• Haberler
  • Ekonomi
  • EBSO Başkanı Yorgancılar'dan sanayiciye: Engebeler çıkar umudunu kaybetme

EBSO Başkanı Yorgancılar'dan sanayiciye: Engebeler çıkar umudunu kaybetme

EBSO'nun efsane başkanı Ender Yorgancılar ile röportajımızın ikinci bölümünde iş dünyasına yoğunlaştık. Sanayicilerden KOBİ'lere kadar bir çok konuya değinen Yorgancılar hem yapılması gerekenleri söyledi hem de üreticilere umut dolu mesajlar verdi

Ege Bölgesi Sanayi Odası'na (EBSO) Asya Pasifik'in "en iyi odası" unvanını kazandıran ve 17 yıllık başkanlığını yakında bırakacak olan Ender Yorgancılar, İzmirgaste'ye özel röportajında üretme şevkini kaybetmiş sanayicilere de seslendi. Meslek liseleri ve MESEM'ler hakkında da önemli değerlendirmelerde bulunan Yorgancılar, EBSO ve TOBB'daki önemli görevlerinin yanı sıra şirketleri İZELTAŞ'taki mesaisinin başarı sırrını da paylaştı.

Okullarda imtihan sistemi kaldırılmalı

Burcu Taner: Sanayide ara eleman sıkıntısına dair çalışmalarınız bir süre sonra Eğitim 4.0 talebine dönüştü. Bu konu neden bu kadar önemliydi?
Ender Yorgancılar: Rahmetli Vehbi Koç'un "Meslek lisesi memleket meselesi" diye önemli bir açıklaması vardı. Muhtelif yıllarda, belki 5 yıl arayla ben bütün meclis toplantılarında "Türkiye'de işsizlik yok, mesleksizlik var" diye vurgulamıştım. Bir kere bu imtihan sistemi kaldırılmalı. Çünkü o günkü konsantrasyon, ruh hali, psikolojisine göre imtihana girdiği andaki aldığı nota göre hayatı belirleniyor çocuğun. Belki çocuk futbolcu olmak istiyor ama ailesi diyor ki: "Okuyacaksın, mühendis olacaksın." Çocuk zorlayarak giriyor bir bölüme, var bu örnekler... Avrupa'ya baktığınız zaman farklı... Mesela Bosch'un fabrikasını gezdim, Mercedes'in fabrikasını gezdim, Stuttgart'taki bu S-Class'ların yapıldığı fabrikanın içinde meslek lisesi var. Orada okuyan çocuklar Mercedes'te aynı zamanda da üretimde uygulama yapıyorlar. Okuldan mezun olduğu zaman da Mercedes'te çalışıyor. Onun için meslek liselerini vurguluyoruz. Biz odalar birliği olarak 81 ilde 81 tane okul yaptık. İzmir'deki okulu da Aliağa Organize Sanayi Bölgesi'nde açtık. Tabii İzmir'deki bütün OSB'lerde olmalı. Hatta Türkiye'deki bütün organize sanayi bölgelerinin içinde birer meslek lisesi mutlaka olmalı.

B.T.: MESEM'ler konusunda ne düşünüyorsunuz? Onlara yönelik eleştirilere ne dersiniz?
E.Y.: MESEM veya başka bir şey… Yeni bir uygulama olduğu zaman mutlaka hata, eksik olabilir. Ama bir yerde hata var diye bir projeye “olmaz, yanlış, hatalı” demek doğru değil. Onu nasıl düzeltiriz diye bakmak lazım. İlgililere doğru bir şekilde “Bu proje böyle devam ederse böyle eksiklikler olabilir ama böyle yaparsak şöyle faydalar çıkabilir” diye bunu anlatmak lazım.

Umudunu kaybeden sanayiciye mesaj

B.T.: Umudunu kaybeden, üretmekten vazgeçen sanayicilere ne söylemek istersiniz? 
E.Y.: Mutlaka üretim yapmak mecburiyetindeyiz. Dışa bağımlılığımızın olmaması lazım. Yani tarım ve sanayi ülkesi olarak kendi kendimize yetmemiz ve cari fazla veren bir ülke konumunda olmamız lazım. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği de bu. 500 milyar dolar ihracat yapılsa çok şey değişir. Ben, "dünyada her evde bir Türk malı olması" gerekliliğine inancımla çalıştım. Yeni dönemde de arkadaşlarımızın bu eksende çalışmalarını sürdürmesi gerekliliğine inanıyorum.
Böyle olduğu zaman bizim 500 milyarı aşmamamız için bir sebep yok. Onu yapacak teknoloji de kalite de Türkiye'de var. 
B.T.: Yeni kuşak sanayicilerin, KOBİ’lerin motivasyonu ne olacak?
E.Y.: Ben 50 yıldır iş hayatının içindeyim. Bir sürü kriz gördüm. Mutlaka önünüze engebeler çıkıyor. Geçmişte de çıktı. Ama yine düzelecek bu. Moralini bozarsan zaten iş yapamazsın. Moral bozduğun anda “İş yapmayacağım” dediğin an yapılacak bir tek şey var: Neyin varsa satıp savuşturacaksın, koyacaksın bankaya. İneceksin evinde sabahtan akşama kadar oturacaksın. Ne üretim derdin olur, ne kaygın olur. Ama biz böyle bir ülke değiliz. Türkiye’de girişim ruhu yüksek, girişimcilerimiz hakikaten cesur. Kendini yeniliyor, çaba sarf ediyor. O açıdan ben karamsar değilim.

EBSO Başkanı Yorgancılar'dan sanayiciye: Engebeler çıkar umudunu kaybetme

İşin başındaki kişiye yetki vereceksin

B.T.: Odadaki mesainiz sırasında 40 ülkeye ihracat yapan bir şirketi de yönettiniz. Zorlamadı mı? İZELTAŞ tarafı nasıl gitti?
E.Y.: Edinburgh’da İskoç asıllı Amerikalı sanayici Andrew Garnegie'in bir sözünü okumuştum: "Burada, kendisinden çok daha akıllı insanları çevresinde nasıl toplayacağını bilen bir adam yatıyor." Burada gördüğünüz veya göremediğiniz bir sürü sorumluluk var. Her birinin başında yetkilisi var. Benim de fabrikada oğlum var, profesyonel çalışan arkadaşlarım, kardeşlerim var. Hepsinin hedefleri belli, aylık bütçeleri belli. Ben bunları takip ediyorum. Her gün sabah 07.00-07.30’da fabrikaya gidiyorum. Bakıyorum “Ne yaptınız, bütçenin ne kadarı gerçekleşti?” diye. Diğer başkanı olduğum grup şirketlerinde işte “Ne oldu, ne bitti?” Her gün bunlar kontrol edilir. Ama başında duramazsın. Ama başındaki kişiye yetki vereceksin. Verdiğin yetki çerçevesinde de kontrol edeceksin. Ondan sonra da Allah’ın yardımıyla bugüne kadar başımız aşağı düşmeden buraya geldik.

Duygulandıran anlar…

B.T.: Başkanlığınız boyunca sizi duygulandıran, beraberinizde götüreceğiniz anıları da öğrenmek isteriz.
E.Y.: Çok var. Az önce bir kamu kurumunun müdürü geldi. Ben ona burs vermişim, bursla okumuş. Bir hastanenin başhekimi bizim bursla okumuş. Teşekkür için telefon etti. Bir bursla okuyan avukat bir mektup yazdı: “Başkanım ben sizin bursunuzla okudum. Hiç olmazsa onu ödeyebilmek için odanın davası yoktur, inşallah da olmaz ama olursa ben burada en azından size destek olayım” diye. Bunlar benim hayatımda duyduğum en güzel hatıralar. Milano Ticaret Odası ile ortak proje yaptık, 100 kadına pastacılık kursu verdik. Şu anda 5-6 bin kişi oldular. Şu anda hepsi Kordon'da restoranlarda, pastanelerde çalışıyor. Şu masanın büyüklüğünde bana bir pasta yapmışlardı. Onu da unutamam...

İzmir Gaste | izmirgaste | - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme