durumda. Dolayısıyla çocukların geleceğe güven duymasını sağlayacak, çocuklara güvenli geleceği garanti edecek bir ortam oluşturmak gerek. Bunlar olmadan alınacak polisiye tedbirler bir yerde ne yazık ki açık verir ve bu şiddet yine gelip öğrencilerimizi öğretmenlerimiz bulur. Başka şekillerde olur ama ne yazık ki sonlandırılamaz. Şiddetin sonlandırılmasının yolu sağlıklı toplumdan geçer.”

“Başarıdan söz etmek mümkün olamaz”

Ayrıca çocukların okullara karşı bağlılık hissetmediğini de belirten Çalık, “Şimdi eğitim atmosferi bir bağlılık aidiyet hissiyle başarıya ulaşacak bir süreçtir. Ait hissederseniz, kendinizi oraya ait hissederseniz, ‘Buraya aitim burada geleceğimi kuruyorum’ hissi olursa başarı da olur. Bu hissi verememişseniz, bu hissi yaralayan durumlar ortadan kalkmadıysa, eğitim süreçlerine duyulan beklenti azalmışsa biz bu süreçler sonunda geleceğimizi inşa edeceğiz beklentisi azalmışsa bu başarıya olumsuz yönde yansıyor” dedi. Çalık, konuşmasını, “Dolayısıyla ortada güvenlik açısından problemli, ekonomik açıdan çocukların doyurulmadığı, fiziki ihtiyaçların karşılanmadığı, ders araç gereçlerinin sağlanamadığı eğitim koşullarında bir başarıdan söz etmek mümkün olmaz. Git gide bizim dünya ortalamasındaki eğitim düzeyimiz bu nedenle her yıl geriye doğru gidiyor. Bu çocuklarımızın zeka seviyesinin gerilediği anlamına gelmiyor. Bu eğitim ortamlarına duyulan bağlılığın azaldığı anlamına geliyor. Bu bağı kuvvetlendirecek adımlar atmak gerekir” diye noktaladı.

Kalafat: Maraş'ta yaşananlar sıfırdan başlangıç değil

Veli – Der İzmir Şube Başkanı Necati Kalafat ise Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırısını hatırlattı. Yaşananların eğitim sisteminin bir sonucu olduğunu belirten Kalafat, “Biz bunu yıllardan beri söylüyoruz. Bu Maraş’ta yaşananlar bir sıfırdan başlangıç değil Türkiye’deki eğitim sistemini geleceksiz yetiştirilen çocukların pedagojik sonucu olarak ortaya çıkan bir şey. Dün Maraş’ta oldu yarın bir başka yerde olmasının önünde hiçbir engel yok” dedi.

Şiddetin adresi eğitim sistemi: 'Doğal bir sonucu yaşıyoruz'

“Her öğrencinin başına polis dikseniz de sorunu çözemezsiniz”

Okullarda görevlendirilen güvenlik personellerinin ise soruna çözüm olmayacağını ifade eden Kalafat, “Milli Eğitim yetkilileri okullara güvenlik personelinin atandığını söylüyor, toplam 30 bin atamadan bahsediliyor. Sorunu bir güvenlik atamasıyla çözülebileceğine inanıyorlar. Bu eksik bir şey. Olmasın demiyoruz. Bir şekilde bu tedbir alınmalı. Ancak bir bekçinin, bir güvenlik görevlisinin, yeteri kadar eğitim almamış bir unsurun, alsa dahi 2 bin 500 kişilik olan, 4 girişi olan bir okulda bir güvenlik görevlisinin olmasının neyi çözeceğini bekliyorlar. Bu kadar çok bilgisayar oyunlarında şiddeti takip eden çocuklar, dizilerdeki mafya özenmeleri, üniversiteye gitmeyen geçen sene başvuru yapmayan 1 buçuk milyon çocuk bizim eğitim sistemimizin artık gelecek vaat etmediğinin göstergesidir. Bunlar çözülmeden her bir öğrencinin başına polis dikseniz de sorunu çözemezsiniz. Velileri de ikna etmiyor. 30 bin personel diyorlar ama Türkiye’de 250 binden fazla eğitim kurumu var. 5’te birinde 6’da birinde yeterli eğitimden geçmemiş unsurların okullarda ne yapacağını düşünüyorlar pek anlam veremiyorum” dedi.

“Doğal bir sonucu yaşıyoruz”

Kalafat, konuşmasına şu ifadelerle devam etti: “Bu ülkenin muhalefeti de iktidarı da şöyle bakmak zorunda; bu ülkenin geleceği çocuklarıdır. Şimdi biz ne görüyoruz eğitim sistemimizde? Kamusal eğitimin niteliği bilerek düşürülüyor. Türkiye’de özellikle son 15 – 20 yıldır ancak bu hikâyenin başı 90’lara dayanıyor, özel okullar silsilesi oluşmuş durumda. Biraz para kazanabilen insanlar çocuklarını, kredi çekerek özel okullara gönderiyorlar. Birkaç gerekçesi var bu durumun. Birincisi Türkiye’de üniversiteyi kazanma oranları yurt dışında eğitim görebilme imkanları özel okullardan geçiyor. İki, görece laik bir eğitim almak istiyorsanız, seçmeli derslerin tamamının din dersi olmasını istemiyorsanız, farklı bir görüş ya da dini inanca sahipseniz başka bir seçeneğiniz kalmıyor. Haftada 6 saat din ve Hz. Muhammed’in Hayatı dersi görmesini istemiyorsanız çocuğunuzun özel okula gönderiyorsunuz. Bunu yapmak için de buraya getirmek için de niteliksiz eğitim ortamları oluşturuluyor; 60 kişilik 50 kişilik sınıflar, yetersiz öğretmenler… İlkokullarda beden eğitimi resim ve müzik öğretmeni yok. Şimdi bu çocuğun lise hayatına geri gidelim; ergen, bilgisayar oyunlarıyla beyni yanmış, parayı iddiadan kumardan kazanıyor, mutluluğu dizilerden sosyal medyadan bulmaya çalışıyor. İlişkilerini bile sosyal medya üzerinden yaşıyorlar. Bu çocukların okul içerisinde şiddet eğilimi göstermelerini dünyanın herhangi bir sosyoloğuna psikoloğuna gidin sorun, ‘Ne bekliyordunuz ki. Böyle bir eğitim sistemi kurarsanız bu çocuklar birbirini vurur’ der. Bir doğal sonucu yaşıyoruz. Bunu aşmanın yolu da çocuklara eşit, nitelikli, bilimsel eğitimin verilmesi.”

“Bu, velilerin açık talebi”

Son olarak velilerin beklentilerine de değinen Kalafat, “Bizi de aşan şeyler oluyor, biz velileri okullardaki güvenliklerle bu sorunların çözülemeyeceğine ikna edemiyoruz. Ancak veliler, okullarda güvenlik istiyorlar. Bu onların açık talebi. Anne baba çocuğunu okula bıraktığında biri başına silah mı dayayacak diye düşünmek istemiyor. Ayrıca çocukların daha çok sanatsal ve kültürel ve sportif faaliyetlerin içinde olduğu, ilgi ve ihtiyaçlarına göre mesleki yönlendirmelerin yapıldığı bir ortam istiyorlar. Mutlu olan başarılı olan bir çocuk bırakın birini vurmayı birine tokat bile atmaz. Kim yapar, kendini yetersiz gören, eksik gören, geleceksiz gören çocuklar şiddete meylederler. Bunu Milli Eğitim Bakanlığı’nın çözmesi gerekiyor. Bu çocuklar neden bu eğitim sisteminde kendilerini yetersiz hissediyorlar. Velilerimiz sosyal medya kısıtlamalarının, televizyondaki şiddet içeriklerinin azaltılmasını istiyor. Çocuk bir dizide ölen kişiyi başka bir dizide görünce ölümün gerçekliğini görmüyor. O çocuk da öyle yaptı. Devlet bunu engelleyemez mi? Veliler bunların da törpülenmesini istiyor” diye konuştu.

İzmir Gaste - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme