- Haberler
- Siyaset
- İYİ Parti Genel Sekreteri Özel İzmir'den seslendi: 'Bu bir rüşvet aracı olarak kullanıldı mı?'
İYİ Parti Genel Sekreteri Özel İzmir'den seslendi: 'Bu bir rüşvet aracı olarak kullanıldı mı?'
İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, İzmir'de yaptığı açıklamalarda fon krizine ve ekonomi yönetimine tepki gösterdi. Fonlardaki para hareketlerinin açıklanmasını isteyen Özel, 'Bu bir rüşvet aracı olarak kullanıldı mı?' diye sordu. Özel, 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin eleştirilerde de bulundu.
GAMZE ESKİKÖY – İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, İzmir ziyareti kapsamında basın mensuplarıyla bir araya gelerek Türkiye’nin ekonomi politikalarına, fon krizine ve “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fon krizindeki para hareketlerine dikkat çeken Özel, yetkililerin yatırımcıların işlemlerine ilişkin bilgilere sahip olduğunu savunarak, “Bu bir rüşvet aracı olarak kullanıldı mı?” diye sordu. Özel, ekonomi yönetimini de eleştirerek Türkiye’deki ekonomik sorunların artık geçici bir kriz olmaktan çıktığını ifade etti.
İYİ Parti Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Av. Ali Topçu, İzmir İl Başkanı Av. Ülkü Doğan ve parti yöneticilerinin de katıldığı buluşmada Özel, ekonomik sıkıntılardan eğitim ve sağlık hizmetlerine, fon krizinden siyasi süreçlere kadar çeşitli başlıklarda açıklamalarda bulundu.
“Türkiye’nin ekonomisi 7-8 senedir kriz içinde kalmıştır”
Türkiye’deki ekonomik sorunların uzun süredir devam ettiğini belirten Özel, ekonomik tablonun artık geçici bir kriz olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Vatandaşların sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimde yaşadığı sorunlara da değinen Özel, sosyal devlet anlayışının zayıfladığını savundu.
Özel, “Türkiye’de yeterince paranız yoksa iyi bir sağlık hizmeti alamazsınız. Devlet, sosyal devlet vasfına Anayasa’da sahip olsa da yıllar içinde çok geriye düştü. Sizler çocuklarınızı iyi Anadolu ve fen liselerinde okutup iyi bir eğitim alacağından emin bir şekilde yaşamıyorsunuz. Maaşınızın yarısını kiraya verdiğimiz bir ülkede yaşıyoruz.
7-8 senedir ciddi bir ekonomik durgunlukla başlayan, son 3-4 senedir kriz halinde bulunan verilerle karşı karşıyayız. Bir şey krizse anlıktır. Sürekli kalp krizi halinde kalamazsınız. Türkiye’nin ekonomisi 7-8 senedir kriz içinde kalmıştır. 7-8 sene süren şey kriz değildir. Siz o olmuşsunuz demektir. Bu 7-8 senedir ortadan kaldıramıyorsanız, Türkiye’nin yeni rutini budur demek ki. Böyle kriz olamaz. 1929 Buhranı bütün dünyada etkili oldu ama bir yıl anıldı. Bu gerçeğimizi 7-8 yılın ilk 3-4 yılı ‘kriz yok’ demekle geçti” dedi.
Fon krizinde 850 milyar liralık hacme dikkat çekti
Fon krizine ilişkin değerlendirmelerinde ekonomik büyüklüğe ve yatırımcıların zararlarına dikkat çeken Özel, fonlardaki para hareketlerinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu. Yetkililerin kimlerin hangi işlemleri yaptığını bildiğini öne süren Özel, bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmamasını eleştirdi.
Özel, “Bu bir şebeke diyerek” fon krizi hakkında açıklamalarda bulunarak, “Günün sonunda 850 milyar liralık bir hacim var ortada. 350 milyar lirası para piyasası fonlarında. 500 milyar lirası hisse senedi ağırlıklı. Hisse senedi ağırlıklı olan şirket değeri 10-15 milyar lira var ya da yok. Parasının yüzde 80,90 belki de hepsi gitti. 550 bin hesap var. Bunlar kamusal veri. Sayın Erdoğan ve tüm ilgililer ‘kim bu fon kapalıyken buraya girmiş, kim kaç lirayken hangi kağıdı almış, kim, ne zaman satmış’ bunların hepsini biliyorlar. Açıklamamalarının sebebi bugün bir düğün davetiyesi dağıtsalar o listede onlar var. Günün sonunda bizim rejim artık tek adam değil tek tük adam rejimi. Esas adamla fotoğraf çektiriyorsunuz ve bu işleri yapıyorsunuz. Bu listeler yayınlanamıyor. Yayınlanamayınca muhalefete ‘sözde bilgi’ akmaya başlıyor. Doğruluyla alakalı olarak çok emin olmadıkça emin adımlarla hareket edilmesi gerekiyor. 1 milyon liraya kadar olanları ödeyelim. Neden 1 milyon lira? Psikolojik bir sınır milyon diyorsunuz. Mağdur sayısında ciddi bir azalmaya giderek muhatabı azaltmaya çalışıyorlar. Ödensin mesele o değil. Bu fon meselesi sadece belli kağıtların şişirilerek insanların cebinden para alınması mesele değil. Bu bir rüşvet aracı olarak kullanıldı mı?” ifadelerini kullandı.
“Tek başına yaşama maliyeti 48 bin 305 lira”
Ekonomik programı ve enflasyon verilerini de eleştiren Özel, 2023 seçimlerinin ardından uygulamaya konulan ekonomi politikalarının vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmediğini ileri sürdü. Asgari ücret ile yaşam maliyeti arasındaki farka dikkat çeken Özel, Türkiye’deki ekonomik tablonun ağırlaştığını belirtti.
Özel, fon krizinin 17 milyar dolar olduğunu ifade ederek, “2023 seçimleri öncesi 5 milyar dolar arıyorlardı. Seçim sonrası daha önce kovdukları Mehmet Şimşek’i getirme kararı aldılar. Kendisinin ve ekibinin iktisadi çözümü ‘zenginler, sanayiciler, Londra’daki faiz baronları üzülmesin’ üzerine kurulu. Başlattıkları programın üçüncü senesi doldu. TÜİK verilerine göre üç senenin enflasyon toplamı yüzde 240. NATO toplantısı yapıldı. Herkese tabanca hediye edildi. 32 ülke içerisinde en yüksek enflasyona sahip ülke biziz. Romanya’nın bile yüzde 6’larda enflasyonu vardı. Dünyanın ortalaması ise yüzde 4. Tek başına yaşama maliyeti 48 bin 305 lira. 28 bin liralık asgari ücretle bu hayatı sürdürmenin ihtimali olmadığını görüyorsunuz. Türkiye’de şu an bir kafeterya ekonomisi var. 900 bin kişi kafelerde çalışıyor. Piyasada çekilmez hale gelen Türkiye’de ekonomik durum bu” ifadelerini kullandı.
“Terörsüz Türkiye” sürecine ve YENİ Parti’nin tutumuna tepki
Özel, açıklamalarının devamında “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında Meclis’te kabul edilen düzenlemeyi ve YENİ Parti’nin oylama sürecindeki tutumunu eleştirdi. Sürecin hukuki boyutuna ve örgüt üyelerinin düzenlemeden yararlanma ihtimaline ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, üniter devlet yapısına ilişkin kaygılarını dile getirdi.
Özel, “Bir siyasi parti genel başkanının gelip Türkiye’de ‘Apo çıksın, DEM Parti’nin grup toplantı salonunda konuşsun’ demesiyle başlayan ‘Terörsüz Türkiye’ adını verdikleri bir süreç. Mecliste 467 oy ile kanunlaştı. Örgütü kuran, idare eden, yöneten, üye olan, propaganda yapan, finans sağlayan bu yasadan faydalanıyor. 1 Haziran 2005 öncesi hariç olmak üzere deniliyor bu da siz bebek katili bundan faydalanamayın diye düşünün. Pratikte bunun bir karşılığı yok. 2005’ten bu güne kadar Öcalan örgütü idare etmedi mi? Bir kurul kuruyorsunuz siyasetçiler olmadan bakanlar var. İçlerinde bir tane oy almış adam yok. Hepsini cumhurbaşkanı atıyor cumhurbaşkanı görevden alıyor. Bu sürecin içerisinde bu kurul örgütün silahını teslim ettiğini tespit edecekmiş. Siz de mühimmat listesi mi var? Bu işin bir parçası olup hiçbir şerhini bu sürece yansıtamayıp bu işin doğru düzgün karşısında duramayıp ‘yönetim olarak evet diyeceğiz ama vekillerimiz kendi karar ver’ diyerek süreci böyle yönetenler pirincin içerisindeki beyaz taş. Üniter yapıya sahip bir ülkede Manisa’da ve Ağrı’da kurallar farklı mı? Buna nasıl müsaade edilebiliyor? Hayır oyu sayıları bizimkinden fazlaymış. YENİ Parti’nin grup kararı alması için 46 hayır oyu veren vekil sayısı yetiyor. Grup kararı alınsaydı Anayasa Mahkemesi’ne götürürlerdi kararı. Yalnız bırakılmakla ilgili bir çekincemiz yok. Millet bunu zaten istemiyor. 467 sayısının hiçbir manası yok. Hileyle elde edilmiş bir rakam. 2023 seçimlerinde ‘bize oy vermezsiniz bunlar Apo’yu salacak, ‘Altılı masada HDP ile ittifak’ dediler. İnsanları neyle tehdit ettilerse onu karşılarına çıkardılar. Getirsinler bunu referandum konusu yapsınlar” dedi.
Bakmadan Geçme