• Haberler
  • Siyaset
  • Kemal Kılıçdaroğlu'ndan İzmir'de adalet mesajı: Bu kardeşiniz geri adım atamayacak!

Kemal Kılıçdaroğlu'ndan İzmir'de adalet mesajı: Bu kardeşiniz geri adım atamayacak!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir'de katıldığı Milli Bilinç ve Güçlü Türkiye Buluşması'nda adalet vurgusu yaparak, 'Adalet gerçekleşinceye kadar bu ülkede, bedeli ne olursa olsun bu kardeşiniz bir adım geri adım atmayacaktır' diye konuştu

Şilan KOCADAĞ- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu mutlak butlan kararı sonraki ilk kez bir dizi programını gerçekleştirmek üzere İzmir’e geldi.

Kılıçdaroğlu ilk olarak İzmir Havaalanında CHP İzmir İl Örgütü tarafından karşılandı. Ardından Gaziemir ilçesinde bulunan Ege Serbest Bölgesine (ESBAŞ) ziyarette bulunan Kılıçdaroğlu’nun ikinci durağı ise İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği oldu. Buradaki programının ardından esnafla bir araya da gelen Kılıçdaroğlu CHP İzmir İl Başkanlığında MYK toplantısını yaptı.
Programının üçüncü durağında ise Kılıçdaroğlu, Karşıyaka ilçesindeki bulunan Suat Taşer Açıkhava Tiyatrosunda Milli Bilinç ve Güçlü Türkiye Buluşmasına katıldı.

Whatsapp Image 2026 09 02 At 21.54.30

PROGRAMA KİMLER KATILDI?

Buluşmaya CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü, Balıkesir Belediye Başkanı Ahmet Akın, CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, CHP Grup Sözcüsü Müslim Sarı, CHP’li ilçe başkanları ve partililer katıldı.

Bağımlılık mücadelesi veren Adnan Serkan Özacar ve Furkan Süleyman, İBAN’ları üçüncü şahıslar tarafından kullanılan ve mağdur olanlar adına TCK 158 Mağdurları Derneği Başkanı İlyas Ataş, trafik kazasında yaşamını yitiren motokurye Pekeroğlu'nun kuzeni Ayşe İrem, Markette bıçaklanarak öldürülen emekçi Aydın Karay’ın annesi Fatma Karay, lösemi nedeniyle çocuğunu kaybeden ve süreci anlatan Sevim Gültekin, kaybolan dört çocuk annesi Mevkiye Akyel’in kardeşi Halime Pilgir, araç içinde vurularak öldürülen Pınar Sevim’in abisi Erdal Sevim, 18 yaşında silahlı saldırı sonrası hayatını kaybeden Baran Cengiz’in annesi Tülay Cengiz, pasajda şüpheli şekilde hayatını kaybeden 12 yaşındaki çocuk işçi Eyüp Can Güner'in annesi Güllü Can, Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş programa katılım sağladı. Mağdur aileleri burada yaşadıkları dava süreçlerini ve mücadelelerini dile getirdi.

“TUNÇ SOYER İÇİN DE ADALET ARIYORUZ”

Mağdur ailelerinin konuşmalarının ardından Kılıçdaroğlu, “Acının ne olduğunu yaşayanlar daha iyi bilir. Ama bizler, acıları dinlerken vicdanımızın sesini de dinliyoruz. Neden bu acılar? Neden bu felaketler? Ve aileler neden bu kadar zor durumda kalıyor? Ülkede hâkim derseniz hakim var, savcı derseniz savcı var. Güvenlik güçleri derseniz güvenlik güçleri var. Bunların görevi ne? Bunların görevi adaleti sağlamak. Haksızlıklarla mücadele etmek. Eğer bunlar olayları kapatmak gibi bir rol üstleniyorlarsa devlet büyük yara alır. Devlet dediğimiz kurum, adaleti sağlayan bir kurumdur. Onun liyakatli kadroları adalet için mücadele ederler. Yargıçlar yemin ederler. Savcılar aynı şekilde haksızlıkları araştırırlar. Ama olayları örtmek için savcı, hâkim, avukat iş birliği yaparsa orada hukuk yara alır. Daha doğrusu adalet dediğimiz kavram son bulur. Yarın sizin Büyükşehir Belediye Başkanınız Tunç Soyer'i ziyaret edeceğim. Onun için de adalet arıyoruz. Herkes için aradığımız gibi, onun için de adalet arıyoruz. Umarız kısa süre içerisinde adalet gerçekleşir” dedi.

“MİLLİ BİLİNÇ GELECEĞE KARŞI SORUMLULUK TAŞIMAKTIR”

Milli bilinç tanımını açıklayan Kılıçdaroğlu, “Milli bilinç, geçmişi ezberlemek değil; geleceğe karsı sorumluluk taşımaktır. Her birey, mekânı ne olursa olsun, konumu ne olursa olsun, adalet için mücadele etmek zorundadır. Adalet kavramı kutsal bir kavramdır. Şöyle söylenir: Adalet kutup yıldızı gibidir. Bütün kâinat onun etrafında döner. Çünkü kutup yıldızı sabit ve yerinde durur. Bizim aradığımız da odur. Toplumun aradığımız da odur. Dünyanın aradığı da odur. İnsanlık tarihi aslında bir adalet mücadelesi tarihidir. Adem'den bu yana insanoğlu hep adaleti aramıştır. Haksızlıklar karşısında susmayacağız. Çünkü haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Bunu bilmemiz lazım. Aileleri dinledik, acılarını dinledik, mücadelelerini dinledik, beklentilerini dinledik. Hepsi adalet için mücadele ediyorlar ve geleceğe dönük dönük kaygılarını dile getiriyorlar. Ve onlar yaşadıkları acıların başkaları tarafından da yaşanmamasını istiyorlar. 'Acıyı çektik ama bu acıyı başka aileler çekmesin' istiyorlar. Acılarını bu sorumluluk bilinci içinde anlattılar bize. Şimdi buradan bir ders çıkarmak gerekirse, milli bilinç geçmişi ezberlemek değil, geleceğe karşı sorumluluk taşımaktır. Onlar bu sorumluluk bilinci içinde yaşadıklarını sizlere anlattılar” şeklinde konuştu.

SİYASİ OTORİTE VURGUSU

Milli bilincin herkesin aynı düşünmesinin değil; farklı düşünen insanların aynı ülkenin geleceği için birlikte savunma yapabilemesi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Bir ülkede huzuru, güveni sağlayacak olanlar devleti yönetenlerdir. O devleti yönetenler haksızlığa karşı, adaletsizliğe karşı gerçekten de önlem alabiliyorlar mı? Gerçekten de bu mücadeleyi ileriye taşıyabiliyorlar mı? Bunu yapmamız ve sorgulamamız gerekiyor. Uyuşturucu baronları kol gezerken biz ilk halkayı yakalamak yerine son halkaya bakıyoruz. Son halka kim? Evladımız. Dakikalar içinde uyuşturucu satanı bulabiliyor. Dakikalar içinde onunla ilişki kurabiliyor. Dakikalar içinde uyuşturucu alabiliyor. Binlerce evladımız ve binlerce sokakta uyuşturucu satanlar var. Peki ilk halkada kim var? Kimler getiriyor bunu? Afganistan'dan, Güney Amerika'dan denizleri aşarak, karaları aşarak, devletleri aşarak nasıl oluyor da binlerce ton uyuşturucu Türkiye'ye geliyor? Kimler bunları koruyor? Eğer bir siyasi otorite bunları korumuyorsa, bunlar hiçbir şey yapamazlar. Bunu sorgulamamız lazım” ifadelerine yer verdi.

Whatsapp Image 2026 09 02 At 21.54.19 (1)

“İKTİDAR BARONLARLA İŞ BİRLİĞİ YAPIYORSA BARONU DEĞİL SATICI ÇOCUĞU YAKALARSINIZ”

“Siyasi otorite, iktidar sahipleridir, iktidar sahipleridir” diyen Kılıçdaroğlu, “Uyuşturucu baronlarıyla mücadele etmezsek sonuç alamayız. Sokaktakini yakalıyoruz, ama asıl yukarıdakini yakalamamız lazım. İlk halkada olanı yakalamamız lazım. O zaman Türkiye'de bu kötü bela, Türkiye bu kötü beladan kurtulmuş olacak. Değerli arkadaşlar, bunun için de devleti yönetenleri sorgulamamız gerekiyor. Devleti yönetenleri sorgulamazsanız sonuç alamazsınız. Devlet bir tüzel kişiliktir ama devleti yönetenler iktidar sahipleridir. İktidar sahipleri uyuşturucu baronlarıyla iş birliği yapıyorsa, uyuşturucu baronlarını değil sokakta uyuşturucuyu satan çocuğu yakalarsınız” diye konuştu.

