Narenciye üreticisi maliyetten, tüketici fiyattan dertli
Narenciye sektöründe hasat bir ay gecikirken rekolte yüzde 20 arttı. Yükselen gübre, ambalaj ve lojistik maliyetleri üreticiyi zorlarken, ihracat takviminin daralması ve Mısır rekabeti sektördeki baskıyı artırdı. Üretici ürününü değerinde satmak, tüketici ise mandalinaya uygun fiyatla ulaşmak istiyor.
GAMZE ESKİKÖY-Narenciye sektöründe takvim daralırken yük ağırlaşıyor. Normalde eylül ayının ilk haftasında başlayan erkenci ürünler Okitsu ve Mihowase çeşitlerinin hasadı bu yıl ay sonuna sarktı. Rekoltenin yüzde 20 artması daha fazla ürünün işlenmesini gerektirirken yükselen ambalaj, lojistik ve gübre maliyetleri ihracatçıların hareket alanını daraltırken, uluslararası pazarda Mısır’la rekabet de sektördeki baskıyı da artırıyor.
Kral Tarım Genel Müdürü ve TOBB Genel Kurul Delegesi Erdinç İnan Yılmaz, narenciye sezonuna ilişkin değerlendirmesinde hasat takvimindeki gecikmeye, maliyet artışlarına ve uluslararası pazarlardaki rekabet baskısına dikkat çekti.
HASAT BİR AY GECİKTİ
İhracat sezonunun normalde eylül ayının ilk haftalarında başladığını belirten Yılmaz, “İhracat normalde eylül başında, ilk haftalarda erkenci ürün çeşitleriyle başlıyor. Ancak bu yıl limon ve erkenci mandalin çeşitlerinde hasat eylül sonuna kaldı. Normal mandalin çeşitlerinin hasadı ise 19 Ekim tarihi itibarıyle başladı. Birçok iç piyasacı ve ihracatçı firma da henüz üretime başlamadı” dedi.
ARTAN MALİYETLER SATIŞ FİYATLARINA YANSITILAMIYOR
Hasattaki gecikmenin yanı sıra üretim ve lojistik maliyetlerindeki artış da narenciye sektörünün önemli sorunları arasında yer alıyor. Önceki dönemlerde yaşanan fiyat dalgalanmalarının piyasayı etkilediğini belirten Yılmaz, özellikle petrol fiyatlarındaki artışın ve İran Savaşı'nın ekonomik etkilerinin girdi maliyetlerini aşırı yükselttiğine dikkat çekti.
Fiyat dalgalanmalarının piyasayı etkilediğini ifade eden Yılmaz, "Önceki ürünlerde yaşanan fiyat dalgalanmaları da piyasayı etkiliyordu. Bir bakıma üreticimiz açısından bir avantaj var; uygun fiyatlar görüyorlar ancak diğer yandan giderler yüksek. Özellikle İran Savaşı'nın ekonomiye etkileri ve petrol fiyatları, bütün girdi maliyetlerini artırıyor.
Ambalaj, lojistik ve çiftçimizin kullandığı gübre dâhil bütün maliyetler artıyor. Çalışanların maaşlarını sabit tutabilirsiniz ancak personel getirmenin de bir maliyeti var. Yemek servisinin maliyeti de artıyor. Her şey pahalanıyor. Ancak rekabet koşulları nedeniyle bu artışların tamamını satış fiyatlarına yansıtamıyorsunuz” şeklinde konuştu.
NARENCİYEDE MISIR REKABETİ
Maliyet artışlarının yanı sıra uluslararası pazarlardaki rekabet de ihracatçıları zorluyor. Mısır'ın bazı avantajlarının ve Rusya ile yaptığı anlaşmaların rekabet koşullarını güçleştirdiğini belirten Yılmaz, ürün miktarının beklenenin üzerine çıkmasıyla birlikte tüccar ve ihracatçıların alım konusunda beklemeye geçtiğini söyledi.
“Artık birçok sektörde rakibiniz Mısır. Mısır'ın bazı avantajları ve Rusya ile yaptığı anlaşmalar rekabeti zorlaştırıyor. Ürün miktarının beklenenin üzerine çıkmasıyla birlikte tüccar, iç piyasacı ve ihracatçı kendisini beklemeye aldı.
Üretici de beklemede. Malını ucuza satmak istemiyor ancak yüksek rekolte de üreticiyi zorluyor. Bu yıl yaz mevsimi geçmiş yıllara göre daha serin geçti. El Niño etkisi ve önümüzdeki kışın aşırı soğuk geçme ihtimali de endişe yaratıyor. Ağaçlarda ürün bekliyor. Üretici, ürününü satarak kendisini bir anlamda güvenceye almak istiyor. İki taraf da beklemede ve teyakkuzda” diye konuştu.
100 GÜNLÜK İŞLEME SÜRESİ 60 GÜNE DÜŞEBİLİR
Hasadın gecikmesi, ürünlerin işlenerek ihracata hazırlanması için kalan süreyi de daraltıyor. Normal şartlarda eylül başında başlayan hasatla Ege Bölgesi'ndeki ürünlerin ocak sonuna kadar yeterli olabileceğini belirten Yılmaz, bu yıl hasadın geç başlaması ve ihracatçıların da yaklaşık 15 gün gecikmesi nedeniyle işleme takviminin kısaldığını ifade etti.
Yılmaz, yaş meyve piyasasında ürünler çakıştı daha üzüm bağlarda dururken mandalina zamanı geldiğini belirterek, şöyle konuştu:
“Ürünün geç kalması da ayrı bir handikap yaratıyor. Mandalinada hasat eylül başında başlasaydı Ege Bölgesi'nde ürünler ocak sonuna kadar yeterli olacaktı, şimdi aynı miktarda ürünü paketleme tesislerinin daha kısa sürede işlemesi lazım keza piyasaların da daha çok malı daha kısa sürede tüketebilmesi lazım oysaki yine ağırlığı bölgemizde yetişen üzüm çeşitleri de uygun fiyatına rağmen bağlarda duruyor keza bu da mandalin piyasası için ayrı bir zorluk. Ülkeimizde W.Murcott adında şubat nisan arası geçci hasat edilen bir cins var lakin bu ürünün Ege bölgemizde üretimi düşük, genellikle başka bölgelerden temin ediyoruz. Hasat zaten bir ay gecikti. Piyasadaki sıkıntılar nedeniyle ihracatçı ve tüccar da yaklaşık 15 gün geç başlıyor.
Böylece önümüzde 45-60 günlük bir takvim kalıyor. Normalde 100 günde işlenecek, rekoltesi yüzde 20 daha fazla olan ürünü bu kez en fazla 60 günde işlemek gerekecek. Bunun için iklim koşullarının da uygun olması lazım. Yağmur yağarsa kesim zorlaşıyor. Bu nedenle daha hızlı kesim yapılması gerekiyor.”
ÜRETİCİ VE TÜCCAR ARASINDA FİYAT BEKLEYİŞİ
Tüccarların ürün alımında fiyatı açık bırakmayı tercih ettiğini, üreticilerin ise maliyetlerini gözeterek belirli bir fiyatın altına düşmek istemediğini belirten Yılmaz, sözlerini şöyle noktaladı:
“Tüccarlar genellikle fiyatın açık bırakılmasını istiyor. Ürünü alıp işledikten sonra, hakkı neyse günü geldiğinde ödemeyi tercih ediyorlar. Üreticinin de belirli maliyetleri var. Üretici, belirlediği bir rakamın altına düşmeyecek şekilde anlaşmak istiyor. İki tarafın da karşılıklı beklentileri var ancak henüz uzlaşılmış bir durum yok.
İnşallah bu süreç atlatılır. İklim koşulları da izin verirse ürünler zayiat yaşanmadan tüketiciye ulaşır. Aksi durumda ürünün zayi olması kimseye fayda sağlamaz”.
Bakmadan Geçme