Altın olmadı, telefon devreye girdi: Emekliye senetsiz nakit tuzağı
Emekli ve kamu çalışanlarına 'kefilsiz, senetsiz kredi' ve altın vaadiyle ulaşan bir sistemde, vatandaşların cep telefonu alım-satımı üzerinden nakit ihtiyacının karşılandığı ortaya çıktı. Mağazadan alınan telefonların kısa sürede satılmasıyla 70-80 bin lira civarında nakit elde edilirken, bu para daha yüksek bir toplam tutar üzerinden taksitlerle geri ödeniyor.
Arda Can KILIÇ- Otobüs duraklarında, reklam panolarında ve sosyal medyada “emekliye kredi”, “kefilsiz, senetsiz kredi” ve altın vaadiyle vatandaşlara ulaşan sistem, daha sonra emekli ve kamu çalışanlarını, mağazalardan telefon alım-satım sürecine dahil ediyor. Satın aldıkları telefonları kısa süre içerisinde nakde çeviriyorlar ardından vatandaşlar aldıkları bu parayı, faizli şekilde daha yüksek bir tutar üzerinden taksitlerle geri ödemek zorunda bırakılıyor . Bu yöntemle, nakit ihtiyacı bulunan vatandaşlara telefon alım-satımı üzerinden para sağlanırken, geri ödeme daha yüksek bir tutar üzerinden taksitlendirilerek yapılıyor.
Altın yerine telefon
Emekli ve kamu çalışanlarına yönelik finansman arayışında dikkat çeken bir yöntem ortaya çıktı. Sistemde müşterinin mağazadan iki cep telefonu satın aldığı, telefonların kısa süre içerisinde elden çıkarılmasıyla yaklaşık 70-80 bin lira nakit elde edildiği ve bu paranın daha yüksek bir toplam tutar üzerinden taksitlerle geri ödendiği belirtiliyor. Daha önce aynı çevrede altın üzerinden gerçekleştirildiği belirtilen uygulamanın ise şu aşamada yapılamadığı, bunun yerine telefon üzerinden işlem gerçekleştirildiği ifade ediliyor.
Para telefon üzerinden nakde dönüşüyor
Sistemin işleyişinde tüketici önce mağazadan cep telefonlarını satın alıyor. Ardından telefonlar yeniden satılarak nakit paraya çevriliyor. Böylece tüketicinin eline, satın aldığı ürünlerin bedelinden daha düşük bir miktarda nakit geçtiği; buna karşılık geri ödeme planının daha yüksek bir toplam tutar üzerinden oluşturulduğu belirtiliyor. Sistemde 70-80 bin lira civarında nakit elde eden bir müşterinin, belirlenen vade sonunda bu tutardan daha yüksek miktarda ödeme yaptığı aktarılıyor. Aradaki fark ise işlem sırasında “faiz” olarak ifade ediliyor.
Kredi değil, borç tuzağı
“Emekliye kredi”, “kefilsiz-senetsiz nakit” gibi ifadelerle pazarlanan bu yöntem, gerçekte tüketicinin nakit ihtiyacını bir telefon alım-satım işlemi üzerinden karşılamaya dayanıyor. Vatandaşın eline geçen nakit ile geri ödemek zorunda bırakıldığı toplam tutar arasındaki fark ise dikkat çekici bir maliyet oluşturuyor. Özellikle kredi kullanmakta zorlanan emekliler ve kamu çalışanlarını hedef alan bu ilanlar, kolay ve hızlı nakit vaadiyle cazip gösterilirken, vatandaşları yüksek geri ödeme yükünün altına sokabiliyor. Üstelik işlemin “kredi” yerine telefon alım-satımı üzerinden kurgulanması, yöntemin gerçek niteliği konusunda da soru işaretleri yaratıyor.
Bakmadan Geçme