• Haberler
  • Güncel
  • İzmir'in kaderinin belirlendiği antik merkez Klaros'ta yeni keşifler: 2 bin yıllık sırlar gün yüzüne çıkıyor

İzmir'in kaderinin belirlendiği antik merkez Klaros'ta yeni keşifler: 2 bin yıllık sırlar gün yüzüne çıkıyor

Antik dünyanın üç büyük kehanet merkezinden biri olan İzmir'in Menderes ilçesindeki Klaros, binlerce yıllık tarihiyle dikkat çekiyor. Büyük İskender'in İzmir'in bugünkü yerine taşınmasına ilişkin kehanet aldığı kutsal alanda yürütülen 2026 yılı kazılarında, Roma dönemine ait yapıların geçmişine ışık tutan yeni bulgulara ulaşıldı. Arkeologlar, antik yapıların deprem nedeniyle yıkılmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

İzmir'in Menderes ilçesinde bulunan Klaros Antik Kenti, binlerce yıl önce imparatorların, komutanların ve kent yöneticilerinin önemli kararlar öncesinde tanrı Apollon'a danıştığı kehanet merkezlerinden biri olarak biliniyor.

Savaşlardan salgınlara, depremlerden kentlerin kuruluşuna kadar pek çok konuda kehanet aranan kutsal alan, bugün arkeolojik kazılarla geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarıyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Zunal başkanlığında sürdürülen çalışmalar, Klaros'un antik dünyadaki önemini ve tarihsel dönüşümünü ortaya koyuyor.

Antik dünyanın üç büyük kehanet merkezinden biri

Klaros'un Didim ve Yunanistan'daki Delphi ile birlikte antik dünyanın üç büyük kehanet merkezinden biri olduğunu belirten Doç. Dr. Onur Zunal, kutsal alanın MÖ 13'üncü yüzyılda kurulduğunu söyledi.

Klaros'un yalnızca Batı Anadolu'dan değil, Avrupa ve Afrika'dan da ziyaretçi ağırladığını ifade eden Zunal, şunları kaydetti:

“Klaros, MÖ 13’üncü yüzyılda kuruluyor ve MS 4’üncü yüzyılda Hristiyanlığın resmi din haline gelmesine kadar bir pagan kutsal alanı ve kehanet merkezi olarak kullanılıyor. Burası özellikle İzmir ve İyonya için çok önemli bir yer. Didim’deki Apollon Tapınağı ve Yunanistan’daki Delphi Apollon Tapınağı ile birlikte antik dünyanın üç büyük kehanet merkezinden birindeyiz. Kehanet o dönemde dinsel bir olgu. İmparatorlar, komutanlar ya da kent yöneticileri önemli bir karar verecekleri zaman mutlaka Apollon’a danışıyorlar. Bu nedenle Klaros yalnızca Batı Anadolu’dan değil; bugünkü isimleriyle İtalya, İspanya, Hırvatistan, Romanya gibi Avrupa ülkelerinden, hatta Afrika’daki Moritanya’dan ziyaretçi alıyor. Dolayısıyla Klaros, döneminin en önemli kehanet merkezlerinden biri haline geliyor.”

İzmir'in kaderinin belirlendiği antik merkez Klaros'ta yeni keşifler: 2 bin yıllık sırlar gün yüzüne çıkıyor

İzmir'in bugünkü yerine taşınması Klaros'ta soruldu

Klaros'un tarihindeki en dikkat çekici anlatılardan biri, İzmir'in bugünkü yerine taşınmasıyla ilgili kehanet oldu.

Büyük İskender'in Kadifekale'deki Pagos eteklerinde gördüğü rüyanın ardından komutanı Lysimakhos'u Klaros'a gönderdiğini anlatan Zunal, şu ifadeleri kullandı:

“Büyük İskender, Kadifekale’de, Pagos eteklerinde gördüğü rüyanın ardından ünlü komutanı Lysimakhos’u Klaros’a gönderiyor. Lysimakhos kehanet ritüelini gerçekleştirdikten sonra İskender’in rüyasını kahine iletiyor. Apollon kahini, yeni kentte yaşayacak insanların eski kenttekilere göre üç, hatta dört kat daha mutlu olacaklarını söylüyor. Böylece İzmir’in bugünkü yerine taşınmasına ilişkin kehanet Klaros’tan verilmiş oluyor.”

2026 kazılarında deprem izleri tespit edildi

Temmuz ayının ortasında başlayan 2026 yılı kazılarında arkeolog, mimar, restoratör, konservatör, epigraf ve nümismatlardan oluşan disiplinler arası ekip görev aldı.

Çalışmalar, kutsal alanın giriş yapısı olan propylonun doğusu ile antik Notion kentine uzanan güney bölümde yoğunlaştı.

Kazılarda, Roma İmparatorluk Çağı'na ait yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik büyük bir yapı birimi incelendi. Yapının MS 1'inci ve 3'üncü yüzyıllar arasında kullanıldığı değerlendiriliyor.

Doç. Dr. Zunal, kazılara ilişkin şu bilgileri verdi:

“İki farklı sektörde kazılar devam etti. Bunlardan biri kutsal alanın giriş yapısı olan propylonun doğusundaki alan. Bu bölgenin MS 1’inci ve 2’nci yüzyıllarda kutsal alana gelen ziyaretçilerin konakladığı bir alan olduğunu biliyoruz. Burada ‘katagogeion’ adı verilen, günümüzün motel ya da pansiyon sistemine benzetebileceğimiz yapılar bulunuyor. Kutsal alanın ana kenti Notion’a doğru, güneyde yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik çok büyük bir yapı birimini kazıyoruz. Burada çalışmalar 2016 yılından beri devam ediyor. Yapı Roma İmparatorluk Çağı’nda, MS 1’inci ve 3’üncü yüzyıllar arasında kullanılmış. Kuzeyde yedi mekân var, güneyde de buna paralel yedi farklı mekân olması gerektiğini düşünüyoruz ve ortasında açık avlulu bir yapı bulunuyor. Fakat yapının işlevini henüz kesin olarak tespit edemedik. Günlük kullanım kapları ve sikkeler yardımıyla tarihini belirleyebiliyoruz. Çok ilginç şekilde yapının deprem etkisiyle sona ermiş olabileceğini düşünüyoruz. İlk evrenin bir yıkım gördüğünü ve ikinci evrenin bu enkazın üzerine kurulmuş olabileceğini bu yıl tespit ettik”

İzmir'in kaderinin belirlendiği antik merkez Klaros'ta yeni keşifler: 2 bin yıllık sırlar gün yüzüne çıkıyor

450 yılda tamamlanamayan dev Apollon Tapınağı

Klaros'un merkezinde yer alan Apollon Tapınağı, antik dünyanın en görkemli yapıları arasında gösteriliyor.

MÖ 300'lü yıllarda inşasına başlanan tapınağın, Roma imparatorlarının desteğine rağmen tamamlanamadığını belirten Zunal, yapının yaklaşık 450 yıl boyunca inşa edilmeye çalışıldığını söyledi.

Zunal, tapınağın mimari özelliklerini şöyle anlattı:

“Apollon Tapınağı döneminin eşsiz eserlerinden biri. MÖ 300’ler civarında yapımına başlanıyor ve Roma İmparatorluk Çağı’na geldiğimizde Augustus’un, Tiberius’un ve en sonunda Hadrianus’un desteklerine rağmen tapınak bir türlü bitirilemiyor. Yaklaşık 450 yıl süren bir inşaattan söz ediyoruz. Tapınak 44 metre uzunluğunda, 22 metre genişliğinde. Uzun kenarlarında 11, kısa kenarlarında 6 sütun bulunuyor. Her sütunun 11 mermer tamburdan oluştuğunu biliyoruz ve bu tamburların her biri yaklaşık 6 ton ağırlığında. Başlığıyla birlikte tek bir sütunun ağırlığı yaklaşık 75-80 tona ulaşıyor. Üst yapısını da düşündüğümüzde yaklaşık 13-14 metre yüksekliğinde devasa bir tapınaktan söz ediyoruz.”

