İzmir'deki Smyrna kazılarında 5 bin yıllık gümüş hazine bulundu
Bayraklı Höyüğü'ndeki kazılar, 2 bin 700 yıllık planlı kent yaşamını ve 2019'da bulunan 406 gramlık gümüş takı hazinesini ortaya koydu. Çalışmalar 2026'da da sürüyor.
Haberin Özeti
- • Smyrna Antik Kenti'nde milattan önce 7. yüzyıla uzanan planlı sokaklar, kamu yapıları ve su kanalları tespit edildi.
- • 2019 yılında bulunan yaklaşık 5 bin yıllık, 406 gram ağırlığındaki gümüş takı hazinesi erken dönem madenciliğine ve ticarete ışık tutuyor.
- • Kazılarda harç kullanılmadan yapılan savunma duvarları, Athena Caddesi ve Athena Tapınağı inceleniyor.
- • Deniz kabukları, tahıllar ve dokuma araçları antik kentteki beslenme ve üretim faaliyetlerine ilişkin bilgiler sunuyor.
- • 2026 kazılarında Tunç Çağı yerleşimi, kamu yapısı ve kuzey savunma hattı araştırılıyor.
İzmir'in Bayraklı ilçesindeki Smyrna Antik Kenti'nde yürütülen arkeolojik kazılar, yaklaşık 5 bin yıllık gümüş takı hazinesi ile 2 bin 700 yıl öncesine uzanan planlı kent yaşamının izlerini ortaya koyuyor. Bayraklı Höyüğü'nde 2019 yılında bulunan yaklaşık 406 gramlık gümüş takı topluluğu, yerleşimin erken dönem üretim ve ticaret ilişkilerine ilişkin veriler sunarken kazılarda belirlenen sokaklar, su kanalları ve savunma duvarları antik kentin mimari gelişimini aydınlatıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle Ege Üniversitesi adına yürütülen kazılar, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2014 yılından bu yana destekleniyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Aylin Ümit Erdem, 2026 yılı çalışmalarında kentin kuruluş evreleri ve savunma sistemine odaklandıklarını belirtti.
Smyrna'da 2 bin 700 yıl önce planlı sokaklar vardı
Bayraklı Höyüğü'nde ortaya çıkarılan mimari kalıntılar, milattan önce 7. yüzyıldan itibaren Smyrna'da belirli bir şehir planının uygulandığını gösteriyor.
Birbirini dik kesen sokaklar, yapı adaları, kamu binaları ve üretim alanları, antik yerleşimde farklı işlevlerin belirli bölgelerde toplandığını ortaya koyuyor.
Kazı Başkanı Prof. Dr. Aylin Ümit Erdem, "Ana caddeleri dik kesen ara sokaklardan oluşan, bugün ızgara planlı yerleşim modeli olarak tanımladığımız bir düzen söz konusu" dedi.
Smyrna'daki bu yerleşim düzeni, sonraki yüzyıllarda Hippodamos'un adıyla anılan ızgara planlı kent modelinin erken örnekleri arasında değerlendiriliyor.
Athena Caddesi yaklaşık üç yüzyıl kullanıldı
Antik kentin ana ulaşım güzergâhlarından Athena Caddesi, adını önünden geçtiği Athena Tapınağı'ndan alıyor.
Doğu savunma hattındaki anıtsal giriş kapısına bağlanan caddenin milattan önce 7. yüzyıldan 4. yüzyılın sonlarına kadar aynı doğrultuda kullanıldığı belirlendi.
Kazılarda ilk dönemlere ait tek odalı megaron planlı yapılar ile oval planlı bir ev kalıntısı tespit edildi. Sonraki dönemlerde ise çok odalı yapılar, tapınaklar ve toplantı alanları gibi kamu binalarının inşa edildiği anlaşıldı.
Milattan önce 7. yüzyıldan itibaren kullanılan Athena Tapınağı da kentin önemli mimari yapıları arasında yer alıyor. Altıya on sütunlu planıyla dikkat çeken tapınak, Batı Anadolu'nun erken taş tapınak örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Savunma duvarları harç kullanılmadan inşa edildi
Smyrna kazılarında milattan önce 9, 8 ve 7. yüzyıllara tarihlenen üç ayrı savunma duvarı evresi belirlendi.
Duvarların yapımında harç veya beton kullanılmadığı, taş blokların birbirine geçirilmesiyle dayanıklılık sağlandığı tespit edildi.
Prof. Dr. Erdem, özellikle milattan önce 7. yüzyıla ait duvarlarda taşların daha uyumlu biçimde yerleştirildiğini ve yapıyı güçlendirmek amacıyla duvar örgüsüne eğim verildiğini anlattı.
Kentin doğu savunma hattında ortaya çıkarılan anıtsal giriş kapısının ise tek kuleyle desteklenen ve rampalı yolla yerleşime bağlanan bir sisteme sahip olduğu belirlendi.
Antik Smyrna'da atık su kanalları bulundu
Kazılar, antik kentte yalnızca yapıların ve sokakların değil, su yönetiminin de planlandığını gösteriyor.
Evlerin içinden geçen atık su kanalları ile anıtsal giriş kapısına uzanan rampalı yolun altında büyük bir su kanalı tespit edildi.
Yerleşimin doğu kesimindeki teras duvarlarının bir bölümünün ise su baskınlarını önlemek amacıyla yapılmış olabileceği değerlendiriliyor.
Prof. Dr. Erdem, Meles Çayı'nın taşıdığı alüvyonların bölgenin arazi koşullarını etkilediğini ve terasların bu koşullara göre düzenlenmiş olabileceğini belirtti.
5 bin yıllık gümüş takı hazinesi çömlekte bulundu
Smyrna kazılarının dikkat çeken buluntularından biri, 2019 yılında Erken Tunç Çağı tabakalarında ortaya çıkarılan gümüş takı hazinesi oldu.
Bir yapının taban köşesindeki çömleğin içinde bulunan yaklaşık 406 gram ağırlığındaki toplulukta spiral yüzükler, alın bantları ve granül tekniğiyle hazırlanmış gümüş takılar yer alıyor.
Takıların çömleğe hangi amaçla yerleştirildiği henüz kesin olarak bilinmiyor. Ancak buluntular, dönemin değerli maden işçiliği ve ekonomik ilişkileri hakkında bilgi sağlıyor.
Prof. Dr. Erdem, "Gümüşün temin edilmesi, işlenmesi ve dağıtılması, gelişmiş bir üretim faaliyetinin varlığına işaret ediyor. Bu buluntular, İzmir'in en eski kuyumcularına ilişkin veriler olarak da değerlendirilebilir" dedi.
Troya hazinelerinde görülen benzer takı örneklerinin Bayraklı'da da bulunması, yerleşimin erken dönem ekonomik bağlantılarının araştırılması açısından önem taşıyor.
Antik İzmir'de deniz ürünleri ve tahıllar tüketiliyordu
Kazılarda bulunan buğday, arpa, hayvan kemikleri, öğütme taşları ve depolama kapları, Smyrna'da tarım ve hayvancılığın beslenme düzeninde yer tuttuğunu gösteriyor.
Ocaklarda ve küllü alanlarda tespit edilen yanmış deniz kabukları ise deniz ürünlerinin de tüketildiğini ortaya koyuyor.
Prof. Dr. Erdem, bazı deniz kabuğu türlerinin Akdeniz kaynaklı olmasının, Smyrna'nın farklı bölgelerle bağlantılarına ilişkin ipuçları sunduğunu belirtti.
Dokumacılık ve ticaret önemli üretim alanlarıydı
Bayraklı Höyüğü'nde bulunan pişmiş toprak ve taştan yapılmış ağırşaklar ile dokuma ağırlıkları, dokumacılığın antik yerleşimdeki üretim faaliyetlerinden biri olduğunu gösteriyor.
Özellikle milattan önce üçüncü ve ikinci binyıllara tarihlenen tabakalarda çok sayıda dokuma aracı ele geçirildi. Benzer buluntular Demir Çağı katmanlarında da tespit edildi.
Arkeolojik verilere göre Smyrna, tarım ve hayvancılığın yanı sıra kara ve deniz ticaretinin yürütüldüğü bir yerleşimdi.
Kentin Anadolu'nun iç kesimleri, Kıta Yunanistan, Ege adaları, Balkanlar ve Levant kıyılarıyla bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.
Homeros'un Smyrna'da yaşamış olabileceği değerlendiriliyor
İlyada ve Odysseia destanlarıyla tanınan Homeros'un yaşamına ilişkin antik kaynaklarda Smyrna'nın adı da geçiyor.
Bazı antik çağ yazarları, Homeros'un milattan önce 8. yüzyılda Smyrna'da, Meles kıyısında yaşadığını aktarıyor.
Prof. Dr. Erdem, söz konusu dönemde İzmir'deki yerleşimin Bayraklı Höyüğü'nde bulunduğunu belirterek Homeros'un Smyrna'da yaşadığı kabul edilirse en güçlü olasılıklardan birinin bu alan olduğunu söyledi.
Ancak Homeros'un Bayraklı Höyüğü'nde yaşadığına ilişkin kesin bir arkeolojik kanıt bulunmuyor.
2026 kazılarında kentin kuruluşu ve sınırları araştırılıyor
Smyrna Antik Kenti'nde 2026 yılında sürdürülen çalışmalar, yerleşimin kuruluş tarihini ve savunma sisteminin gelişimini daha ayrıntılı biçimde ortaya koymayı amaçlıyor.
Son yıllardaki kazılarda milattan önce üçüncü binyıla uzanan tabakalara ulaşıldı. Daha önce iki evreli olduğu düşünülen Erken Tunç Çağı yerleşiminde altı evreli bir mimari süreç belirlendi.
Yerleşimin milattan önce üçüncü binyıla tarihlendiği radyokarbon analizleriyle de desteklendi.
Prof. Dr. Erdem, bu yıl Tunç Çağı alanında, milattan önce 4. yüzyıla ait büyük kamu yapısında ve kentin kuzey savunma hattında kazıların sürdüğünü açıkladı.
Doğu savunma duvarı ve anıtsal giriş kapısının daha önce ortaya çıkarıldığını belirten Erdem, kuzey, güney ve batı savunma hatlarına ilişkin bilgilerin ise sınırlı olduğunu ifade etti.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2014 yılından bu yana desteklediği Smyrna kazılarıyla kentin yerleşim tarihi, mimarisi, üretim faaliyetleri ve ticari ilişkilerinin araştırılması sürdürülüyor.
Bakmadan Geçme


