• Haberler
  • Güncel
  • Eğitimde ücretli öğretmen çıkmazı: Kölelik koşullarında yaşam savaşı veriyorlar!

Eğitimde ücretli öğretmen çıkmazı: Kölelik koşullarında yaşam savaşı veriyorlar!

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir 5 No'lu Şube Başkanı Savaş Candemir, Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan ücretli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerle benzer görev ve sorumlulukları taşımasına rağmen aynı haklardan yararlanamadığını belirtti. Candemir, ücretli öğretmenlerin kölelik koşullarında çalıştırıldığını ifade etti

Şilan KOCADAĞ/İzmir Gaste- Milli eğitime bağlı okullarda görev yapan yaklaşık 100 bin ücretli öğretmen düşük ücret, eksik sigorta ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir 5 No'lu Şube Başkanı Savaş Candemir, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan ücretli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerle benzer görev ve sorumlulukları taşımasına rağmen aynı haklardan yararlanamadığını belirtti. Öte yandan Candemir, ücretli öğretmenlerin “kölelik koşullarında” çalıştırıldığını ifade etti. Ücretli öğretmenlikte görevlendirmelerin şeffaf yürütülmediğini öne süren atama bekleyen öğretmen S.S. ise torpil iddialarını gündeme getirerek, “Ücretli öğretmenlik için bile birilerinin elini öpmemiz, ayaklarına kapanmamız lazım” dedi.

Eğitimde ücretli öğretmen çıkmazı: Kölelik koşullarında yaşam savaşı veriyorlar!

Candemir: Kölelik koşullarında çalışıyorlar!

Milli eğitime bağlı okullarda yaklaşık 100 bin ücretli öğretmenin çalıştığını belirten Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir 5 No'lu Şube Başkanı Savaş Candemir, “Bu öğretmenler, kadrolu çalışan meslektaşlarıyla aynı üniversitelerden mezun, aynı yeterliliğe sahip insanlardır. Eğitim öğretim faaliyetleri kapsamında ders işlenişi, öğrencilerle ilgili çalışmalar, not ve davranış değerlendirme gibi konularda ücretli öğretmenler ile kadrolu öğretmenler benzer yetkiye sahiptirler. Konu çalışma yaşamına geldiği zaman her şey bir anda değişiyor. Ücretli öğretmen arkadaşlarımız, yaptıkları işin karşılığında insanca yaşayacakları bir ücret alamıyorlar. Haftada 30 saat olmak üzere girdikleri ders saati ücretini alıyorlar. Sigortaları sadece girdikleri saat kadar yatırılıyor; sürekli aynı okulda çalışsalar dahi kıdem tazminatları birikmiyor. Tatillerde bayramlarda ücret alamıyorlar. İşsiz kaldıklarında işsizlik maaşı başvurusu yapamıyorlar. Açıkça söylemek gerekirse kölelik koşullarında çalışma yaşamına devam ediyorlar. Bu yaşanan sıkıntılar yetmiyormuş gibi atamaları bir kritere bağlı olarak değil, tanıdığı olanların, torpili olanların öncelikli atandığı; ulaşımı kolay, imkânları daha fazla olan okullarda daha çok torpili olanların çalıştığı durumlar söz konusudur” dedi.

“Bakanlığın 100 binlerce açığı kapatmak için atama yapması gerekiyor”

Candemir açıklamasının devamında, “En verimli çağlarında ücretli öğretmen olarak kısmi sigortalı, kıdem tazminatı olmadan, 20 bin ile 30 bin TL arasında bir paraya öğretmen arkadaşlarımızın ücretli olarak çalıştırılmasını kabul etmiyoruz. Bakanlığın, 100 binlerce öğretmen açığını kapatmak için kadrolu öğretmen ataması yapması gerekmektedir. Böylece ücretli çalışan öğretmen arkadaşlarımız kadrolu istihdam edilir, yaşanan bu sıkıntı ve problemlerin de büyük kısmı çözülmüş olur” ifadelerini kullandı.

Ücretli öğretmen S.S.: “Birilerinin ayaklarına kapanmamız lazım”

İzmir’de atama bekleyen ve geçimini ücretli öğretmenlik yaparak sağlamaya çalışan öğretmen S.S., eğitim sisteminde yaşadığını belirttiği sorunları anlattı. Ücretli öğretmenlerin düşük ücretlerle çalıştırıldığını ve görevlendirmelerde torpilin etkili olduğunu öne süren S.S., öğretmenlerin mesleklerini yapabilmek için dahi çeşitli bağlantılara ihtiyaç duyduğunu söyledi.

“Ücretli öğretmenlik için bile birilerinin ayaklarına kapanmamız lazım”

S.S., “O kadar yıl okuyorsun, emek veriyorsun. O kadar mücadele ediyorsun ama sonrasında bakıyorsun, ücretli öğretmenlik için bile birilerinin elini öpmemiz, ayaklarına kapanmamız lazım. Herkesin arkası sağlam” ifadelerini kullandı.Ücretli öğretmenlerin çalışma koşullarına da değinen S.S., ücretlerin günlük yevmiye hesabı üzerinden ödendiğini ve bu nedenle gelirlerin oldukça düşük kaldığını belirtti.

“Tasarruf politikaları nedeniyle atamalar düştü”

Özellikle çocuk gelişimi ve okul öncesi öğretmenliği alanındaki atamalara dikkat çeken S.S., “2022'de bir ara 7 bin kişi aldılar. O kadar yüksek bir alımdı ki bir anda çok fazla öğretmen atandı. Şimdi ise tasarruf politikaları nedeniyle bu sayı 400-500'lere kadar düşüyor neredeyse” diye konuştu.

“Süreç ne yazık ki şeffaf ilerlemiyor”

Ücretli öğretmenlikte görevlendirme süreçlerinin şeffaf yürütülmediğini öne süren S.S., Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde tanıdık ilişkilerinin belirleyici olduğunu savundu. S.S., “Ücretli öğretmenlikte atamalar yapılırken süreç ne yazık ki şeffaf ilerlemiyor. Milli Eğitim’de tanıdığı veya devrede tanıdıkları olanlar varken sıra diğer adaylara gelmiyor” dedi.

S.S., görevlendirme sonrasında ise norm fazlası durumuna düşen kadrolu öğretmenlerin farklı branşlardan özel eğitim alanına yönlendirildiğini iddia ederek, “Bir şekilde sisteme girdikten sonra ise devlet tasarruf tedbirleri adı altında okullarda norm fazlası durumuna düşen kadrolu öğretmenleri değerlendiriyor. İngilizce veya matematik öğretmenleri gibi farklı branşlardaki kadrolu öğretmenler, sadece 80 saatlik bir eğitim verilerek özel eğitim alanına atanabiliyor” ifadelerini kullandı.

Eğitimde ücretli öğretmen çıkmazı: Kölelik koşullarında yaşam savaşı veriyorlar!

“Eğitim seviyesi ve uzmanlık alanına bakılması gerekiyor”

Kendi yaşadığı süreci de anlatan S.S., ücretli öğretmenlerin göreve başlamasından kısa süre sonra norm fazlası kadrolu öğretmenlerin görevlendirilmesi nedeniyle bazı ücretli öğretmenlerin işini kaybettiğini öne sürdü. S.S., “Biz ücretli öğretmenler göreve başladıktan iki hafta sonra norm fazlası olan bu kadrolu öğretmenlerin tayinleri çıktı. Bir okulda örneğin beş ücretli öğretmen varken kimin görevine son verileceği belirlenirken eğitim seviyesine ya da uzmanlık alanına bakılması gerekir” diye konuştu.

“Tanıdığı olana dokunulmuyor”

Özel eğitim alanında deneyim ve uzmanlığın dikkate alınması gerektiğini savunan S.S., “Özel eğitim geçmişi veya sertifikası olmayanların elenmesi beklenirken, okullarda tanıdığı olan veya eşleri idareci olan kişilere dokunulmuyor. İtiraz edildiğinde ise formaliteden kuralar düzenlenip keyfi kararlar alınıyor ve haksız yere öğretmenlerin işine son veriliyor” ifadelerini kullandı.

“Özel eğitime muhtaç çocukların hakkı yeniyor”

Yaşananların yalnızca ücretli öğretmenleri değil, özel gereksinimli öğrencileri ve velileri de etkilediğini belirten S.S., “Burada iki büyük sorun ve mağduriyet ortaya çıkıyor. Birincisi, alanında uzman ve sertifikalı öğretmenler yerine deneyimsiz kişilerin çalıştırılması ve akraba-tanıdık kayırmacılığı yüzünden ücretli öğretmenlerin mağdur edilmesidir. İkincisi ve en önemlisi ise özel eğitime muhtaç çocukların hakkının yenmesidir” dedi.

“Bu sistem çocukların ve velilerin haklarını gasp ediyor”

S.S., farklı branşlardan özel eğitim alanına yönlendirilen öğretmenlerin yeterliliğinin tartışılması gerektiğini belirterek, “Farklı branşlardan gelen kişilerin bu çocuklara nitelikli eğitim veremeyeceği açık. Bu sistem hem öğretmenlerin hem de özel gereksinimli çocukların ve velilerin haklarını gasp etmektedir” ifadelerini kullandı

İzmir Gaste | izmirgaste | - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
Şilan KOCADAĞ

Bakmadan Geçme