Tonlarca mermer deniz yoluyla taşındı

Klaros'ta kullanılan mermerlerin bir bölümünün Marmara Adası'ndaki antik Prokonnesos taş ocaklarından ve Paros Adası'ndan getirildiği belirlendi.

Kızılburun açıklarında batan bir gemide bulunan sütun parçaları, antik dönemde Klaros'a yönelik deniz taşımacılığının önemli kanıtları arasında yer aldı.

Zunal, “En çarpıcı örneklerden biri Prokonnesos’tan, yani Marmara Adası’ndan Klaros’a gelen bir kargo gemisi. Bu gemi Kızılburun açıklarında bugünkü Teos’da batıyor. Geminin kazısı yapıldı ve taşıdığı kargonun Klaros’a gelmekte olan Dor düzeninde bir sütun başlığı ve bir sütuna ait olduğu tespit edildi. Bu bize, çevreden hayvanlarla, arabalarla ya da insan gücüyle getirilen mermer blokların dışında, Klaros’a özel mermerlerin deniz yoluyla da taşındığını gösteriyor. Yaklaşık 75-80 ton ağırlığa ulaşan bir taşıyıcı sütundan bahsediyoruz. Bunların taşınması son derece zahmetli ve maliyetliydi. Dolayısıyla Klaros gibi kutsal alanların, bugünkü ifadeyle sponsorlarının olduğunu da biliyoruz” dedi.

İzmir'in kaderinin belirlendiği antik merkez Klaros'ta yeni keşifler: 2 bin yıllık sırlar gün yüzüne çıkıyor

Apollon'un simgeleri bugün de Klaros'ta yaşıyor

Kutsal alanın dikkat çeken özelliklerinden biri de antik dönemle günümüz arasında bağ kuran doğal yaşam unsurları oldu.

Klaros'ta bugün de görülen kaplumbağaların, Apollon'un lirasıyla ilişkilendirildiğini belirten Zunal, şunları söyledi:

“Antik dönemden izlerini bildiğimiz bazı şeyleri bugün Klaros’a geldiğinizde çok net şekilde görebiliyorsunuz. Bunlardan biri kaplumbağalar. Apollon’un çaldığı ve icat ettiği söylenen ‘lira’ isimli telli bir müzik aleti var. Liranın ses kutusu kaplumbağa kabuğundan yapılıyordu. Lira ve lira çalan Apollon figürinleri de o dönemde insanların Apollon’a sundukları en önemli adak eşyalarından biriydi. Klaros’un yaşayan bir diğer antik simgesi ise birkaç adım ötede yükseliyor: Defne”

Kutsal alandaki defne ağaçlarının da Apollon mitolojisinde önemli bir yere sahip olduğunu anlatan Zunal, şöyle devam etti:

“Bugün Klaros’a geldiğiniz zaman özellikle sunakların çevresinde çok sayıda defne ağacı görüyorsunuz. Defne, Apollon’un kutsal ağaçlarından ve bitkilerinden biri. Mitolojide Daphne isimli bir sevgilisi var. Karşılıksız bir aşktan sonra Daphne tanrılar tarafından defne ağacına dönüştürülüyor ve o zamandan itibaren defne Apollon’un kutsal ağacı olarak biliniyor. Defnenin yalnızca Apollon’la özdeşleşmiş bir bitki olmadığını, kehanet sırasında esinlenmek amacıyla da kullanıldığını biliyoruz. Rahiplerin ve kahinlerin sunular sırasında defne taçları ve defne yaprakları kullandıklarına ilişkin bilgilerimiz de var. Böylece binlerce yıl önce kehanet ritüelinin parçası olan defne, bugün yine aynı topraklarda, aynı sunakların çevresinde büyüyor; Apollon’un lirasıyla ilişkilendirilen kaplumbağalar ise kutsal alanın içinde dolaşmaya devam ediyor.”

