• Haberler
  • Güncel
  • Özge Penbegül cinayetinde 'denetim' vurgusu: 'Polis memuru bir kadını öldürüyorsa denetim mekanizmaları sorgulanmalı!'

Özge Penbegül cinayetinde 'denetim' vurgusu: 'Polis memuru bir kadını öldürüyorsa denetim mekanizmaları sorgulanmalı!'

Avukat Özge Penbegül cinayetine ilişkin açıklama gerçekleştiren Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Esra Akın, 'Kadınların yaşamını korumakla görevli bir polis memuru bir kadını öldürüyorsa, burada yalnızca failin değil, kamu kurumlarının denetim ve sorumluluk mekanizmalarının da sorgulanması gerekiyor' dedi.

Hayriye Gülperi TİBİN - Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri günden günde artarak devam ederken, bir acı haber de dün İzmir'in Menemen ilçesinden geldi. Avukat Özge Penbegül, polis memuru Aykut Erol tarafından katledildi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir İl Temsilciliği, konuyla ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi. İzmir Barosu önünde gerçekleştirilen açıklamayı, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir İl Temsilcisi Esra Akın okudu. Akın, "Bir kez daha kadın cinayetlerini konuşmak, bir kez daha öldürülen kadınların isimlerini saymak zorunda bırakılıyoruz. Çünkü kadınlar öldürülmeye devam ediyor. Çünkü kadınlarınyaşam hakkını korumak için alınması gereken önlemler hâlâ etkin biçimde uygulanmıyor" diye konuştu. 
Kadınlar hayattayken korunsun istiyoruz 

Akın, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Seferihisar'da Ebru Serep, eskiden birlikte olduğu itfaiye eri Abdullah Karabina'nın eviniateşe vermesi sonucu ağır yaralandı. Günlerce hastanede yaşam mücadelesi verdiktensonra hayatını kaybetti. Fail hakkında daha önce uzaklaştırma tedbiri uygulanmıştı. Ama bukarar Ebru'yu korumaya yetmedi.Çeşme'de 28 yaşındaki Pınar Güneş, iki erkeğin karıştığı silahlı saldırıda vuruldu. Kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Cinayete ilişkin soruşturmada dört kişi tutuklandı.22 Ekim'de ise Menemen'de avukat Özge Penbegül, nişanlı olduğu polis memuru tarafındansilahla öldürüldü.Üç kadın, üç ayrı cinayet. Üç ayrı hayat yarım bırakıldı. Üç kadının ailesi, sevdikleri, arkadaşları bugün onların yokluğuyla karşı karşıya.Biz artık kadınların öldürülmesinin ardından aynı açıklamaları yapmak istemiyoruz. Kadınlar öldürülmeden önce önlem alınsın, kadınlar hayattayken korunsun istiyoruz!”

Daha kaç kadının öldürülmesi gerekiyor 

Eylül ayında 28 kadının öldürüldüğüne, 19 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğuna işaret eden Akın, şu ifadeleri kullandı:
“Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak açıkladığımız Eylül 2026 raporuna göreyalnızca bir ayda 28 kadın öldürüldü, 19 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu.Öldürülen 28 kadından 23'ünün hangi gerekçeyle öldürüldüğü tespit edilemedi. Kadınlarınyarısı evlerinde, 15'i ise ateşli silahlarla öldürüldü.Bunlar yalnızca rakam değil. Her birinin bir adı, bir hayatı vardı. Her birinin geride kalanailesi, yakınları ve sürdürülmesi gereken bir adalet mücadelesi var.Kadınlar evlerinde, sokaklarda, işyerlerinde; evli oldukları, birlikte oldukları ya da eskidenbirlikte oldukları erkekler tarafından öldürülüyor.Ve biz her ay yeni isimler açıklıyoruz. Her ay yeni ailelerle tanışıyoruz. Her ay başkakadınların adalet mücadelesine omuz veriyoruz.Artık yeter! Kadınların yaşaması için daha kaç kadının öldürülmesi gerekiyor?”

Bu silahları kim denetliyor?

Akın, açıklamasına şöyle devam etti:
“Özge Penbegül'ün bir polis memuru tarafından öldürülmesi de başka bir sorumluluğu önümüze koyuyor. Kadınları korumakla görevli kurumlarda çalışan erkekler de kadıncinayetlerinin faili olabiliyor.Kadınların yaşamını korumakla görevli bir polis memuru bir kadını öldürüyorsa,burada yalnızca failin değil, kamu kurumlarının denetim ve sorumlulukmekanizmalarının da sorgulanması gerekiyor.Bir diğer mesele de silahlar. Eylül ayında öldürülen kadınların yarısından fazlası ateşlisilahlarla öldürüldü. Pınar Güneş ve Özge Penbegül de silahla öldürüldü. Kadınları tehdit eden erkekler silahlara nasıl erişiyor? Bu silahları kim denetliyor? Şiddet riskibulunan erkeklerin silahlara erişimini engellemek için neden yeterli önlem alınmıyor?Kadınların yaşamı söz konusuyken hiçbir ihmal kabul edilemez.6284 sayılı Kanun etkin uygulanmalı. Uzaklaştırma kararlarının ihlalleri karşılıksız bırakılmamalı. Şiddet tehdidi altındaki kadınların başvuruları ciddiye alınmalı. Görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri de hesap vermeli. Kadın cinayeti davalarında cezasızlığa yol açan uygulamalara son verilmeli. Kadınları öldüren erkeklerin haksız tahrik ve iyi hâl indirimleriyle daha az ceza almasını kabuletmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkıldı. Ama biz İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Buradan bir kez daha söylüyoruz: Kadın cinayetleri kader değil! Önlenebilir cinayetlerkarşısında sorumluluğunu yerine getirmeyenler hesap vermeli!”

Faillerin hak ettikleri cezaları alması için mücadelemizi sürdüreceğiz

Adalet mücadelelerinde dayanışmayı sürdüreceklerini ifade eden Akın, konuşmasını şöyle noktaladı:
"Adalet mücadelelerinde yan yana olacağız. Davalarının takipçisi olacağız. Faillerin hakettikleri cezaları alması, ihmali ve sorumluluğu bulunan herkesin hesap vermesi içinmücadelemizi sürdüreceğiz.Çünkü biliyoruz ki bir kadın cinayeti davasında verilen mücadele, yalnızca öldürülen birkadın için değil, başka kadınların hayatta kalması için de verilen mücadeledir. Kadınların yaşam hakkını korumak devletin sorumluluğu. Bizim kararlılığımız ise kadın cinayetlerini durdurana kadar mücadele etmek!Kadınların öldürülmediği, şiddete maruz bırakılmadığı, eşit ve özgür yaşayabildiği bir ülke için mücadeleye devam edeceğiz."

İzmir Gaste | izmirgaste | - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
HABER MERKEZİ

Bakmadan Geçme