Kadın cinayetlerine şüpheli ölüm perdesi: Balkondan mı düştüler ölüme mi itildiler?
KCDP İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, kadın cinayetlerinin yanı sıra artan şüpheli kadın ölümlerinin de artık veri olarak yayınlandığına dikkat çekerek, 'Fail, bir kadın için, 'Yüksekten düştü, intihar etti, kazayla öldü' dediğinde olayın üstünün aniden kapatıldığını gördü' dedi ve bu şüpheli ölümlerin peşini bırakmayacaklarını savundu
Hayriye Gülperi TİBİN – Kadına yönelik şiddet ve cinayet, Türkiye’nin gündeminden düşmeyen konular olmaya devam ediyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) tarafından yayınlanan verilere göre, 2026 yılının ilk 8 ayında 197 kadın öldürüldü. Ayrıca 215 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetti.
KCDP İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kadın cinayetlerinin yanı sıra artan şüpheli kadın ölümlerine de değinen Osmanoğulları, “Kadın cinayetleriyle birlikte şüpheli kadın ölümlerinin ciddi anlamda nasıl arttığını gösteriyor bu rakamlar. Kadın cinayetlerini biliyorduk zaten ama şüpheli kadın ölümleriyle ilgili de veri yayınlamaya başladık” ifadelerini kullandı.
“ŞÜPHELİ ÖLÜMLER KADIN CİNAYETLERİNİ GEÇTİ”
Şüpheli kadın ölümlerinin kadın cinayetlerini geçtiğine dikkat çeken Osmanoğulları, "Biz bu verileri analiz de ediyoruz ve neden arttığını da ortaya koyuyoruz. Bizim bu özellikle 2025 2026 verilerimize baktığınızda daha çok şüpheli kadın ölümlerine de dikkat çekmek istiyoruz. Biz kadın cinayetlerinin neden arttığını ortaya koyuyorduk, uygulanmayan yasalar, kadın düşmanı politikalar... Aile Yılı Politikasını da on yıllık sürece yaydılar ve bu yaydıkları sürecin içinde bütün mekanizmaları kullanarak politikayı anlatıyorlar. Her şeyi kullanarak, aileyi kutsayarak, kadınları o evlerin içine hapsediyorlar. Verilerimizde de biz kadınlarımızın evlerde hayatlarıyla ilgili karar aldıklarında, boşanmak istediklerinde yanı başlarındaki erkekler tarafından öldürüldüğünü ortaya koyuyorduk. Ancak şüpheli kadın ölümlerinde ciddi bir artış oldu. Bazı aylarda kadın cinayetlerini geçmiş durumda" diye konuştu.
"KADINLAR DAVALARIN PEŞİNİ BIRAKMIYOR"
Şüpheli kadın ölümlerindeki artışın nedenlerine de dikkat çeken Osmanoğulları, kolluk kuvvetlerinin ve yargının bu vakalarda fail lehine davrandığına işaret eden Osmanoğulları, söz konusu ifadesine örnek olarak Gülistan Doku dosyasını hatırlatarak, şunları kaydetti:
“Bunun iki nedeni var. Birincisi erkek failler artık kadın cinayeti işlediklerinde namus cinayeti gibi gerekçeleri öne sürdüğünde indirim alamayacaklarını gördüler. Çünkü kadınlar bu davaların peşini bırakmıyor. Failler bunu gördü. Ancak fail, bir kadın için, ‘Yüksekten düştü, intihar etti, kazayla öldü’ dediğinde olayın üstünün aniden kapatıldığını da gördü. Böyle görünmez bir ağ ile kolluk fail yargı üçlemesi kendi aralarında dayanışma içerisine girdiler. Direkt kapatıyorlar intihar diye. Bunun en somut örneği de Gülistan Doku davası. Korkunç bir şey. Bütün bunların yanında bir kadın mücadelesi var. Biz Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak artık şüpheli kadın ölümlerine dikkat çekiyoruz.”
VERİLERİN NEDENİ KADIN DÜŞMANI POLİTİKALAR
Ayrıca Osmanoğulları söz konusu verilerin nedeninin iktidar tarafından geçirilen politikalar olduğunu belirtti. Osmanoğulları, “Bu verilerin bu kadar korkunç olmasının sebeplerinden biri de bizi yöneten siyasi iktidarın kadın politikalarıdır. Kadın düşmanı politikalardır. Kadınları korumakla yükümlü olan kollukların görevini yapmamasıdır. 6284’ün etkin kullanılmamasıdır” dedi.
AİLE YILI ELEŞTİRİSİ
Konuşmasının devamında AK Parti iktidarı tarafından hayata geçirilen Aile Yılı politikasını da eleştiren Osmanoğulları, “Yayınladığımız verilerde bazı aylarda, yıllarda kadın cinayetlerinin arttığını görüyoruz. 'Ne olmuş da bu kadar artmış' diye baktığımızda o dönelerde hep kadınların mevcut haklarına bir saldırı olduğunu görüyoruz. Sahip olduğumuz hakların tartışmaya açılmış olduğunu görüyoruz. Aileyi güçlendirmek için aile yılı ilan edildiğini belirtiyorlar ancak aslında diyorlar ki erkek faile, ‘Sen evin reisisin. Eğer ki kadın boşanmak isterse onu öldürebilirsin, ben sana indirim yaparım.’ Kadına diyorlar ki’ Kutsal olan ailedir, sen o evde şiddet görsen de aileyi koruyacaksın” diye konuştu.
ÇOCUKLAR SUSTURULUYOR MU?
Osmanoğulları, söz konusu politikanın yalnızca kadına yönelik şiddet ve cinayet vakalarını değil, çocuk istismarı, çocuğa yönelik şiddet ve cinayet gibi olayları da etkilediğini belirtti. Çocuklara dayatılan ‘Aile kutsaldır, aile içinde olan aile içinde kalır’ anlayışıyla aile içi istismar, çocuk cinayeti ve çocuğa yönelik şiddet suçlarının artması ve üzerinin kapatılması sonuçlarını vurgulayan Osmanoğulları, konuşmasını şöyle noktaladı:
“Ayrıca aile yılı sadece kadına yönelik şiddeti cinayeti de etkilemiyor. Aile Yılı’nı okullarda anlatıdırlar. Okullarda çocuklara diyorlar ki ‘Aile kutsaldır, mahremdir. Ailenizde ola şeyleri kimseye anlatmayın’ Bugün çocuk istismarı olaylarının çoğunu okullarda rehber öğretmenler ortaya çıkarıyor değil mi? Ailede bir istismar varsa, şiddet varsa bunu genelde çocuk okulda rehber hocasına arkadaşına ya da sınıf öğretmenine anlatır. Ancak bu politikada çocuğa ailede olanın ailede kaldığı, ailenin kutsal olduğu, ailede olanın hiç kimseye anlatılmaması gerektiği anlatılıyor. Bu politika beraberinde çocuk istismarının aile içi çocuk cinayetinin çocuk şiddetinin de artmasına ve üzerinin kapatılmasına sebep oluyor.”
Bakmadan Geçme