“İNSANIMIZA SAHİP ÇIKMAK ZORUNDAYIZ”

Açıklamasının devamında ‘iyi devlet’ tanımı yapan Kılıçdaroğlu, “İyi bir devlette; sınır kapıları, gümrükler, limanlar, kargo sistemleri, lojistik hatlar, depolar, finansal transferler ve dağıtım ağları yeteri kadar kontrol edilemiyorsa, baronların siyasal iktidarla veya onların yandaşlarıyla iş birliği var demektir. O nedenle siz ilk halkayı yakalayamıyorsunuz, son halkaya gidiyorsunuz ve onu yakalıyorsunuz. Ama o da sorunları çözmüyor değerli arkadaşlarım. Bakınız, uyuşturucu pazarında vatandaş olarak; anneler, babalar, aileler sadece son halkayı görüyorlar. Evlat kısa süre içerisinde uyuşturucuyu gidip alabiliyor. Ama son halkayı görmek ayrı, ilk halkayı yakalamak ayrı. Onun görevi, iktidarın görevi son halkayı yakalamaktır. Gençlerin eğitimini, bir ülkenin hazinesi o ülkedeki yeraltındaki, yerüstündeki kıymetli değerler değildir. Bir ülkenin hazinesi o ülkenin gençleridir, o ülkenin insanlarıdır. O nedenle insanımıza, gençlerimize, kadınlara, çocuklara hangi yaş grubundan olursa olsun hepsine sahip çıkmak zorundayız. Gençlerin eğitimini, liyakatini, istihdamını ve kendi ülkesinde bir gelecek kurmasını bir milli güç meselesi olarak görüyoruz. Eğer bunu yapabilirsek Türkiye çok ama çok önemli aşamalar kat edecektir” dedi.

“ADALET GERÇEKLEŞİNCEYE KADAR BU KARDEŞİNİZ GERİ ADIM ATMAYACAK!”

“Adalet derken hepimiz için adalet, dünyadaki bütün canlılar için adalet!” diyen Kılıçdaroğlu, “Adaleti herkes için istemeliyiz. Eğer böyle bir adalet anlayışını pekiştirebilirsek Türkiye'de pek çok sorunu çözmüş oluruz. Siyasetin ahlaki temellere indirgenmesi, siyasetin ahlaki temeller üzerinde inşa edilmesi lazım. Siyaset ahlaki temeller üzerine inşa edilirse adalet dediğimiz kurumun ne kadar güçlü olduğunu herkes hissedecektir. Siyasetçinin görevi adaleti sağlamaktır. Siyaset zenginleşme aracı değildir! Siyaset noktaları kapatma alanı değildir! Ceplerini doldurma yeri değildir! Siyaset halka hizmet etme alanıdır. Haksızlıkla karşı karşıya olanın hakkını savunma alanıdır siyaset. Eğer siyaset bunu yapmıyorsa o zaman siyaset cebini doldurmak anlamına geliyor demektir. Biz bunun için mücadele ediyoruz. Haklının yanında olacağız. Adaleti arayanın yanında olacağız. Ve onun yol arkadaşı olacağız. Yoldaşı olacağız ve yolumuza devam edeceğiz. Eğer adalet dediğimiz kurum temelden büyük bir yara almışsa ülkenin birliği de, dirlik de bozulmuş demektir. Bunun için mücadelemizi sürdüreceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin temel felsefesi budur. Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihine baktığınızda da Mustafa Kemal Atatürk'ü görürsünüz adaletin peşinde koşan bir lider olarak. İsmet İnönü'yü görürsünüz adaletin peşinde koşan bir lider olarak. Ecevit'i görürsünüz adaletin peşinde koşan bir lider olarak. Hiçbirisi, hiçbirisi siyaseti kişisel çıkarı için yapmamıştır. Hepsi siyaseti bu ülkenin vicdanlı insanları için yapmışlardır. Ben de söz veriyorum; adalet gerçekleşinceye kadar bu ülkede, bedeli ne olursa olsun bu kardeşiniz bir adım geriye adım atmayacaktır” şeklinde konuştu.

İzmir Gaste - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
Şilan KOCADAĞ

Bakmadan Geçme