Kehanet merkezi demirci atölyesine dönüştü

Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu'nda resmi din haline gelmesinin ardından Klaros'un kullanım biçimi de değişti.

MS 5'inci ve 7'nci yüzyıllarda kutsal alanın dini işlevini kaybettiğini belirten Zunal, bölgede demirci atölyesine ait izler bulunduğunu açıkladı.

Zunal, “Özellikle Hristiyanlık süreci bizim için çok önemli. Pagan kutsal alanlarının kapatıldığı, bazılarının tahrip edildiği bir dönemden söz ediyoruz. Ancak Klaros bu süreçte işlevini bir süre daha sürdürmüş gibi görünüyor. MS 5’inci ve 7’nci yüzyılda kutsal alanın gerçek işlevini kaybettiğini, kentten buraya doğru bir yerleşimin geldiğini ve bazı atölyelerin bu yapılarda faaliyet gösterdiğini biliyoruz. Bir demirci atölyesinin varlığını tespit ettik. Son üç yıldır çalışmalarımızı özellikle bu alana yönelttik. Bunun yanında çok sayıda yarı mamul ya da cüruflaşmış tuğla bulduk. Bunlar yakın çevrede bir tuğla atölyesinin de bulunduğunu düşündürüyor. Yani Klaros ne kadar kutsal bir alan olmuşsa da Hristiyanlık sürecinde işlevsel bir dönüşüm yaşamış” diye konuştu.

Homeros heykelinin parçaları 40 yıl sonra birleşti

Klaros kazılarının en dikkat çekici buluntularından biri de antik şair Homeros'a ait heykel oldu.

Heykelin gövdesinin 1952 yılında, başının ise 1992 yılında bulunduğunu belirten Zunal, parçaların yıllar sonra yeniden bir araya getirildiğini anlattı.

Zunal, “Homeros heykelinin gövdesi 1952 kazılarında iki parça halinde ortaya çıkarılıyor ve o dönemde İzmir’deki müzeye götürülüyor. 1992 yılı kazılarında ise Homeros’un başı ele geçiyor. O tarihte Klaros kazısı Selçuk Müzesi’ne bağlı olduğu için baş Selçuk’a gönderiliyor. Daha sonra gövde ve başın aynı heykele ait olduğu ortaya çıkıyor ve 2000’li yılların başında iki parça yeniden buluşuyor. Heykelin MÖ 200-180 civarında yapıldığını biliyoruz. Apollon, Artemis ve Leto’dan oluşan üçlü kült heykeliyle aynı dönemde, büyük olasılıkla aynı atölyede üretilerek Klaros’a getiriliyor. Homeros’un burada diğer tanrılarla aynı sınıfta görülmesi, onun tanrısallaştırılması açısından da son derece önemli” diye konuştu.

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden kazılara destek

Klaros'taki arkeolojik kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün izinleri doğrultusunda sürdürülüyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2016 yılından bu yana kazı, restorasyon ve belgeleme çalışmalarına destek verdiğini belirten Zunal, 2025 yılından itibaren SAYA Holding'in de ana sponsor olarak projeye katkı sunduğunu ifade etti.

Zunal, “İzmir Büyükşehir Belediyesi 2016 yılından bu yana Klaros’ta yürüttüğümüz arkeolojik kazı, restorasyon ve belgeleme çalışmalarının önemli destekçilerinden biri. Ayrıca 2025 yılından bu yana ana sponsorumuz olarak SAYA Holding ile iş birliğimizi sürdürüyoruz. Bakanlığımıza, Büyükşehir Belediyemize ve ana sponsorumuza sağladıkları değerli desteklerden dolayı, şahsım ve kazı ekibim adına şükranlarımı sunarım” dedi.

İzmir Gaste | izmirgaste | - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme