• Haberler
  • Güncel
  • Akbelen'de talana karşı bıçak sırtı mücadele: 'Canımızı veririz toprağımızı vermeyiz'

Akbelen'de talana karşı bıçak sırtı mücadele: 'Canımızı veririz toprağımızı vermeyiz'

Akbelen'de talana karşı devam eden mücadeleyi anlatan Nejla Işık, 'Ne olursa olsun buradan gitmeyeceğiz demek de aynı zamanda. Canımızı veririz, toprağımızı vermeyiz asla' dedi.

Hayriye Gülperi TİBİN – Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de bulunan Akbelen Ormanları’nda, vatandaşın topraklarını korumak için sürdürdüğü mücadele devam ediyor.

Son olarak Akbelen ormanı çevresindeki 679 parsellik tarım arazileri ve zeytinlikleri kapsayan taşınmazlar için verilen acele kamulaştırma kararına açılan davada savcı mütalaası açıklandı.

Danıştay savcısı, acele kamulaştırmaya ilişkin “kamu yararı” olduğunu öne sürdü ve iptal talebinin reddini talep etti. Öte yandan mahkemeden konuyla ilgili henüz bir karar çıkmadı.

Akbelen Ormanları’ndaki talana karşı mücadelenin simge isimlerinden İkizköy Muhtarı Nejla Işık, Akbelen’de yaşananları, eylem sürecini ve son durumu İZMİR GASTE’ye aktardı.

Işık, “8 yıla girdik mücadelede. En son ocak ayında acele kamulaştırma getirildi. Buna dair iptal davası açmıştık. O iptal davamızın üzerine bir de bizim üzerimize bedel koyma ve el koyma davaları açıldı. Bütün mülkümüze parselimize arazimize ne varsa elimizde. Bu süreç devam ederken bilirkişi keşifleri yapıldı bu süreçte de kızım tutuklanmıştı hatta. Sonrasında zaten yürütmeyi durdurma kararıyla birlikte biz hemen hemen bu yazı rahat geçirdik. Burada çalışma olmadı çünkü” diye konuştu.

Akbelen'de talana karşı bıçak sırtı mücadele: 'Canımızı veririz toprağımızı vermeyiz'

Burası cehennem gibi oluyordu

Yürütmeyi durdurma kararı öncesinde bölgede gerçekleştirilen patlatma çalışmalarından dolayı zarar gördüklerini ifade eden Işık, o süreçte köylülere yönelik ne tür baskılar uygulandığını da anlattı.

Işık, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Öncesinde günde 10 – 15 defaya varan dinamit patlatmalara maruz kalıyorduk biz. Gerek gürültü gerek toz gerekse de evlerimizde meydana gelen çatlaklar nedeniyle, belirsiz saatlerde gerçekleştirilen patlatmalar nedeniyle sıkıntı yaşıyorduk. Burası cehennem gibi oluyordu. Zor süreçlerden geçmiştik o dönemde.

Yürütmeyi durdurma kararından sonra bir çalışma olmadı. Ancak o dönemde özellikle Akbelen’de yaşayan vatandaşlarımızı çok huzursuz etmeye, psikolojik baskı yaratmaya çalıştılar.

Köylülerimizin evlerinin çok yakınlarına, 10-20 metre yakınına iş makinesiyle gelerek, mücadele eden köylülerimizi huzursuz etmeye, baskı ve zorla evlerini satmaya razı etmeye, köylerinden gitmeye zorladılar ama biz karşılarında dimdik durup karşı çıkınca evlerin yakınındaki çalışmaları çektiler.

Yürütmeyi durdurma kararımıza rağmen haksız hukuksuz köylüleri rahatsız ederek köyümüzden vazgeçmeye zorladılar ama boyun eğmedik. Bu çalışmaları mücadele ederek geri püskürttük.”

Haklı olduğumuzu tüm memleket biliyor

Işık, konuşmasına şöyle devam etti:

“Acele kamulaştırma iptal davamızın duruşması 16 eylülde görüldü ve bizler memleketimiz lehine, toprağımız yurdumuz faydasına bir karar bekliyoruz danıştaydan, eli kulağında, bir hafta içinde kararın çıkmasını bekliyoruz.

Bu topraklarda yüzyıllardır yaşayan köylerimiz, topraklarımız, zeytinlerimiz, mezarlarımız, ürettiklerimiz bu memleketin kamu yararıdır.

Geleceğe bir daha geri gelmeyecek şekilde yok olmuş, zehirlenmiş, tarumar edilmiş bir memleket bırakmak değil, bizden sonraki nesillere üretecek, yaşayan bir ülke bırakmak isteğimiz.

Bir şirketin çıkarı için, zenginliği için rızamız dışında haksız hukuksuz yere topraklarımıza el konmasına izin vermeyeceğiz.

Haklı olduğumuzu biliyoruz, tüm memleket biliyor. Binlerce köylüyü bir şirket istiyor diye yerinden yurdundan etmek, Milas gibi kadim zeytinciliğe balta vurmak asla kamu yararı değildir.

Bizden sonra yok edilmek istenen daha onca köyümüz var. Vicdanı olan, memleketini seven herkesin dört elle sahip çıkması gereken bir mücadele veriyoruz her şeyimizi ortaya koyarak.

Umudumuz iyi bir karar çıkmasında çünkü herkes biliyor ki sonuna kadar haklıyız.

Köyümüzde kızım tutuklandığında yeniden kurduğumuz bir nöbet alanımız var; orada kâh gündüz, kâh geceleri nöbet tutuyoruz.

Ne olursa olsun buradan gitmeyeceğiz demek de aynı zamanda. Canımızı veririz, toprağımızı vermeyiz asla. Bu yüzden her şeyimizle memleketimiz için mücadeleye devam ediyoruz.”

Akbelen'de talana karşı bıçak sırtı mücadele: 'Canımızı veririz toprağımızı vermeyiz'

İşçilere yönelik bir baskı var

Işık, bu süreçte şirket tarafından köylülere yönelik herhangi bir baskı uygulanmadığını ancak şirket bünyesinde çalışan işçilere baskı uygulandığına dair duyumlar aldıklarını anlattı.

Şirkette çalışan işçilere, Akbelen direnişini desteklemeleri durumunda işten çıkarılacaklarının söylendiğini orada çalışanlardan duyduklarını belirten Işık, “Şu an şirket de mahkeme kararını bekliyor. Şirketten işçi çıkarıldığına dair duyumlar alıyoruz.

Mesela geçen hafta 4 tane işçi çıkarıldı denildi ve öncesi de var. Şu an köylülere karşı bir baskı yok ama orada çalışan işçilere yönelik bir baskı olduğunu duyuyoruz biz.

Bu yeni olan bir şey değil. Yıllardır da böyle bu arada. İnsanlara, ‘Direnişi desteklersen, orada görürsek işten atarız, işten çıkarsın’ gibi söylemleri biz zaten köylülerimizden, orada çalışan insanlardan duyuyoruz” diye konuştu.

Akbelen'de talana karşı bıçak sırtı mücadele: 'Canımızı veririz toprağımızı vermeyiz'

Köylü artık toprağına sahip çıkmaya çalışıyor

Son olarak siyasi parti temsilcilerinin son zamanlarda ziyarette bulunmadığını anlatan Işık, “Şu an siyasi partilerden herhangi bir ziyaret olmuyor. Siyasi partiler de kendi içlerinde bir boğuşmada.

Bir de burada Muğla’da çok fazla Türkiye’nin her yerinde çok fazla direniş var. Köylü artık toprağına sahip çıkmaya çalışıyor.

Ancak şu an siyasi partilerden buraya bir ziyaret yok” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

İzmir Gaste | izmirgaste | - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme