İzmir'de rant pazarına hobi bahçesi kılıfı: Tarım arazileri betona teslim
İzmir'de hobi bahçesi adı altında tarım arazilerinin parçalanarak yapılaşmaya açılması, rant ve çevre tahribatı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Selçuk Karakülçe, yaşananları 'başkaldırı' olarak değerlendirirken EGEÇEP Eş Sözcüsü Seher Gacar, tarım arazilerinin rant uğruna yok edildiğini belirterek üreticinin ve doğanın kaybettiğine dikkat çekti.
Şilan KOCADAĞ/İzmir Gaste- İzmir’de tarım arazilerinin hobi bahçeleri adı altında parçalanarak yapılaşmaya açılması, bu alanların çevreye ve tarımsal üretime etkileri ile uygulamadaki sorunlar tartışma konusu olmaya devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi ve Tarım, Orman ve Hayvancılık Komisyonu Başkanı Selçuk Karakülçe ile Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) Eş Sözcüsü Seher Gacar, hobi bahçelerinin ekonomik, çevresel ve tarımsal sonuçlarına dikkat çekti. Karakülçe, vatandaşların ekonomik koşullar nedeniyle alternatif yaşam alanlarına yönelmesini “Tüm bunlar bir başkaldırıdır” sözleriyle değerlendirirken, tarım arazilerinin korunması için yerel yönetimlerle merkezi idarenin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Gacar ise hobi bahçelerinin tarım arazilerinin parçalanmasına, üretimin zarar görmesine ve rant oluşmasına yol açtığını belirterek, “Kazanan rant çevreleri, kaybeden arazisini ucuza satan köylü ve çiftçi” dedi.
Karakülçe: Tüm bunlar bir başkaldırıdır!
Selçuk Karakülçe açıklamasında, “Tarihî süreç bize şunu öğretmiştir: İnsanlar, şartlar zorlaştığında kendi çözümlerini üretirler. Yönetici kademelerinin bu gerçeği çok iyi bilmesi gerekiyor. Ülkemizde yaşanan ekonomik dengesizlikler, gelir dağılımındaki bozulma ve orta gelir grubunun giderek ortadan kalkması sonucunda son dönemde üç önemli hareket öne çıkıyor: İnsanların paylı mülkiyet yoluyla tarım arazilerine yönelerek kendilerine yaşam alanları oluşturmaya çalışması, karavanlara ilginin artması ve elektrikli motorların yaygınlaşması. Aslında bütün bunlar bir başkaldırıdır. Vatandaş, ekonomik koşullar karşısında kendi çözümünü üretmeye çalışarak yöneticilere, ‘Bize alan açın, biz bu şartlarda istediğimiz gibi yaşayamıyoruz’ mesajını veriyor. Bugün bahçe içerisinde küçük bir ev yapmak için 50-60 milyon liralık bütçelerden söz ediliyor. Aileyle bir hafta tatil yapmak için karavan sahibi olmak isteyenlerin 150-200 bin lirayı gözden çıkarması gerekiyor. Kendi aracıyla ulaşım sağlamak isteyen vatandaş ise bir depo yakıt için 4-5 lira harcamak zorunda kalıyor. Asgari ücretin 28 bin lira, emekli gelirlerinin 23-24 bin lira seviyelerinde olduğu bir ortamda insanların ev sahibi olması, seyahat etmesi ve tatil yapması giderek zorlaşıyor. Vatandaş bu koşullarda kendi çarelerini ararken ortaya çıkan durum, aynı zamanda ekonomik baskılara karşı bir tepki niteliği taşıyor” dedi.
“Tarım arazilerinin korunması konusunda harekete geçilmeli!”
Süreç içerisinde yeni bir rant alanının da oluştuğunu belirten Karakülçe, “Paylı mülkiyet sistemi üzerinden tarım arazileri ucuza alınıyor ve bu alanlarda çeşitli yapılaşmalar ortaya çıkıyor. Elbette tarım arazilerinin bu şekilde yapılaşmaya açılmasına karşıyız. Fakat burada önemli bir çelişki var: Vatandaşın küçük bir yaşam alanı oluşturmak için yöneldiği tarım arazileri denetlenirken, başka alanlar Çevre ve Tarım bakanlıklarından alınan ‘Tarım dışıdır’ veya ‘Tarım niteliğini yitirmiştir’ şeklindeki değerlendirmeler ve kamu yararı belgeleriyle beton depolarına, sanayi tesislerine ve iş merkezlerine dönüştürülebiliyor. Dünyada en fazla tarım arazisi kaybeden ülkeler arasında üçüncü sırada yer aldığımız belirtilirken bu kaybın giderek artması kabul edilemez. Tarım arazilerinin korunması konusunda bir an önce harekete geçilmeli, ancak aynı zamanda vatandaşları bu tür alanlara yönelten ekonomik koşullar da göz önünde bulundurulmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Ankara'nın yerel yönetimlere kulak vermesi gerekiyor”
Karakülçe, belediyelerin karşı karşıya kaldığı sorunların da oldukça ciddi olduğunu söyleyerek, “Kaçak bir yapı tespit edildiğinde yıkım kararı uygulanmak isteniyor, ancak belediye doğrudan vatandaşın tepkisiyle karşılaşıyor. Yıkımın maliyeti, kolluk kuvvetlerinin desteği ve uygulama sürecinde yaşanan güvenlik sorunları belediyelerin işini zorlaştırıyor. Üstelik yıkım ihalelerine katılan müteahhitler de bu tür işlere girmek istemiyor. Belediyelere yeterli kaynak ve güvenlik desteği sağlanmadan bütün sorumluluğun yerel yönetimlere yüklenmesi doğru değildir. Ankara'dan alınan izin ve belgelerle yerel yönetimlerin kararları etkisiz hâle getirilebiliyor. Bu durum, belediyelerin hem yetkilerini hem de sorumluluklarını tartışmalı hâle getiriyor. Ankara'nın yerel yönetimlere kulak vermesi ve karar süreçlerinde yerinde yapılan tespitleri dikkate alması gerekiyor” şeklinde konuştu.
“İnsanlar neden kendi çözümlerini üretmek zorunda kaldı?”
İnsanları kendi imkânlarıyla çözüm aramaya iten koşulları görmezden gelerek yalnızca kaçak yapılarla mücadele etmenin yeterli olmadığını açıklayan Karakülçe, “Belediyelerin yıkım yapmak zorunda bırakıldığı bir sistem yerine, bakanlıklarla yerel yönetimlerin sürekli istişare ettiği, sorumlulukların paylaşıldığı ve ortak çözümlerin üretildiği bir yapı kurulmalıdır. Vatandaşın anayasal haklarını kullanabilmesi, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi ve tarım arazilerinin gelecek nesillere aktarılabilmesi için kalıcı düzenlemelere ihtiyaç vardır. Öncelikle şu soruya cevap verilmelidir: İnsanlar neden bu noktaya geldi ve kendi çözümlerini üretmek zorunda kaldı? Bu sorunun cevabı verilmeden, yalnızca sonuçlarla mücadele ederek sorunu çözmek mümkün değildir” ifadelerine yer verdi.
Gacar: Kazanan rant çevreleri, kaybeden arazisini ucuza satan köylü ve çiftçi
Hobi bahçelerinin oluşturduğu ekonomik düzene ilişkin değerlendirmelerde bulunan Av. Seher Gacar, “Hobi bahçelerinde sistem şu şekilde işliyor: Kâr hırsıyla hareket eden ve parası olan kişiler, tarım arazilerini köylünün elinden nakit ve peşin ödeme cazibesiyle ucuza alıyor” dedi. Arazilerin fiziken küçük parçalara bölündüğünü, altyapı hatlarının döşendiğini ve ardından gayriresmî biçimde satış yapılarak zilyetliğin devredildiğini belirten Gacar, “Araziyi alırken metrekare başına ödenen paranın 10-20 katı fazlasına ulaşan birim fiyatlarla yapılan yasa dışı satışlardan büyük rant elde ediliyor. Kısacası kazanan rant çevreleri, kaybeden ise arazisini üç kuruşa satan köylü ve çiftçi” değerlendirmesinde bulundu.
“Tarım arazileri yapılaşmayla yok ediliyor”
Hobi bahçelerinin yoksul halkın doğal yaşama erişimini sağlayan masum alanlar olarak sunulmasına karşı çıkan Gacar, İzmir’in farklı bölgelerindeki yapılaşmalara dikkat çekti. Gacar, “Yoksul halkın doğal yaşama erişim imkânı olarak lanse edilen, masum gösterilmeye çalışılan hobi bahçeleri için yalnızca İzmir çevresine bakmak bile tarım alanlarının nasıl mahvedildiğini anlamak için yeterli” dedi. Buca Kaynaklar’da tarım arazilerinin yüksek taş duvarlarla çevrili, havuzlu villalarla talan edildiğini belirten Gacar; Bornova Çiçekli Köy, Menderes, Seferihisar, Ürkmez ve Kemalpaşa’daki yapılaşmalara da işaret etti. Kaynaklar’daki bir tarım arazisinin 2018 ve 2025 yıllarına ait uydu görüntülerinin dönüşümü gözler önüne serdiğini belirten Gacar, “Bu görüntüler, hobi bahçelerinin ne anlama geldiğinin özeti gibi” ifadelerini kullandı.
“Bilinçsiz kullanım, gerçek üreticiyi de zarara uğratıyor”
Tarım arazilerinin küçük parçalara bölünmesinin yalnızca yapılaşma ve çevre tahribatıyla sınırlı kalmadığını vurgulayan Gacar, bunun tarımsal üretime de ciddi zararlar verdiğini belirtti. “Tarım arazilerinin bölünmesi üretimdeki verimliliği düşürüyor” diyen Gacar, amatör kişilerin bilinçsiz uygulamalarının çevrede üretim yapan çiftçileri de etkilediğini ifade etti. Gacar, “Tarımsal üretimde bilinçsiz kullanılan ilaçlar ve kimyasallar çevreye zarar verdiği gibi, hastalık ve zararlılarla mücadele edilmeden yetiştirilmeye çalışılan ürünler de hastalıkların çevredeki tarlalara ve meyve bahçelerine yayılmasına neden olabiliyor” dedi. Arazilerin 200-300 metrekarelik alanlara bölünerek çok sayıda kişiye kullandırılmasının atık ve kirliliği artırdığına dikkat çeken Gacar, “10 dekar arazide bir ailenin yaşamasıyla ortaya çıkacak atıkla aynı alanın 200-300 metrekarelik parçalara bölünerek 35-50 aile tarafından kullanılması sonucu ortaya çıkacak atık arasında korkunç bir fark var” değerlendirmesinde bulundu.
“Tarım arazileri oy kaygısıyla etkisiz hale getirilmemeli”
Yönetmelikte hobi bahçelerine yönelik özel hükümlerin de bulunduğunu belirten Gacar, tarım arazilerinde tescili mümkün olmayan fiilî hisseler oluşturarak zilyetlik devri yapan veya bu işlemlere aracılık edenler hakkında Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasının ve ilgili tüzel kişilere idari para cezası uygulanmasının öngörüldüğünü kaydetti. Gacar, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Bu gerçekleşirse, yapanın çoğu zaman yanına kâr kaldığı ülkemizde bir kez daha yasalara, doğaya ve herkesin hakkına saygılı olanlar değil; yasaları hiçe sayan, doğayı talan eden ve rant peşinde koşan taraf af ile ödüllendirilmiş olacak. 5403 sayılı Kanun’un işlevselliğini artırarak tarım arazilerindeki yapılaşmayla mücadelede ve talan edilen alanların yeniden tarımsal üretime kazandırılmasında etkili olabilecek bir düzenlemenin, popülist yaklaşımlar ve oy kaygısıyla etkisiz hâle getirilmesine izin verilmemelidir.”
Bakmadan Geçme


